Özel Notlar
Kurucu isimler:Marks ve Engels Marx'ın ve Engels'in öncülük ettiği, ancak Marks'tan çok -sistematik bir felsefe olarak- Engels'te açılımları bulunabilecek felsefe akımı. Engels, Marks daha hayattayken sözkonusu kuramı şekillendirmeye başlamıştır ve Marks'ın bunlara yönelik bilinen itirazlari yoktur. Bununla birlikte, Marks kendi felsefi çalışmalarını bu şekilde adlandırmaya ve kategorize etmeye çok eğilim göstermemiştir. Marks, Diyalektik yöntemin üstünlüğünü ve Hegel'de "idealist bir kabuk" içinde saklı ve "başaşağı çevrilmiş" olarak bulunan diyalektiğin rasyonel özünü ortaya çıkarabilmek için onu tamamen materyalist temelde yeniden ele almak gerektiğini savunmuştur. Bu anlamda,Marks'ın diyalektik materyalizmden söz ettigi ve onu calışmalarında kullandığı bilinir, ancak sistematize edilmiş bir disiplin ya da yöntem olarak diyalektik materyalizm daha çok Marks'ın ardılları tarafından onun teorik çalışmalarından ve analizlerinden yararlanılarak geliştirilmiştir. "Benim diyalektik yöntemim, hegelci yöntemden yalnızca farklı değil, onun tam karşıtıdır da. Hegel için insan beyninin yaşam-süreci, yani düşünme süreci —Hegel bunu "Fikir" ("Idea") adı altında bağımsız bir özneye dönüştürür— gerçek dünyanın yaratıcısı ve mimarı olup, gerçek dünya, yalnızca "Fikir"in dışsal ve görüngüsel (Phenomenal) biçimidir. Benim için ise tersine, fikir, maddi dünyanın insan aklında yansımasından ve düşünce biçimlerine dönüşmesinden başka bir şey değildir." (Das Kapital,Almancı İkinci Baskıya Önsöz) Diyalektik Materyalizm uzun bir felsefi geleneği, karşıt eğilimleri ve çatışmalarıyla birlikte mas ettiği ve onu aştığı iddiasındadır. Bir yandan Hegel'den diyalektiği, öte yandan Feuerbach'tan materyalizmi almıştır. Bunlar belirli bir anlamda işlemlerden geçirilmiş ve birleştirilerek her iki
Felsefe
Tarihte En Etkili 100 Kişi 1. Hz. Muhammed (S.A.V) 2. Hz. İsa 3. Napolyon 4. William Shakespeare 5. Abraham Lincoln 6. George Washington 7. Adolf Hitler 8. Aristoteles 9. Büyük İskender 10. Thomas Jefferson 11. İngiltere Kralı VIII. Henry 12. Charles Darwin 13. İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth 14. Karl Marx 15. Julius Caesar 16. Kraliçe Victoria 17. Martin Luther 18. Joseph Stalin 19. Albert Einstein 20. Kristof Kolomb 21. Isaac Newton 22. Şarlman (Charlemagne) 23. Theodore Roosevelt 24. Wolfgang Amadeus Mozart 25. Platon 26. Fransa Kralı XIV. Louis 27. Ludwig van Beethoven 28. Ulysses S. Grant
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
BİZ ORTA DOĞU: Kürtler Hakkında Rapor 9 dakikalık okuma süresi ZAMAN 22 Eylül 1952, 00:00 GMT-4 GGeneral Matthew B. Ridgway, NATO komutanlığının en doğudaki karakolunu denetlemek üzere Türkiye'ye uçtu. Ankara'daki ABD askeri misyonuyla görüştü, sert ve iyi eğitimli Türk ordusunun birliklerini denetledi ve Türkiye'nin Rusya ile olan dağlık sınırına gitti. Orada General Ridgway, bir BC dürbünü yardımıyla etrafı inceledi. Bölge görülmeye değerdi: Rusya-Türkiye sınırını kapsayan ve doğuya doğru Hazar Denizi'ne uzanan engebeli, izole dağlık bölge, sorunlu Orta Doğu'nun stratejik anahtarı olabilir. Bu topraklar (haritaya bakınız) Kürdistan'dır. Beş egemen ülke (Rusya, Türkiye, Suriye, İran ve Irak) arasında bölünmüştür, ancak orada yaşayan 4 milyon cesur Kürt aşiret mensubunun zihninde tek bir ülkedir. Orta Doğu'nun üzerinde büyük, hantal bir orak gibi uzanır; sapı Basra Körfezi yakınlarındaki dağlara demirlenmiş, bıçağının ucu Rusya'da, keskin kenarı ise Fırat ve Dicle'nin petrol yataklarına ve verimli vadilerine bakmaktadır. ABD askeri yetkilileri Kürdistan'ı üç nedenden dolayı önemli görüyor: Hareketli Poster Dokunun ve ardından kaydırın. 