Gizem

Gizem
@justmystery
Ne Dinlenme Ne Rahatlama Yılım
3/10
·232 syf.··
2025 3. kitabı
Moshfegh’in “Dinlenme ve Rahatlama Yılım”, modern yalnızlık ve içsel çürüme üzerine kurulu bir roman gibi görünse de, benim okuma deneyimimde daha çok yüzeysel bir karakterin kendi çıkmazları içinde dönüp durduğu bir hikâyeye dönüştü. Baş karakter, hayatı boyunca hiçbir ilişkiyi derinleştirememiş, ne arkadaşlık ne aşk ne de aile bağlarında gerçekten var olabilmiş biri. Sürekli “ben, ben, ben” diyen, insanları ve hayatı dışarıdan küçümseyici bir dille değerlendiren, ama kendisini de geliştirmeyen biri. Kendini eleştirirken bile bunu bir tür üstten bakış hâline getirebiliyor. İnsanların acılarına empati kuramaması, sürekli bir “haklı mağdur” pozisyonuna sığınması, roman boyunca en belirgin davranış kalıbı. Uyuma meselesine gelince: kitap boyunca kendisine sunduğu “uykuya çekilerek yeniden doğmak” fikri, bana göre karakterin dünyadan kaçışının felsefi bir derinlik taşımasından ziyade, hayatı yönetememenin bahaneye dönüştürülmüş hâli gibi hissettirdi. Tüm bu “kendini yenileme” sürecinin sonunda somut olarak elde ettiği hiçbir şey yok; sadece aynı döngünün daha sessiz bir versiyonuna geçmiş gibi. Romanın sonunda bile gerçek bir dönüşüm hissi yok. Daha uyumlu bir ruh hâliyle uyandığı iddia edilse de, arkadaşının ölümünü ve İkiz Kule saldırılarını neredeyse duygusuz bir merakla kaydedip izlemesi, insani bağlarının hâlâ ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. Yakın arkadaşının kaybını bile “kayboluş” diye geçiştirebilmesi, bu kopukluğun en net örneği. Trevor meselesi ise karakterin kendisini nasıl bir döngüye hapsettiğinin özeti. İğrenç davrandığını bile bile bu adamdan kopamaması, hatta geri dönmesini istemesi, kendini mağdur ederek haklı çıkarmaya çalışan yönünü çok açık ortaya koyuyor. Kendisine kötü gelen ilişkilere bile bağımlı oluşu, romanın bana göre en iyi işlenmiş
Edebiyat
Dinlenme ve Rahatlama YılımOttessa Moshfegh · İthaki Yayınları · 20221,666 okunma
Reklam
Caliban
Puan vermedi·304 syf.··
2023 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2023 20:38
Yazarın ilk benimse okuduğum ikinci kitabı. Okurken dudaklarımı kemirdiğim, insanı geren, yalın bir anlatım... Bundan sonrası "spoiler" içermektedir. Kitap dört bölümden oluşmakta. İlk bölümde ana karakter Frederick'in sıkıcı ve anlamsız yaşamına giriş yapıyoruz. Frederick, içine kapanık, kendini kelebek koleksiyonuna adamış - ki onu da sergileme gibi bir derdi yok, sadece anlamsız varlığına bir anlam bulmak için toplayıp, saklıyor - bunun dışında betimlenecek bir özelliği bile olmayan silik bir memur. Yaşamı, ikramiyeyi tutturup parayı bulmasıyla değişiyor. Parayı elde edişiyle uzun süredir "aşk" diye tanımladığı hisle takip ettiği Miranda'yı elde edeceği düşüncesi tek amacı oluyor. Miranda, Londra'ya burs kazanıp sanat okumak için gitmiş, idealist, hayalleri olan bir genç kız. Yaşamayı seviyor. Yaşayanı daha da çok belki de... Bundan sonra Ferdinand'dan "Caliban" diye bahsedeceğim, Miranda'nın ona taktığı isimle. Caliban bu genç kızı ve onun umutlarını kaçırmayı düşlerken, yağmurlu bir günde yalnız yakaladığı bir anda bunu gerçeğe döküyor. Bundan sonrası ise cehennem... İlk bölümde kendi yaptıklarını aklınca masumlaştıran hastalıklı bir zihne tanık oluyoruz. Onunla empati yapma hissi bile insanın midesini bulandırmaya yetiyor. Cinsel açıdan elde etme gibi bir girişimi olmadığı için kendini "şövalye" ilan ediyor. Küçücük, kokuşmuş bir mahzende tutmayı ise Miranda ona aşık olup evinin kadını olana dek olağan bir şey... İlk bölümü okumak hastalıklı bir zihne bu kadar gerçekçi ve yakın tanık olmak açısından bir okur olarak keyif vericiydi. Ancak bir insan ve kadın olarak da katlanılmaz... İkinci bölümde Miranda'nın bu tutsak günlerinde tek sığınak olarak gördüğü günlüğüne yazdıkları karşımıza çıkıyor. Çaresizliği, pes edişi, tekrar ayağa kalkışı, mücadeleleri, yaşama
