...yazık o millete ki, dokumadığı şeyi giyer, ekip biçmediğini yer hasat etmediği tohumun ekmeği ile beslenir kendi cenderesinden çekmediği bir şaraptan içer. yazık o millete ki, zorbayı bir kahraman gibi alkışlar ve gösterişli fatihi hayırsever sanır. yazık o millete ki, rüyasında küçümsediği tutkuya uyanıkken boyun eğer. yazık o millete ki, sesini sadece cenaze törenlerinde yükseltir sadece yıkıntılar arasında kibirlenir ve sadece boynu kılıçla kütük arasındayken baş kaldırır... yazık o millete ki, devlet adamı bir tilki filozofu bir hokkabaz sanatı yamama ve taklit sanatıdır. yazık o millete ki, yeni hükümdarını borozan sesleri ile karşılar ve bir sonraki hükümdarını da borozanlarla karşılamak için onu yuhalayarak uğurlar. güçlü adamları henüz beşikteyken bilgeleri yıllarca susturulan o millete yazık ve her parçası kendini bir millet sanan o bölünmüş millete yazık