Jönler
8/10
·204 syf.··
2026 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:39
Kitap 1910 yılında basılmış. Karakterlerin çoğu o dönem yaşamış gerçek kişiler sadece isimleri değişmiş. Kitabın türü roman ama siz bir olay örgüsü beklemeyin. Mısırda bulunan bir grup jön türk'ün kahvede, meyhane ve ya birilerinin evinde toplanıp, istanbul'daki haberlerden, gelişen olaylardan ve o dönemde çıkan gazete haberlerini değerlendirmeleri anlatılıyor kitapta. Mısır'ın sosyolojisi ve coğrafyası kitapta bahsedilen konulardan. O dönemin siyasetini merak edenler için okunabilecek bir kitap.
JönlerBekir Fahri · Kopernik Kitap · 061 okunma
Puan vermedi·204 syf.·
2025 862. kitabı
Jön Türkler nedir ? Jön Türkler (Osmanlıca: ژون تركلر) veya Genç Türkler, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde ortaya çıkan meşrutiyetçi ve II. Abdülhamid Dönemi'nde muhalif olan "genç ve aydın" kuşağa verilen isimdir Bekir Fahri Jönler Mısır'da adlı romanında Jön Türklerin Mısır'da sürgünde iken yaşadıkları olayları, mücadelelerini, iç çatışmalarını anlatıyor. Refik Halid Karay, hayatının birçok döneminde sürgünü yaşamış bir yazardır. İyi yerlere gittiği gibi, yaşam şartlarının zor olduğu yerlerde de bulunmuş. "II. Abdülhamit’in baskıcı yönetimine karşı çıktıkları için kovuşturmaya uğrayıp yurtdışına kaçan ve mücadelelerini ülkelerinden uzakta sürdürmek zorunda kalan aydınlar, Türk siyasî tarihinde Batılıların onlara taktığı “Jön Türkler” adıyla anılırlar. II. Meşrutiyet’i hazırlayan çeşitli siyasî ve fikrî örgütlenmeler, basın-yayın etkinlikleri Paris, Cenevre, Kahire gibi merkezlerde yoğunlaşır. İşte Bekir Fahri’nin, 1900’lerde Mısır’da yaşayan Jön Türkleri konu edindiği Jönler romanı bu açıdan ayrı bir önem taşımaktadır. Natüralist bir anlayışla yazılan romanda geçen olayların ve roman kişilerinin gerçek oluşu, esere belgesel bir nitelik kazandırmaktadır. Bu belgesellik, Bekir Fahri’nin de Mısır’a kaçan aydınlar arasında bulunuşundan kaynaklanmaktadır. Yazar tanık olduğu olayları, yakından gözlediği kişileri yansıtmacı bir gerçeklikle aktarmaktadır. Tarihe ışık tutan bir kitabı geride bıraktık Jönler
Roman-Edebiyat
JönlerBekir Fahri · Kopernik Kitap · 061 okunma
Reklam
10/10
·264 syf.··
2025 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2025 01:40
ORHAN KEMAL - DEVLET KUŞU Sevdiği kadın ile ailesi arasında kalan ve onların rahat bir yaşam sürmek uğruna kendi onurundan, gururundan vazgeçen bir adamın hikayesi. Mustafa, fakir bir ailenin en büyük çocuğu. İşsiz güçsüz aylak aylak gezen bir tip. Bir gün mahallelerine apartman yapmak için zengin bir adam gelir. İşte o zaman başlar asıl hikaye. Zülfikar Bey' in bir kızı var adı Hülya. Pek bir güzelliği olmayan, kimse tarafından beğenilmeyen, zayıf çelimsiz bir kız. Hayatı okuduğu romanlardan ibaret zanneden, okuduğu ve izlediği filmlerdeki gibi yakışıklı jönler gibi biriyle aşk yaşama hayali kurar. Apartmanlarının yapıldığı mahalleye gelen Hülya, Mustafa ve ailesinin yaşadığı eve konuk olur ve resmini gördüğü an vurulur. Artık gözü Mustafa'dan başka bir