"John Rawls'un meşhur formülasyonuna göre, adil olan "insaflılık kuralı'na göre belirlenir ve burada toplumun üzerinde mutabakata vardığı kurala uymak, adalettir. Böylesi bir adalet tanımına güvenilebilir mi? Tabi ki hayır. Zira insanların çoğu yanlış üzerinde de ittifak edebilir. Kur'an bize bunu net bir şekilde söyler."
Kabaca biri geniş ölçüde John Rawls diğeri de Jürgen Habermas tarafından etkilenen iki ana okulda tasnif edilebilecek olan müzakereci demokrasinin çok sayıda versiyonu söz konusudur. (...)
...müzakereci yaklaşımın amaçlarından biri -hem Rawls hem de Habermas tarafından paylaşılan bir amaç -liberal demokrasinin, liberalizm ile demokrasi arasında kalan çelişkili doğasını dışa vuran ve böylece hem sağdan hem de soldan tüm eleştirmenlerin yanıldığını kanıtlayan güçlü bir bağ kurulmasından ibarettir.
Vatandaşlar çatışan dini, felsefi ve ahlaki görüşlere sahiptir. Bu nedenle onlar siyasal anlayış farklı ve zıt kapsayıcı doktrinlerine göre ve en azından kısmen farklı gerekçelerle onaylarlar. Ancak bu durum, siyasal anlayışın, anayasal esaslara ilişkin sorunları çözebilecekleri ortak bir bakış açısı olmasını engelleyemez.
Temel yapı içindeki topluluklar ve kurumlar tarafından dolaysız olarak takip edilecek adalet ilkelerine yerel adalet ilkeleri diyebiliriz.9 O halde içerinden dışarı doğru üç adalet düzeyine sahibiz: Birincisi, yerel adalet, (dolaysız olarak kurumlara ve topluluklara uygulanan ilkeler); ikincisi yurt içi adalet (toplumun temel yapısına uygulanan ilkeler); son olarak, küresel adalet (uluslararası hukuka uygulanan ilkeler).
9 Burada Jon Elster'in aydınlatıcı eseri Local Justice'i takip ediyorum (New York: Russel Sage Foundation, 1992).