1) Kürtler, özellikle İran ve Irak gibi istikrarsız Orta Doğu ülkelerinde Komünistlerin deneyeceği herhangi bir darbede güçlü bir patlayıcı unsur olabilir (geçen hafta, diğer sorunlarına ek olarak, İran Devlet Başkanı Muhammed Mossadegh, Kürtlerin aşiret sistemine aykırı olduğunu düşündükleri toprak reformlarına karşı protesto eden bir Kürt ayaklanmasıyla karşı karşıya kaldı). 2) Kürdistan, Rusya'nın Basra Körfezi'ne, Akdeniz'e ve Orta Doğu Arap devletlerine doğal giriş noktasıdır. 3) Rusya'nın Türkiye'ye saldırması durumunda, en iyi işgal yolları Kürdistan üzerinden, İran'daki Maku ve Irak'taki Ruvandiz'den geçmektedir. Her üç
Kitapta Entelektüelin Kutsal Kitabı - Biyografiler 45.hafta 03-09/11/2025 Joseph Stalin Jean Paul Sartre Howard Carter Şanslı Luciano Walter Gropius C.von Stauffenberg Dorothy Day
DİKTATÖRLÜĞÜN İNŞAASI
Konsolidasyon sürecinin ilk adımı, her zaman potansiyel rakiplerin tasfiye edilmesi. Bu tasfiye, fiziksel eliminasyondan siyasi marjinalleştirmeye kadar geniş bir yelpazede gerçekleşebiliyor. Stalin’in 1936-1938 yılları arasındaki “Büyük Temizlik” dönemi, bunun en uç ve en kanlı örneğidir mesela. Sovyet siyasetinin eski devrim kahramanları, Kızıl Ordu’nun en yetenekli komutanları, parti bürokrasisinin üst kademeleri; milyonlarca insan ya kurşuna dizildi ya Gulag kamplarına gönderildi. Napolyon’un yükselişi sırasında Murat, cesaretin, sadakatin ve gösterişin sembolüydü. 1808’de Napolyon onu Napoli Kralı yaptı. Ancak tahta geçince iktidarın rüzgârı yön değiştirdi: Murat, Napolyon’un gölgesinden çıkmak, kendi hanedanını kurmak istiyordu. Bu nedenle Fransa ile Avusturya arasında denge siyaseti güttü, kimi zaman Napolyon’a sırtını döndü, kimi zaman yeniden ona bağlandı. 1815’te Napolyon Elba Adası’ndan kaçıp yeniden iktidara (Yüz Gün) yürürken Murat da kendi krallığını kurtarmak için Avusturya’ya karşı savaşa girişti — ama yenildi. Tahtını kaybetti, kaçtı, sonra Napoli’ye gizlice dönüp halkı ayaklandırmaya çalıştı. Fakat yakalandı. Ve işte o trajik sahne: Bir zamanlar binlerce askerin önünde parlayan o mareşal, eski yoldaşlarının kurduğu askerî mahkeme tarafından yargılandı. Savunma yapmayı reddetti. Duruşmada şöyle dediği anlatılır: “Kral Murat konuşmaz. Kral Murat ölür.” 13 Ekim 1815’te, Calabria’daki Pizzo kalesinin avlusunda idam mangasının karşısına geçti. Kendi emrini kendi verdi, gözlerini bağlatmadı. “Nișan alın kalbime, dostlarım,” dedi ve ateş edildi. Böylece, Napolyon’un romantik imparatorluk rüyasıyla birlikte, ona en sadık ve en tutkulu figürlerinden biri de tarihin tozuna karışmış oldu. Keza Troçki’nin 1929’da sürgüne gönderilmesi, ardından 1940’ta Meksika’da
Tarih-Araştırma
British Prime Minister Winston Churchill, U.S. President Franklin Roosevelt, and Soviet leader Joseph Stalin met at Yalta in February 1945 to discuss their joint occupation of Germany and plans for postwar Europe.
1000Kitap