oysa, ilişkide 'teşekkür'e yer yoktur —, olamaz: kişilerden birinin öbürü için yaptığı bir şey, öbürü açısından gerçi bir 'lütuf' gibidir (bir armağan...); ama, yapan kişi açısından, bir 'ödev' gibidir (kant'ın anlamında) : kişinin yapması gereken; yapmazlık edemeyeceği, bir şeydir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“And I’m so sick, I’m so confused, because I want him, I want him and I want Adam, too, and I want too much and I've never felt more like a monster than I have tonight.” (Juliette) (s. 345)
ilk kitaptan daha iyi olduğunu söylemekle birlikte Juliette yüzünden hayalkırıklığına uğradığımı belirtmeliyim... ilk kitabın güzel bir giriş yapamadığından ötürü zayıf kaldığını düşünüyorum, bu kitaptaysa... ne bileyim.
Adam'a ve Juliette'e sinir oldum. Warner'a ise gittikçe ısınmaya başladım. Juliette başa koyduğum sözü aklından geçirirken acaba ne düşünüyordu diye düşünüyorum... aklım almıyor ya. tamam küçüksün, 17 yaşındasın, hatta 3 yıldır doğru düzgün insan yüzü görmemişsin, ki 3 yıldan fazla da diyebiliriz... ama ne bileyim of. hoşuma gitmedi davranışları. onun dışında gittikçe Warner'a, hayatına yakınlaşmamız güzeldi. karakter derinlikleri henüz yeni yeni ortaya çıkıyor (Juliette sağ olsun etrafına pek bakmıyor). ama kızımızı da çok suçlamak istemiyorum. travmaları Omega Point'e katıldıktan hemen sonra öylece havaya karışıp gitmedi, onunla kaldı, onu zorladı. kitabın sonuna doğru yaşadığı şey sayesinde gözü açılmıştır artık diye ummaktan başka yapabileceğim tek şey sonraki kitabı okumak.