Doğası gereği toplum normlarına kendiliğinden uyamayan karakterimiz Furukura'nın hikayesi, nöroçeşitli bireylerin zihnine açılmış bir kapı gibiydi. Bu bireyler herkes tarafından kabul edilen sosyal kurallara genelde yabancı kalırlar. Kalabalık içinde göze çarpmamak için kendilerinden bekleneni öğrenip rol yapma ihtiyacı hissederler. Furukura'nın konuşma şeklini, her defasında girdiği ortamdaki kişilere göre şekillendirip uyum sağlamaya çalışması bunun en büyük örneklerinden biri.
Market ortamı, karakterimizin 18 yılda tüm kurallarını öğrenip kendini yontarak uyduğu bir yapboz haline geldiği için rahat hissettiği bir güvenli alan haline gelmiş. O ortamdan kopunca hissettiği boşlukta süzülme hissi ve bir markete tekrar girdiğinde yaşadığı tanıdık hissiyatla gelen rahatlama çok güzel işlenmişti.
Furukura, hareket ve düşüncelerinde bazen kendimi gördüğüm bazen de elinden tutup yardımcı olmak istediğim ilginç bir karakterdi. Kitabın dili ve olayların akışı da su gibiydi. Genel olarak beğendiğim ve kolayca okunduğu için herkese önerebileceğim bir kitap.