Kraliyet akademisi'nde öğrencilere gösterilen ana tema tarihsel resimlerdi ama Constable tam bir doğa aşığıydı ve manzara resimleri yaparken kendisini çok daha mutlu hissediyordu.
Bulutlara nerdeyse hareket kazandırdığı ve kullandığı renklerin sıcaklığıyla adeta gerçekmiş gibi algılanan tabloları, ününün yayılmasında etkili oldu.
1824'te Paris Salonu'nda sergilediği 'Saman Arabası' serisiyle Kraliyet Akademisi üyeliğine getirildi. 1819'da yaptığı 'Beyaz At' adlı eser, sanatçının üslubunu tam olarak ortaya koyar.
1800'lü yılların başlangıcında, doğayı bir makina olarak gören anlayış, Romantik şair ve sanatçıların direnişiyle karşılaşmıştır. Örneğin Blake, Goethe ve John Constable, Sanayi Devrimiyle birlikte organik yaşamı ihlal etme kudretini açık bir şekilde ortaya koyan bilimi, dünyayı bir saat düzeneğine dönüştürmekle suçlamışlardır...
Millet, kırsalda yaşayan insanlara ve emekleri-ne büyük saygı duyuyor, onların emeğini ve zorlu yaşam mücadelelerini eserleriyle ölümsüz kılıp yüceltmek istiyordu. Yaptığı her çalışma onların yaşamına duyulan birer saygı duruşuydu. 1854 yılında yaptığı Gübre Serpen Adam da (Peasant Spreading Manure) bunlardan biridir. Millet, ça-lışmaları konusunda çok titiz ve özenliydi, paraya ihtiyacı olsa da acele etmiyor, figürlerin ön plan-da olduğu, pastel renkler ile oluşturulmuş yüksek ufuklu resimlerinden yılda 2-3 adet bitiriyordu.
Başta Jean-François Millet olmak üzere Théo-dore Rousseau ve Charles-François Daubigny gibi sanatçılar Barbizon ekolüne öncülük ettiler. Bu anlamda kendile-rine örnek aldıkları kişi ise (bir önceki kitabımda işlediğim) İngi-liz manzara ressamı John Constable'ın çalışmalarıdır.
1819 yılında kariyerinin en önemli (çıkış) resimlerinden biri olan bir yaz sabahı Stour Nehri üzerinde feribot ile taşınan beyaz atı tasvir ettiği The White Horse'u yaptı. Resim Kraliyet Akade misi'nde sergilendi. "Resim, 1819 Kraliyet Akademisi Sergisi'nde gösterildiğinde büyük ilgi gördü ve Constable'ın arkadaşı Archde acon John Fisher tarafından satın alındı. The White Horse Cons-table'ın satılan ilk resmidir. Constable, 1819'da satılan ilk resmini 1829'da tekrar satın alıp hayatının geri kalanında yanında bulun-durdu."¹⁷ Bu resim sadece Kraliyet Akademisi'nin değil halkın da büyük ilgisini çekmişti. Bu büyük ölçekli resimdeki bitki türleri ve ağaçların her biri Constable'ın paletindeki yeşilin onlarca tonu ile can bulmuştu. Constable, doğayı ve hayat mücadelesini kutsa-madan ne görüyorsa olanca gerçekçiliği ile tuvaline aktardı. Do-ğanın bu hali yeteri kadar etkiliydi, onu tüm canlılığı ve renkleri ile tuvaline aktarması yeterli olacaktı.
Sayfa 168 - ¹⁷Art in The Frick Collection: Paintings, Sculpture, Decorative Arts,
New York: Harry N. Abrams, 1996·Kitabı okudu
“Renoir ve arkadaşları, özellikle John Constable (1776-1837) ve J.M.W. Turner (1775-1851) gibi İngiliz manzara ressamları tarafından başlatılan bir geleneği izliyorlardı. Bu isimler, manzaraları başka resimlerin arka planı olarak kullanmak yerine başlı başına birer resim konusu olarak değerlendiriyorlardı. 1848 Devrimi sürecinde bu düşünceyi izleyen bazı Fransız sanatçılar, gerçekçilik üzerinde yoğunlaşarak ve doğayı konu edinerek, Fontainebleau Ormanı yakınlarındaki Barbizon köyünde resimler yaptılar.”