...
bir kurumuş dal diktiler yanına
tutsun delilik büyüyüp cinnet olsun
seni kurşuna dizdiler haberin yok
bir ben biliyorum yaşıyorsun
kıpkırmızı mermilerle karnında
...İsmet Paşa Lozan'a giderken ne bir Metternich ne de Talleyrand idi. O tip bir megalomaniden de uzaktır. Dünya artık o tip diplomatların dünyası değildi. İsmet Paşa Talleyrand'ın arkasındaki güce sahip değildi. Aynı zamanda güçlü olanların temsilcisi Curzon da Metternich olamadı.Paşa ne olduğunu ne yapması gerektiğini gayet iyi biliyordu. En nihayetinde İsmet Paşa hükümetin adamıydı. Kendisini oraya gönderen kişi ve kurumlara karşı sorumluluğunu yerine getirmişti.
Başkaları tarafından çok sevildim ama görünüşe göre onları sevme yeteneği bende yoktu.(Ya da, insanlar âleminde "sevgi" denen şeyin olup olmadığından bile şüphe ettiğimi söyleyebilirim.)
"...26 Ağustos 1071 Türkler'in Anadolu'ya giriş tarihidir; 26 Ağustos 1922 ise Anadolu'dan asla çıkmayacağımızın belgesidir; zaten çıkamayacak durumda olduğumuz da açıktır."