şey görmez. Öyle böyle derken aileler araya girer ve nasıl olduğunu anlamadan Mustafa kendini Hülya ile evli bulur. İçinde Aynur'un aşkı her geçen gün bu esaretten kurtulma hayalleri kurar. Ama gelin görün ki eli kolu bağlıdır, ailesinin bu rahat yaşamı onun sayesindedir. Her şeyden vazgeçerse yine başa dönmek kendisinden çok etrafındaki insanları etkileyecektir. Ama böyle bir hayatı nereye kadar sürdürebilir ki bir insan? Para için yapılan ve sevginin olmadığı bir birliktelik üstelik aklı ve kalbi başkasındayken. Orhan Kemal yine beni kalemiyle mestetti. Resmen Yeşilcam filmleri tadında bir hikaye. Ama bizzat bizden biri gibi her karakter. Zaten yazarımız toplumcu gerçekçi düşünceyle yazmış eserlerini. Dönemini, yaşanılan zor zamanları ve insanların o koşullar altında verdiği hayat mücadelesini derinden hissettirerek kaleme almış. Bu eserinde ise kısa yoldan nasıl olursa olsun ama yine de zengin olalım çabası içinde çoğu karakter. Herkes vicdan azabı gibi çökmüş Mustafa'nın üstüne. İsteklerinin bir önemi yoktur.
1000Kitap
Devlet KuşuOrhan Kemal · Everest Yayınları · 2020924 okunma
Kuşku uyandıran bir cinayet, gizem, macera, aşk, ihanet, yengeler...
9/10
·220 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2023 05:54
...ve bol bol varoluş sancıları. Henüz beş yaşında, eperkenden farkındalık kazanarak hayatı kendine zindan eden Alper Kamu, başka bir cinayetle daha karşımızda. Bu sefer kitapta üç cinayet okuyoruz gibi bir şey aslında. Maktullerden biri Alper'in amcası, biri mahalleye yeni taşınan komşunun en küçük oğlu ama üçüncüyü söylersem ağır bir spoiler olacağı için ve zaten yazmaya da elim varmadığı için yazmıyorum. Amcasının katili, eski eşine duyduğu aşk... (yani esasında bir cinayet değil ama ben biraz şov yapmak istedim.) Asıl peşine düştüğü gizemli cinayet ise on iki yaşındaki abisi tarafından öldürülen komşunun oğlunun cinayeti. Ama bu durum, küçük dedektifimizin aklına hiç yatmıyor ve beceriksiz yetkililerin elinden, ipleri kendi eline alıyor yine. Yani şu Alper Kamu olmasa Adalet'i kim bulup çıkaracaktı üstü tozla kaplanmış kutulardan, di' mi? Kitap gayet keyifliydi ve akıcıydı. Yine, yeni, yeniden Alper'in babasına karşı hissettiği o sevgiyi, onu kaybetmekten korkmasına rağmen onun iyiliğini düşünüp terk edilmeyi de göze alarak onu uzaa.. ak diyarlara gönderme isteğini okumak beni çok duygulandırdı. Yani tabiri caizse, babasını, aşık olduğu kadını gazinolardan çekip çıkarmaya çalışan jönler gibi kurtarmaya çalışıyor bu hayattan -ve annesinden. Gerçi bu sefer, annesini de sevdiğini kabullenebildi sonunda. Bu dünyayı, Alper'in minicik entelektüel gözlerinden görmek bazen komik, çoğu zaman düşündürücü ve hüzünlü oldu benim için. İnsanların davranışlarının nasıl bir domino taşı gibi birbirini etkilediğini ve maalesef o taşlar gibi insanları da (özellikle çocukları) nasıl o ilişki ve davranış modeline düşürdüğünü gördüm bir kez daha. Sen bir hakaret ettiğinde, çocuk bin küfür sıralayacak; sen bir tokat attığında çocuk, en ufak yanlışında kardeşinin elini sıcak demire
Edebiyat
