Henrik IbsenA Doll's House
Bernard Shaw "İbsenciligin Özü" eserinde idealist papağanlar ve akılcı papağanlar örneğini verir. Papağan bu içerik altında 'kadın olmak' olarak adlandırılabilir. İdealist papağanlar başkasının mutluluğu için kafeslerinde hoş sesler çıkarırken akılcı papağanlar kedilere yem olmaktan kaçınıp özgürlük arayışına girer. Shaw, kadın gibi kadın kavramını şu şekilde tanımlar; kadın iyi bir eş ve anne rollerinden sıyrılmış olursa ancak o zaman kendi kimliğini bulur. İbsen'nin bu eserinde de Nora karakteri "kadın gibi kadın" olmanın en ünlü ve en önemli örneklerinden biridir. Eserin başında Nora, aile idealine uymaya çalışan ve görev bilinciyle kendi dışında herkese yaranmaya çalışan bir kadındır. Nora'nın kendini bulması ancak kocasını ve çocuklarını terk etmesiyle gerçekleşir. Çünkü artık ideal eş ve anne değildir, kadın gibi kadın olmuştur. Shaw'ın ne kadar feminizm kavramıyla tartışmalı bir geçmişi de olsa , eserlerinde bu elementleri görmezden gelmek imkansızdır. İbsen ve Shaw ne kadar 'feminizm" adı altında eser vermeseler de, bu akıma kattıkları görüşler göz ardı edilemez. Sonuçta kadın ataerkil toplumun hegemonyasından ancak 'toplumsal rollerini' redderek kurtulur. Türkçe'ye "Bir Bebek Evi" olarak çevrilen bu eser, bütün kadınlara yeni bir bakış açısı katar ve sosyal kimliklerin sorgulanmasını sağlar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
HELMER: And I have to tell you that! Aren't they your duties to your husband and children?
NORA: I have other duties equally sacred.
HELMER: That isn't true. What duties are they?
NORA: Duties to myself.
"The thousand injuries of Fortunato I had borne as I best could, but when he ventured upon insult I vowed revenge. You, who so well know the nature of my soul, will not suppose, however, that gave utterance to a threat. At length I would be avenged; this was a point definitely, settled --but the very definitiveness with which it was resolved precluded the idea of risk. I must not only punish but punish with impunity. A wrong is unredressed when retribution overtakes its redresser."
"Artık ne mutlu ne de mutsuzum.
Her şey geçip gidiyor.
Bu zamana kadar yaşadığım, soğuk bir cehennemi andıran sözde 'insan' dünyasında tek gerçek şey bu.
Her şey geçip gidiyor.
Bu yıl yirmi yedi yaşına gireceğim. Saçlarım beyazladı diye insanlar genelde kırkımı geçtiğimi sanıyor."
"I don't like work, no man does, but I like what is in the work, the chance to find yourself. Your own reality, for yourself, not for others, what no other man can ever know. They can only see the mere show, and never can tell what it really means."