Bir yaprak sadece düşer. Bir yüzünü saklamaya
kalkmaz. Neyse odur. "İyi görünmeye" kalkmaz.
Sadece güzel tarafını, yüzünün zayıf gösteren
yanını, bedeninin fit gösteren açısını hesaba
katmaz. Doğaldır ve açıktır. Daldan düşmekten
de gözden düşmekten de korkmaz.
Ebedi ayrılık yoktur, görüşmek üzere ayrılmak vardır. Hasreti
arttıran ve sevgiyi tazeleyen bir moladır ölüm. Vefat edenle-
rin bize söylediği cümle, “elveda" değil, “görüşmek üzere”dir.
"Elmassss bunlaaaarrr!" diye çığlık atıyor. "Çok değerliler!" Ona göre öyle. Ben de ciddiye alıyorum. "Oğlum, onlar sadece cam parçası, sıradan taşlar..." desem de değişmiyor durum. Çünkü o çocuk. İnsan olmanın saf halini yaşıyor, özünü
temsil ediyor.
Bir de biz büyüklerin "Elmasss!" dedikleri var. Uğrunda kan
döktükleri elmas. Paha biçemedikleri elmas. Çocuğun elmas
sandığı cam parçası değil, gerçek elmas. Bana sorarsanız, o
elma da "bize göre" öyle. Ben de ciddiye almıyorum. "Kardeşim, onlar sadece cam parçası, sıradan taşlar." desem de değişmiyor durum. Koca koca adamlar. Önemli kadınlar... Mühim iş adamları. Ciddi iş sahipleri. Piyasadan haberdar olanlar.
Diyorum ki: "Çekin bakalım insanları yeryüzünden. Alın
insanın bakışını eşyanın üzerinden. Bakın, altının kıymeti kalıyor mu? Anlayın, elmas kıymetli mi hâlâ? Tüm bu piyasa işleri, değerli taşlar, envanterler, karatlar, ayarlar vs. bizim birbirimize anlattığımız, anlattıkça inandığımız hikâyeler sadece..."
O çocukça tutuştan başka sermayemiz yok: Tuttuğumuzu
altın yapıyoruz. Sevdiğimizi elmas yapıyoruz. Hepsi bu... Değerli dediğimiz biz değer verdiğimiz için değerli, değerli dediğimiz için değerli. Sadece bu...
Değer, insanın bakışında başlıyor. Değer, insanın bakışına
bakıyor. Bakışı elmas insanın.
Kıraathane, havalimanı, metro istasyonu, şehir meydanı,
kafe gibi uğultulu yerlerde kitap okumayı seviyorum. Sevmekten öte tercih ediyorum. Belki de oradaki uğultunun anlamsız
gelişinden bir kaçış bu. Gürültü ve kitap birbiriyle uyumlu aslında. Kitap, dışarıdan bakıldığında, muazzam bir sessizliktir.
Muazzamdır kitapların sessizliği; çünkü içinde hikmet taşır,
çünkü sadece dinleyene konuşur. Saygılıdır kulağı olmayana bile.