Cehennem ÇiçeğiAlper Canıgüz · Alfa Yayınları · 20237,8bin okunma
4/10
·480 syf.··
2022 17. kitabı
Şöyle canlansın bakalım gözünüzün önünde 19. Yüzyıl İngilteresi, köşkler, jönler, kıyafetler, soylular sınıfı.. mal-mülk varlığı, sınıflar ayrımı, soylulukta mertebe derken; döndü mü başınız? Şimdi de gururlu, dik, kendini beğenmiş, gereksiz özgüven, şımarık, ancak koca diye seçeceği kişi vasıtasıyla soylu, zengin ve mutlu bir hayata erişelebileceğini uman, ve yine ancak bu anlayış çerçevesinde etrafındaki genç kızların geleceklerini planlayan, ukala denebilecek düzeyde bir kız hayal edin. İnanın ki bu Emma! Ben bu eseri almadan önce neler hayal etmiş gözümde Emma'yı ne kadar da devleştirmiştim. Eser boyunca sürekli bir çöpçatanlık, bitmez yanlış anlaşılmalar ve hep bir aşk üçgeni var. Hayır o yetmezmiş gibi bir de herkesin Emma'ya aşık olabilme olasılığı! Özetle, baya öfkeliyim sanırım Emma'ya ve eserden yana kendi beklentilerime.
EmmaJane Austen · Can Yayınları · 201814,2bin okunma
2022 (Pars) yılında okuduğum 34.betik [Buğu ayının 7.betiği]
7/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2022 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2022 20:34
Sadık Yemni adını ilk kez görünce onun Azerbaycan Türkü kökenli İran vatandaşı sandım. Sonra onunla tanışınca İran Türk'ü olmadığını öğrendim. Onu ilk kez Salgın İstanbul seçkisinde yer alan öyküsüyle okudum. Salgın İstanbul için yazdığım incelemeyi okuyabilirsin. Yemni'nin kalemini daha iyi tanımak için seçkileri okumakla geçer. Ayrıca onun oğlu denecek yaşta olduğum için beklentinin olmadan onu rahatça okuyabilirim ve hayal kırıklığından uzaklaşmış olurum. Bakış Ressamı; Yalnızlıktan doğan sanrıyı işletmiş kalem. Belki de başkarakter, arkadaşlarına karşı kendini tam olarak ifade edemediği için hayal dünyasında dilediği gibi bir arkadaşlık kurmuş olabilir. Bu sanrıyı uzaylı olarak tanımlıyordu. Ayrıca her insanın bir fetişi vardır elbette. Şahsen burun fetişistiyim. Düzgün ve kutu burunu çok seviyorum. Hatta yan profilde güzel görünen burunu da seviyorum. Belki de bu fetişim burnumu beğenmediğimden dolayı ortaya çıkmış olabilir. Güzel ve kutu burunu öpmek isterim. Bu biraz İbrahim Tatlıses moduna kaçmış olabilir. Emin bu son iki cümleyi okurken kahkaha atmışsınız. Akaşanlar; Psikolojik gerilim öyküsünde rüyaların gizemli yanını Budist terimce açıklamaya çalışmış. Budist inancında akaşan terimini pek bilmesem de rüyaları görmemizin nedeni; gece yatarken ruhumuzun baş kısımı bedenden çıkıp bütün alemleri dolaşır ve onun yaşadıklarını rüya olarak görüyoruz. Küçükken büyüklerim hep böyle anlatırdı ve bana mantıklı gelirdi. Hakan Bıçakçı'nın Rüya Günlüğü'ndeki gibi belki bizde başkaların hayatlarını rüya olarak görüyor olabiliriz. Terimler Türkçevari olarak görünmesini çok takdir ediyorum. Ruh Vestiyeri; Hepimiz ergenlik çağı denilen fırtınalı ve kimseler tarafında kudurmuşluk olarak kabul edilip dışlanma dönemi yaşadı. Baş karakterin yalnızlıktan dolayı karşı
Edebiyat
Hayal Tozu GölgecisiSadık Yemni · Everest Yayınları · 20095 okunma
Reklam