Puan vermedi·280 syf.··
2026 7. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 12:02
JÖH PÖH Silopi Hendeklerinde kitabı, hendek operasyonlarının atmosferini okuyucuya sert ve yoğun bir şekilde hissettiren eserlerden biridir. Kitapta özellikle şehir çatışmalarının ne kadar zor geçtiği, operasyon bölgelerindeki psikolojik baskı ve özel harekât personelinin yaşadığı fiziksel zorluklar ön plana çıkarılıyor. Eserin en güçlü tarafı, olayları sadece çatışma üzerinden değil; askerlerin duyguları, ekip ruhu, fedakârlıkları ve operasyon psikolojisi üzerinden de anlatmasıdır. Dar sokaklarda ilerleyen timler, tuzaklanmış binalar, gece operasyonları ve sürekli ölüm tehdidi altında görev yapmanın ağırlığı okuyucuya yoğun şekilde aktarılıyor. Bu yönüyle kitap, klasik bir savaş anlatısından çok “sahadaki insan” tarafını göstermeye çalışıyor. Dil olarak sade ve akıcı bir anlatımı olduğu için hızlı okunuyor. Özellikle askerî operasyonlara, JÖH-PÖH birliklerine ve yakın dönem terörle mücadele süreçlerine ilgi duyan okuyucular için sürükleyici bulunabilir. Bazı bölümlerde duygusal ton oldukça yükselirken bazı bölümlerde operasyon detayları ön plana çıkıyor. Kitap aynı zamanda şehir savaşlarının ne kadar yıpratıcı olduğunu da gösteriyor. Sadece çatışan taraflar değil, bölgedeki yaşamın tamamen değişmesi, sokakların savaş alanına dönmesi ve operasyonların toplum üzerindeki etkileri de hissediliyor. Genel olarak değerlendirildiğinde, JÖH PÖH Silopi Hendeklerinde; aksiyon, gerçek operasyon atmosferi ve özel harekât temalı kitap sevenler için etkileyici ve sert bir okuma deneyimi sunan eserlerden biri olarak öne çıkıyor.
Jöh - Pöh Silopi HendeklerindeYeşil Bozlak · 2020121 okunma
Metropolis
4/10
·245 syf.··
2026 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 22:44
Bu kitabı Bilim-kurgu’da bir klasik olduğu için okudum ve özellikle Star Wars’ın C-3PO’yu metropolisten esinlendiğini öğrenince bu kitaba karşı olan heyecanım ve beklentim arttı fakat beni hayal kırıklığına uğrattı. Kitap beni betimlemeleriyle boğdu. En basit betimlemeleri öyle bir derinlemesine yazılmış ki, cümleyi bitirdiğinizde hikayede nerede kalmıştım diye düşünüyorsunuz. Betimlemeler o kadar uzun ve gereksiz karmaşıktı ki açıkçası ben kafamda şehri canlandırmakta zorladım. Öncelikle spoiler içeren kitap özetini yazıp daha sonra incelememin devamını yazacağım o yüzden yalnızca incelemeyi okumak isterseniz aşağı kaydırın. Roman, geleceğin devasa şehri Metropolis’te geçer. Şehir ikiye bölünmüştür: Yukarıda, gökdelenler, bahçeler ve lüks içinde yaşayan yönetici elit sınıf. Aşağıda, makinelerin başında durmaksızın çalışan işçiler. Şehrin yöneticisi Joh Fredersen’dir. Metropolis’in düzeni, katı bir sınıf ayrımına dayanır. İşçiler yeraltında makinelerle neredeyse organik bir bütün hâlinde çalışırken, yukarıdaki elit sınıf onların emeği sayesinde konfor içinde yaşar. Joh Fredersen’in oğlu Freder, ayrıcalıklı bir hayat sürmektedir. Ancak bir gün yeraltından gelen işçi çocuklarını ve onların başında bulunan Maria’yı görür. Maria, işçilere umut aşılayan, barışçıl ama güçlü bir figürdür. Freder ilk görüşte Maria’dan etkilenir ve onun rehberliğinde yeraltı dünyasını keşfetmeye karar verir. Freder, makinelerin başında çalışan işçilerin ne kadar ağır koşullarda yaşadığını görür. Bir sahnede, dev bir makineyi Moloch adlı bir canavar olarak hayal eder; işçiler adeta kurban edilmektedir. Bu sahne, romanın en çarpıcı metaforlarından biridir: Sanayileşme insanı yutmaktadır. Maria, işçilere sabırlı olmalarını ve bir “arabulucu”nun geleceğini söyler. Ona göre baş (yönetici
MetropolisThea Von Harbou · İthaki Yayınları · 202527 okunma
Reklam
Zengin Görünsün Diye Her Şeyin Konduğu Bir Salata Gibi
1/10
·312 syf.··
2025 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2025 00:58
Merhabalar, ben Sülde Yine bir incelemeyle buradayım. Yazarın çıkan olaylarından sonra kitabın gerçekten nasıl bir şey olduğunu anlamak adına ilk işim kitabı edinmek oldu. Çıkan olaylardan ayrı olarak hiçbir önyargı beslemeden kitabı okudum. Aslında okumadan önce düşüncem ithafı ve İkbal Uzuner'in adını kullanmasıyla kitabın sonundaki olayın çelişkisini en çok eleştireceğim yer olacağı yönündeydi ama kitabı okurken böyle olmayacağını net bir şekilde gördüm. İncelemelerim SPOILER a.k.a SÜRPRİZ BOZAN içerir daima. Bunu bilerek lütfen bu incelemeyi okuyun. Kitap Yerme Geceleri formatında kitabı 3 SAAT BOYUNCA eleştirdiğim podcast'e ulaşmak için linke tıkaynız: youtube.com/watch?v=AxC7GU1... Şimdi geçelim kitaba. 1) Tanrı Hiçlikten Var Etmeyi Unutmuş Kitabın, bunun doğrultusunda yazarın betimle yapmak gibi bir problemi mevcut. Yazar size yarattığı karakterleri, karakterlerin gittiği yerleri, karakterlerin yaşadığı mekânları, kısacası hiçbir şeyi betimlemiyor. İkbal hakkında bildiğim tek şey psikolog olduğu. Kaplan Giray'la ilgili bildiğim şeyler sadece yeşil gözlü, kaslı, yapılı ve uzun boylu olduğu. Bu insanlar neye benziyor bilmiyorum. İkbal'in arkadaş grubunun olduğu sahnelerde yazar "Evet.' dedi Feride." yazmasa kızları birbirinden ayırt etmemin bir yolu yok çünkü yazar size hiçbirini tanıtmıyor. Görünüşleri nedir, bu karakterlerin tavırları nedir, nerede yaşıyorlar, nereye gidiyorlar gibi birçok şey boşlukta süzülüyor. Daha sonrasında işin içine Kaplan Giray'ın ekipten arkadaşları girdiğinde yazar sizlere onları da tanıtmıyor. Dört daha ılıman ve psikoloji seven, Yedi ekip lideri ve mantıkcı, Sekiz teknolojiyle ilgilenen nerd, Aras (Kaplan Giray) Börü Turan'ın yandan çakması. Kitap altındaki notlardan anladığım kadarıyla diğer karakterlerin de
AkvaLeman Veli · İndigo Kitap · 202533 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2025 4. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2025 00:00
Bu kitabı okuyup da kendi özgür iradesiyle telefon,tablet veya pcde saatlerini geçirebilen var mıdır? Hiç sanmıyorum. Elime telefonumu alınca bile bi vicdan azabım başlıyor, akıştan uzaklaşacağım korkusu sarıyor hemen beni. Yazarın bilimsel araştırmaları yerinde gidip incelemesi, dikkat ile ilgili araştırma yapan bilim insanlarıyla görüşmesi nedeniyle bu eser hiç de yabana atılacak bir konumda değil. Şimdi ve yakın gelecekte yüksek ihtimalle olabilecek sorunları çok iyi bir şekilde ele alıp okuyucuya aktarmış olması ve insanları pek çok yönden ikaz ederek uyandırmaya çalışması eserin en önemli yönlerinden biriydi. "Gönüllü modern kölelik" kavramı kendim için tekrardan ısıtılıp önüme çıkarılan bir tema oldu. Üzerinde çok düşündüğüm için yine bir sinirle doldum, yaşadığımız bu dönemde dönmesi gereken çarkın insanları mahvedişlerine sövdüm ve dönüp dolaşıp yine unutkan insan oluşumuzdan dolayı bizi bu çarka mahkum bıraktıklarını gördüm ama kandırarak ama gönüllü. 7'den 70'e hepimizin beyinlerini ele geçirmişler, istedikleri atı koşturuyorlar. Arka planda hayatımızı mahvetmek için çalışan mühendisler var ya. Bunun için gece gündüz mesai yapan, insanların zamanlarını, dikkatlerini daha fazla nasıl çalabiliriz diye kafa yoran insanlar var. İşin kötü yanı kitabı bitirdiğinizde elde ettiğiniz veriler, raporlar, bilimsel istatistiklerden başka bir şey elde edemiyor oluşunuz... Çünkü bu bir kişisel gelişim kitabı değil ya da şunu şunu yaparsan dikkatin hemen yerine gelecek diye direktiflerde bulunan bir el kitabı değil. Kolektif bir çağrıda bulunuyor kitap. Herkes uyanırsa birlik olup bu düzeni değiştirebiliriz diyor. Çünkü tek kişinin baş edebileceği bir konu olmadığını düşünüyor Johann Hari. Bütün olumsuzlukları saydıktan sonra dikkat üzerine spesifik bir cevap bulamadığım
1000Kitap
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
10/10
·226 syf.··
2025 51. kitabı
