-Beni affetmeni isteyecektim
+Eğer seni affedersem, yeryüzünde suçu
bağışlanmadık insan kalmaz!
-Yeryüzünde suçu bağışlanmadık insan kalmaması
için beni affet!
Günümüzden neredeyse 6 asır önce bir devlet başkanının nasıl yetiştiğini anlamak Osmanlı'yı anlamaktır diye düşünüyorum. 15'inci yüzyılda Devlet-i Aliyye'nin başında “İlim Çinde bile olsa alınız" diyen Peygamberinin sözüne amenna
ve saddakna diyerek uyan yöneticilerin başarıları elbette tetesadüf değildi.
Bu çalışmanın ve öğrenmenin neticesinde mütevazı bir aşiretten koca bir imparatorluk çıkmıştır. Osmanlı'ya düşmanlık edenler onun bu yönlerini neden görmek istemiyor? Veya Osmanlı'yı atası olarak görenler neden çalışmak, öğrenmek çağı yakalamak hatta daha da ileriye geçmek için çaba harcamak yerine geçmişi ile övünmeyi yeterli görüyor.
Bunları anlamak da kolay olmasa gerek!
Zühre: Derler ki, aşk da unutulurmuş her şey gibi.
Hem de yaşanıp bittikten, soğuyup küllendikten
sonra değil, tam da doludizgin devam ederken
unutulurmuş aşk.
Neyse ki, zühre yıldızı varmış göğün üçüncü
katında.Halen aşık olup olmadıklarını ve eğer
aşıklarsa kime aşık olduklarını hatırlayamayanlar,
göğün üçüncü katına çıkıp, zühre yıldızının elindeki
aşk aynasına bakarlarmış. Baktıklarında gördükleri
yüz, aşık oldukları kişinin yüzü olurmuş.
Derler ki ,bazıları sadece zifiri karanlık görürmüş
aynada. Böylelerinin hafızalarından şüphe etmeleri
yersizmiş. Çünkü tekleyen hafızaları değil,
yürekleriymiş.
Beşeri şef, büyük bir kâğıdı başbakana uzatarak
Yaz!" emrini verdi. Şimdi eşsiz bir adaletle tarihi şahsiyetlere numara veriyordu :
Dostum Stalin: Bir... Dostum Toraman: Iki... Dostum
Cörçil: Üç... Dostum Hitler...
Burada birdenbire durdu ve sordu:
- Kuzum Hasan Ali! Biz Hitlerle dost muyuz, düşman mı ?
Yine geçici hafıza kaybı başlamıştı. Hasan Âli'de de
aynı hal vardı. Yavaşça Başbakan Yardımcısı Ahmet EminYalman'a sordu:
- Hitler kim yahu?
Yalman yavaşça cevap verdi:
Canım, şu İtalyan başbakanı değil mi? Ama onu öldürdülerdi.
Hasan Âli, Beşerî Şef'e döndü :
-Aziz şefim ; onunla dost değildik dost olsak da birşey çıkmazdı. Çünkü o öldü.
Beşeri Şef'te hafıza kaybı devam ediyordu:
-Öldü mü? Kime sordu da öldü?
...