Onu narin sapının üzerindeki soluk altın sarısı yapraklarıyla zinya çiçeğine benzetti. Ama hayır, bir ruhtu o, ilahi bir varlıktı, tanrıçaydı
; böylesine yüce bir güzellik bu dünyaya ait olamazdı.
Ortada bir hayat söz konusu olduğunda her şeyi yapabilme kararlılığıyla adımlarını sıklaştırmış, sonunda ters yöne doğru koşmakta olan biri onun bu şaşkın haline acımıştı.
“Zahmet etmeyin, Luisa Santiaga,” diye bağırmıştı yanından geçerken. “Onu öldürdüler bile.”