6/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
#JeanRhys 1890 yılında Karayipler’deki bir adada doğmuş ve 16 yaşında İngiltere’ye yerleşmiş. Ama ne tam bir Londra’lı olabilmiş ne de artık Karayipler’e aitmiş. Bu aidiyetsizlik ve iki dünya arasına sıkışmışlık hissi tüm eserlerine yansıdı mı bilemiyorum ama #AyrılıktanSonra kitabının can damarı. Bu kitabı keyif kahvesi içerken okumak mümkün değil. İç sıkıcı otel odalarında, yapayalnız bir kadının hayatında aynı buhranı yaşıyorsunuz. Kahramanımız Julia Martin, Bay Mackenzie tarafından terk edildikten sonra Paris’in ucuz bir otel odasında, adamın gönderdiği üç kuruşluk harçlıkla hayatta kalmaya çalışır. Bay Mackenzie’nin mirası acıyla ve korkunun getirdiği yaltaklık duygusu yok olana kadar bu otelde kalma niyetinde. Sessiz, sakin, kendi halinde, alımlı bir kadın. Yaşamın yorgunluğu yüzünden okunan bir kadın. Yine de aldığı tüm darbelere rağmen güçlü değil, aksine gören insanda acıma hissi bırakan bir kadın. Fazla içiyordu ama zararsızdı. Odasına kapanınca güvendeydi. 6 ay boyunca her hafta kendisine bir miktar çek bir mektup ile gönderildi Bay Mackenzie’nin avukatı tarafından. Ancak en sonunda aldığı çekin son olduğu ve artık para gönderilmeyeceği belirtiliyordu. Julia Bay Mackenzie’den çok korkuyordu. Ama yüzleşmeye karar verdi. Neden en başında istediği parayı verip gitmesine izin vermemişti? Haftalık gönderilen para ile hiçbir şey yapamadı ve yapamayacaktı. Julia bir dönem evliymiş. Ateşkes anlaşmasından sonra İngiltere’den ayrılmış. Bir çocuğu olmuş ama ölmüş. Sonra kocasından ayrılmış. Hayata karşı çok ürkekleşmiş. Bir ressama modellik yapmış, bir ara mankenlik yapmış. Eski sevgililerinden aldığı çeklerle ordan oraya sürüklenen, rüzgarda savrulan, kararlarını kendi alamayan ve her şeyden önemlisi ekonomik ve duygusal olarak erkeklere bağımlı bir kadın. Bu çekler
Ayrılıktan SonraJean Rhys · Can Yayınları · 200833 okunma
Puan vermedi·131 syf.··
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 14:15
42 yaşındaki Viviane Élisabeth Fauville, ağır bir kriz yaşamaktadır: Eşi tarafından yeni terk edilmiş, kucağında henüz birkaç haftalık bebeğiyle Paris’te yapayalnız kalmıştır. Doğum sonrası bir depresyon geçiren Viviane, bu travmanın etkisiyle gerçeklik algısını kaybeder .Viviane, bu süreçte seanslarına gittiği psikiyatristi Dr. Braün vahşi bir cinayete kurban gitmiştir .Yaşadığı ağır yalnızlık, terk edilmişlik ve içsel öfke nedeniyle bu cinayeti kendisinin işlemediğinden emin olamaz ve soruşturmanın ortasında kalır . Kitap tipik bir ‘katil kim’ polisiyesinden ziyade daha çok ağır bir depresyon ve travma altındaki bir kadının zihninde yaşadıklarını ele alıyor . Güzel bir kitap .