Gencoy Sümer'in polisiye edebiyata kazandırdığı, kıvrak zekasıyla çözemediği muamma olmayan Dedektif Percule Hoirot ile ilk tanışmamız "Aile Sırrı" romanıyla olmuştu. "Bir Ölüm Kalım Meselesi"nde Percule Hoirot yine zekasını konuşturuyor ve sebep fırsat ilişkisini baz alarak, gözlem yeteneğini de devreye sokarak beş ayrı cinayetin ardındaki sır perdesini kaldırıyor. Gencoy Sümer'in akıcı kalemi, temiz Türkçesi, zekice yazılmış kurguları ile bir çırpıda okunan bir polisiye olmuş. Kitap okurunu nostaljik bir havaya soksa da aslında olaylar günümüz İngiltere'sinde geçiyor. Londra'nın Maida Vale semtinde sadık uşağıyla yaşayan Percule Hoirot'nun muamma çözmekteki yeteneğinin yanı sıra damak zevkine de hayran oluyorsunuz. Gencoy Sümer'in Feneryolu Cinayetleri romanının kahramanı Kerim Ülkü'nün de ünlü bir lokantanın sahibi oluşu, insana iki karakterin ortak bir noktası olduğunu düşündürüyor. Kimsede olmayan, benzersiz bir damak zevki...  Polisiye seviyorsanız, muamma seviyorsanız, polisiye öykü seviyorsanız ve en önemlisi de Percule Hoirot gibi zekâsıyla aklınızı başınızdan alan dedektiflerin vakaları nasıl çözdüğüne şahit olmak istiyorsanız, Bir Ölüm Kalım Meselesi'ni mutlaka okumalısınız. ÖYKÜLER: YILBAŞI GECESİNDE CİNAYET: Percule Hoirot yılbaşı gecesi yemeği için yakın dostu Lord Charles Maxwell ve eşi Lady Catherine tarafından Maxwell Malikânesine davet edilir. Hoirot bu davete epey şaşırır zira Lord Maxwell'in daha önce yılbaşı daveti verdiği görülmemiştir. Yine de bu nazik daveti geri çevirmez. Malikâneye gelir gelmez, uzun yıllardır Maxwelllerin kâhyalığını yapan David Brent'in kulenin balkonundan düşerek hayatını kaybettiğini öğrenir. Olay soruşturulmuş ve sonunda Brent'in kazara balkondan düşüp öldüğü kanısına varılmıştır. Lord ve Lady de aynı düşüncededirler
Bir Ölüm Kalım MeselesiGencoy Sümer · Herdem Kitap · 202132 okunma
10/10
·244 syf.··
Beğendi
·
2024 175. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2024 19:50
"KANLI KÜNYE" "Askerlik kan kokar, emek kokar, barut kokar. Askeri sevmek, asker olmak demektir kızım. Merak etme, askerler de onu beklemeyecek kadınla evlenmezler." Gerçek bir yaşam hikayesinden esinlenerek yazılmış bu eserde Afrindeki destansı mücadelenin her anında vatan için canını hiçe sayan onca askerlerimizin dünyasına da tanıklık ediyoruz. Bu savaş, insanın içindeki vatan sevgisi ve fedakarlığın hikayesi. Her bir karakterin derinlikli ve tasviri okurun karakterlerle bağ kurmasını, onların yaşadıkları duygusal anları da hissediyoruz. Kahraman Türk askerlerimizin zor ama gururlu hayatı. Zordur asker olmak, asker olupta yuva kurmak. Çünkü daima arkada bir kalan bırakır. Kaan Korkmaz vatan sevgisiyle dolup taşan bir yüzbaşı. Çocukluk aşkı Ayşenle düğünlerini yapmanın mutluluğunda. Düğünlerinin ardından balayı için Karadenize doğru yola çıkmışlardı. Mola verdiklerinde Kaan Yüzbaşı'nın karşılaştığı haber; aşkı ve görevi arasında kalmasına sebep olacak ve Vatan aşkı ağır gelmişti. Zeytin Dalı Harekatına katılmak zorunda kalır. Emrindeki Jandarma Özel Harekat Timi ile birlikte Afrinin kilit noktalarından Kel Tepeyi ele geçirmek için mücadele verecektir. Suriyede devam eden Zeytindalı Operasyonu için düğününe gelen güvenlik korucusu Şahin ile sınırın yolunu tutar. Cephedeki savaşlardan ziyade peşini bırakmayan hainler de vardı. Kaan Yüzbaşı ve arkadaşları hain çetesini arkalarında iz bırakmadan çökertmeyi başarırlar. 9 şehit verdikleri bu zorlu mücadelenin ardından Kaan Yüzbaşı yaralı kurtulur. Mücadelenin ardından eşi Ayşen Şırnak'a gelir. Teröristlerin kurduğu tuzak sonrası yüzbaşının aracını patlatılır ve Ayşen şehit olur. Kaan mesleğini bırakır eşi ile hayalini kurduğu Foca'daki evlerinde yaşamaya başlar. Eşinin intikamını almak ağır basar. Kaan intikam gününün
Edebiyat
Kanlı KünyeBurhan Vural · Cinius Yayınları · 202428 okunma
Reklam
Reklam