Müslümanlar değildi İslam'ı yücelten, büyük kılan;tersine İslâmdı Müslümanları yücelten.Ama ne zaman ki, İslam onlar için bilinçle izlenen bir hayat programı olmaktan çıkıp da bir alışkanlık haline geldi; işte o zaman uygarlıklarının temelinde yatan yaratıcı dinamizmin yok olup yerini uyuşukluğa, kısırlığa ve kültürel yozlaşmaya bıraktı.
"Helen rüyası bu", diye atıldı Peder Felix "Üstelik rüyası olarakta kalmafı, uç verip nerelere uzandı bu rüya? Önce Orfik ve Dionysien gizemciliğine dönüştü, sonra Platon ve Platinus'a: ve sonunda yine, ruh ve bedenin, birbirinin kurdu olduğu yolundaki şu su götürmez gerçeğe geldi dayandı... Ruhu bedenin sultasından kurtarmak fikrine yani. Hıristiyanlığın kurtuluş öğretisinin esası da budur zaten : Tanrı'nın, kendini çarmıh üzerinde takdim etmesinin anlamı da... " Sözlerini burada keserek bana döndü ve göz kırparak :" Oh her zaman bir misyoner gibi davrandığımı düşünmenizi istemem... Size kendi inancımdan, pylaşmadığınız bir dinden fazla sözettiysem bağışlayın beni... "
-" Yok canım üzülmeyin, kimseyle paylaştığım bir başka din yok zaten."
Hakkında fikir verecek basılı bir tek satır yazısı bile bulunmayan benim gibi bir aceminin, bir gazetenin kutsal çatısının altına girmek konusunda, bir mucize dışında, en küçük bir şansı olmadığını öğrenmek için, Berlin kaldırımlarını, kendimi tüketircesine haftalarca arşınlayıp durmam - çünkü o sıralar metro ya da otobüs ücreti bile benim için sorun oluyordu - ve baş editör, yardımcı editör, haber şefi denilen bir sürü adamla, küçültücü türden sayısız görüşmeler yapmam gerekti. Yoluma mucize de çıkmadı. Bunun yerine, açlıkla içli dışlı olmak ve haftalarca sadece çay ve pansiyoncu bayanın sabahları verdiği iki somunla idare etmek zorunda kaldım.
Eski Ahid ve Talmud'un Rabbi ona ibadet edenlerin, ibadet kastıyla yaptıkalrı ritüelleri fazlasıyla töeensel bir tanrı haline sokulmuştu. Ve bana öyle geliyor ki, Talmud'un Tanrısı, tuhaf bir biçimde sadece bir tek kavmin, sadece İbranilerin kaderiyle ilgileniyordu. İbrahim soyunun bir tarihi olarak Eski Ahid'in genel havası, Allah'ın bütün insanlığın yaratıcısı ve koruyucusu olarak değil de, bütün bir evreni "seçilmiş bir kavmin" ihtiyaçlarına göre düzenleyen bir kabile tanrısı olarak gösterme eğilimini taşıyordu ve tabii, böyle bir inancın uzantısı olarak, Eski Ahid'e göre Allah, doğru yoldan sapıldığı zaman da inanmayanların eliyle ona acı çektiriyordu Bu temel tutarsızlıkların bir kere farkında olunca, artık İşaya ve Yaremya gibi son dönem peygamberlerin ahlaki tutum ve öğretileri bile evrensel bir mesajdan yoksun görünmeye başladılar bana.