Edebiyat
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202411bin okunma
Cevapların Sorularda Olmadığı Bir Roman: Büyücü
Puan vermedi·688 syf.··
2023 5. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2023 22:08
Fowles'ın okuduğum ilk romanı. Onu bu eserle tanımak hem zahmetli hem de keyif verici bir deneyim oldu benim için. Zahmetli diyorum çünkü kaleminin insanı ele geçiren havası ancak sonunda mutlak bir boşluğa bırakışı zor ama gerçekçi bir maceraydı. Bundan sonrası kitaptan "spoiler" içerecek bilginize :) Kitap, karakterimiz Urfe'ün Londra'yı terk edip belki de fark etmeden kendini bulma arayışı ile Yunanistan'ın küçük bir adasına İngilizce öğretmenliği için gitmesiyle başlıyor. Bundan önceki hayatında ise anne ve babasını aynı anda kaybetmiş ancak bunun için gerçek bir üzüntü bile duymamış, kadınlara karşı "ıssız adamcılık" oynayan, eğitimli bir İngiliz genç görüyoruz. Mesafeli, kibirli, anlaşılmaz duvarlara sahip... Alison adındaki kızın hayatına girmesiyle duvarlarının yıkılışı, küçük mutluluklarla mutlu olabildiğini anımsaması ilk başta keyif verse de zamanla gözünü korkutuyor açıkçası. O zamanın insanında da açık seçik hislere, çetrefilli olmayan düz yollara karşı bir isteksizlik görüyoruz. Alison denen karakter de tam tarif ettiğim gibi dümdüz ve apaçık bir yol. Duygularını saklamıyor, neyse o. Belki de bu yüzden Urfe, ilişkilerini acımasız bir şekilde noktalıyor ve kaçıp gitmek ona olağan geliyor. Doğasında olan bu çünkü karakterimizin. Sonrasında ise Yunanistan macerası başlıyor. Yazarın Yunanistan betimlemeleri aşık olunmayacak gibi değil. Adanın bakirliğini; kumsalının, insanının sürprizlere olanak vermeyen öngörülebilirliğindeki huzuru ve güveni çok güzel betimlemiş. Ancak her şeyde olduğu gibi bu adada da bir "giz" saklı. Köylüsünden okulundaki hocasına kadar herkesin sorulduğunda burun kıvırdığı ve eleştirdiği o adam: Conchis. Adanın en güzel köşesinde bir krallığa sahip olan bu adamdan pek sevilmeyen ve kibirli biri olarak bahsediliyor hep. Savaş
Edebiyat
BüyücüJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 20242,735 okunma
9/10
·112 syf.··
2021 1. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2021 06:26
İlk okumamda o yaşımın verdiği sabırsızlıkla bir çırpıda okuduğumu fark ettiğim bir şiir kitabı. Her dizesini sindirmek, özümsemek için cümleleri bırakın kelimelerin dahi üzerinde yoğunlaşmayı gerektiriyormuş oysaki. Turgut Uyar'ın kaleminin özenli gücü.. :) Kitaba da ismini veren "Göğe Bakma Durağı" şiirinin popülerliğini, aurasını ve karşı konulmaz hisler yaratışını bir kenara bırakırsak bu kitap o şiirden çok daha derin semboller taşıyan birçok şiir barındıyor. Çoğu zaman anlatım kapalı olsa da, zihnimi yorup düşünme fırsatı vererek her anlam keşfinde bir zafer tebessümü bıraktı bende. Çünkü yoğun şairin yoğun dizeleri.. İnsan böyle bir kalemi çözümlerken kendinden bir parça bulunca inanılmaz keyif alıyor. Ayrıca bu okumamda daha iyi anladığım bir şey varsa o da, her yaşımda okuduğum vakit ayrı anlamlar cebime koyup yola devam edeceğim.. Her zaman kütüphanemin başucunda durmasını istediğim bir kitap olmaya devam edecek :)
Göğe Bakma DurağıTurgut Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 202638,9bin okunma