Fatma Betül

Sabitlenmiş gönderi
Bugün üçte bir asırdan beri yerinden yurdundan atılmış olan Filistin halkı için durum aynıdır. Bu insanlar binlerce yıldan bu yana bu yörede oturmuşlar, çalışmışlar, yaşamışlardır. Şimdi kendi öz vatanlarından atılmışlardır, yahut kendi topraklarında yabancı gibi yaşamaya zorlanmaktadırlar. Bu halkın direnişi anlamsız veya uzak bir tarihi haklar iddiası değil, fakat bizzat kendi yaşayışının köklerine doğru yönelmiş devamlı bir saldırıya karşı ölüm-kalım mücadelesidir.
Duyularımızın son derece dar algı alanları da düşünüldüğünde, sorun iyice tatsız bir hal almaya başlar. Algıladığımız dünyanın bunca zenginliği, aslında biyolojik donanımızın izin verdiği çok dar bir aralıkta alabildiğimiz ipuçlarından kurguladığımız öznel bir hayal dünyasından başka bir sey değildir. Özellikle de ilk bölümlerde, her birimizin beynindeki benzersiz bağlantı haritası üzerine konuştuklarımızı tekrar düsünecek olursak, her birimizin öznel deneyimleri gerçekten de "öznel"dir. Yani bize hastır ve eşi-benzeri yoktur. Bu açıdan hepimiz, kendimize özel bir evren içinde kişisel hayatlarımızı yaşamaya devam ederiz.
1000Kitap
Dış dünyaya ve kendimize dair deneyimlediğimiz her şey; gördüklerimiz, duyduklarımız, hissettiklerimiz, tattıklarımız yahut kokladıklarımız, beynimizin içinde kendisine gelen elektrik sinyalleri tarafından üretilen yorumlardır. Yani dışarıda deneyimlediğimiz "dış dünya", aslında tamamen beynimizin içinde üretilen kapsamlı bir yorumdur. Tamamen kafamızın içinde teşekkül eden bir tecrübe olması, ilk etapta düşünceyi oldukça zorlayan bir konudur. Sadece dış evren de değil; kendimize dair tüm algılarımız da aslında zihnimizde şekillenir. Kısacası, kendimiz de dahil, etrafımızdaki her şey aslında "kafamızın içindedir" (kafamız da dahil!) ve gerçekten dışarıda "ne olduğunu" doğrudan deneyimleme gibi bir şansımız, biyoloik donanımımız gereği mümkün değildir.
1000Kitap
Müzik sadece "hoş zaman geçirmek, rahatlamak veya heyecanlanmak" icin dinlenen ses dizilerinden ibaret değil; müzik doğrudan beynimizi biçimlendirici ve hayatımızı yönlendirici bir etkiye sahip. Bu gerçeği göz önüne aldığımızda ilk ve orta öğretim dönemlerinde ve özellikle okul öncesi dönemde çocuklarımıza verilecek müzik eğitiminin ne kadar dikkatlice planlanması gerektiği bir kez daha ortaya çıkıyor. Ayrıca aileler, müziği sadece bir "dolgu ve eğlence aracı" olarak görüp çocuklarının "kulaklarından girenlere", en azından "ağzından giren" besinler kadar dikkat etmezlerse, ileride öngörülemeyecek sonuçlarla karşılaşmaları hiç șaşırtıcı olmayacaktır. (Zira bu sonuçların birçoğunu zaten günlük hayatımızda yaşıyoruz.)
Alıntı

Fatma Betül

, bir kitabı okumaya başladı
Mecit Ömür Öztürk
8.6/10 · 912 okunma