Viviane Elisabeth FauvilleJulia Deck · Norgunk Yayıncılık · 201663 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·352 syf.··
2026 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 07:22
Kitabı okurken her sayfasında, ama her sayfasında duygu durumunuzun değişikliği tavan yapması muhtemel. Kitap başlarda; her şeyin Büyük Birader tarafından izlendiğini ve dinlendiğini okuyucunun gözüne sokuyor. Her odada, en tenha sokaklarda, hatta tuvaletlerde bile bu baskı geçerli. Kalem, kitap, not defteri gibi insanın kendini ifade edebileceği her türlü ürünün kullanımı ise kesinlikle yasak. Kitapta benim en çok ilgimi çeken konu, toplumun üç sınıfa ayrılması oldu: Zenginler, orta sınıf ve fakirler. Dünyayı (ve ülkeleri) azınlıkta olan zenginler yönetir ve orta sınıfın yönetime el atmaması için ellerinden geleni yaparlar. Orta sınıfın yegane amacı ise hükümetleri devirip zengin sınıfının yerine geçmektir. Tabii en alttaki fakir sınıfını (prolleri) söylemeye bile gerek yok... Kitap ayrıca çok kritik bir şeyi vurguluyor: İnsanlar sürekli bir şeyler üretiyor, iyi ama bu üretilenler kullanılmazsa, yani bir üretim fazlası oluşursa ne olur? Cevap basit: İnsan daha az çalışır. Daha az çalışan insan ise arayışa girer, sorgular ve birtakım kitaplar okumaya başlar. Okuduğu bu kitaplar sayesinde de kurulu düzenin oyunlarını görmeye başlar. İşte sistem tam olarak bundan korkuyor. Romana göre dünyayı üç süper güç yönetiyor. Bu üç ülke kendi aralarında sürekli savaşıyormuş gibi gözükseler de aslında birbirlerine asla kalıcı bir zarar vermiyorlar. Bunun temel sebebi, az önce anlattığım insanların ürettikleri ürünleri, emeği ve refahı savaş yoluyla yok etmektir. Bu üç ülke, dünyada belirli tampon bölgelerde, örneğin Ortadoğu’da savaşırlar. Bugün bir ülkede üretilen emeğin ve sermayenin büyük kısmının savaş malzemelerine gittiğini biliyoruz; işte süper güçler bu paraları oralarda eritirler. İşin en trajikomik tarafı ise orta ve alt sınıf vatandaşların emekleri gözlerinin önünde
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200bin okunma
10/10
·368 syf.··
2026 2. kitabı
Diyecek çok yok: Okuduğun EN İYİ kitaplar dan bir idi. (Tabii bu benim kendi düşüncemdir...) Julia Lee böyle bir Kitap yazdığın için Çok Teşekkür Ederim.
Kardeşimin KoruyucusuJulie Lee · Genç Timaş Yayınları · 20251,035 okunma
7/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2020 234. kitabı
Bridgerton serisinin ikinci kitabı Anthony ve Kate'in hikayesini anlatır. Anthony babası gibi genç yaşta öleceğini düşünerek evlenip bir varis sahibi olmak ister, kesinlikle aşk peşinde değildir. Aklındaki kişiyi ikna etmenin tek yolu da ablası Kate'in onayını almaktır. Kate ise bu çapkın adama hiç güvenmez. Daha sonrada birbirlerine yakınlaşıp bir yanlış anlaşılma sonucu evlenmek zorunda kalırlar. Bu kitabı ilk kitaba göre daha eğlenceli ve akıcı buldum. Evet romanlardaki bu kalın kafalı erkeklere sinir oluyorsun ama yapacak bir şey yok:)
En Çok Beni SevJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20191,919 okunma
10/10
·824 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 12:41
Defalarca okumak için elime alıp bir şekilde sürekli geri bıraktığım, beni içinde neler beklediğinden çok habersiz olduğum bir kitaptı Değersiz Bir Hayat. Bir eşik var bence onu atlayabildiğinizde su gibi akıp gidiyor kitap. Akıp gitmesini hem istiyor hem istemiyorsunuz. Defalarca kez ben ne okudum az önce diye durup nefes aldım. Müthiş bir kalem, müthiş bir hikaye. Beklenmedik şeyler buluyor sizi her sayfada. Geç kalınmış bir evlat edinme hikayesinin uyandırdığı duygular kitabın finalinin yanında hiçbir şey gibi kalıyor. Okurken şu kadar ağladım, bu kadar ağladım meselesi değil olay. Evet ağlayabilirsiniz. Bir nefes alıp ağlamadan son bölüme kadar devam da edebilirsiniz. Şok olabilirsiniz, beklemediğiniz yerlerden kırılabilirsiniz. Bu kadarı da olmamıştır diyebilirsiniz. Jude'a sevgi, kızgınlık, acıma duyabilirsiniz ama en çok hayranlık duyulabilir bence onun değersiz diye nitelediği hayatına. Dikenli demek az kalır onu geçtiği yollara. Karanlık ve acımasız, ortalarda bi yerlerde aydınlanan ama yine cam kırıklarıyla sona ulaşan bir yol. Bütün kitap boyunca Jude'un mutlu olmasını diledim, çok istedim bunu gerçekten. Hayatında Willem gibi,Harold gibi insanların olmasına sevindim. Ama kafasındaki insanlardan kurtulamayışına dayanamadım hiç. Koca bir kalp kırıklığı armağan ediyor kitap size. Hayata farklı bir bakış açısı tutuşturuyor elinize. Bir sefer okunup bi kenara kaldırılabilecek bir kitap değil bence. Ama kapağını bir kez daha açmaya cesaret bulunabilir mi bittikten sonra, bilmiyorum. Ben çok sevdim Jude'u. Willem'i. Harold'ı. Julia'yı. Andy'i. Sanki ben de orada, bi kenardan onları izleyip durdum hikaye boyunca. Sadece kitaplığımda değil kalbimde bir yeri var artık. Tavsiye etmeyeceğim. Okumanız gerekirse sizi bulur diyeceğim sadece.
Değersiz Bir HayatHanya Yanagihara · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma