Puan vermedi·172 syf.··
2026 8. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 22:46
Hançerli Hanım (tam adıyla Hançerli Hanım Hikâye-i Garibesi), IV. Murat (1623-1640) yönetimi sırasındaki kurmaca olayları anlatan bir meddah hikayesi. Yüzyıllar öncesine ait... Sözlü gelenek zamanında kahvelerde, sokaklarda, meydanlarda anlatılır ve halkın, esnafın çok ilgi çekermiş. Bu ilgi sonucu 1851 yılında Âlî Efendi tarafından Ceride-i Havadis gazetesi için yazıya geçirilmiş (hem de resimli). Edebiyatçı Güzin Dino (Abidin Dino'nun eşi), "satış garantili" bu eseri basarak gazetenin para sıkıntısını gidermeyi, gelir getirmeyi amaçlamış olabileceğini öne sürer. Buraya kadar her şey alışıldık. Alışılmadık olansa, rağbet gören bu hikayenin içinde anlatılan başka bir yan hikayenin, erkek erkeğe eşcinsel bir ilişkiyi konu alıyor olması! (Hükümdar Cemşid Şah, kölesi Nâyâb ve Seyf-i Dil... Hikaye, eşcinsel ya da belki biseksüel diyebileceğimiz bu üç erkek karakter etrafında ilerliyor.) Üstelik bu ilişki sevgi ve aşk çerçevesinde ele alınıyor. Hatta esnaf, yani toplum bile ilişkiye onay veriyor. Elbette böyle bir hikayenin anlatılıyor ve ilgi görüyor olması, bunun toplumun her kesimi tarafından onaylandığı anlamına gelmez. Ama bu konuların Osmanlı'da sandığımız gibi tabu olmadığı, böyle hikayelerin sokaklarda bile anlatılabildiği, halkın da dinleyip/okuyup geçtiği anlamına gelir. (Bu arada Hançerli Hanım, Namık Kemal'in 1876 tarihli İntibah'ı başta olmak üzere sonra gelen romanlara da ilham olmuştur. Türk edebiyatının ilk edebi romanı kabul edilen İntibah'ta, Hançerli Hanım'daki Süleyman artık Ali Bey olmuştur. Hançerli Hanım'sa Mahpeyker'dir. Hançerli Hanım'da yan öykü olarak işlenen eşcinsel öykü ise İntibah'ta yoktur.) (Konu hakkında detaylı bilgi arayanlar K24'teki ilgili yazıyı okuyabilir: Osmanlı İmparatorluğu özelinde bakıldığında, hukuki olarak
Hançerli HanımAnonim · Bilge Kültür Sanat · 2008102 okunma
Puan vermedi·259 syf.··
2026 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 21:53
Uyanıklığın kitabı meğer 1000 yıl önce çoktan yazılmış bile! 1000 önce bunları bilmek… Şaşırtıcı… Fikirlerin temel mantığı asla eskimemiş. Ancak o devrin adetleri eskimiş, yerini yenilerine bırakarak dönüşmüş.
KâbusnâmeKeykavus · Kapı Yayınları · 2020275 okunma
Reklam
Türkçenin Söz Varlığı
Puan vermedi·256 syf.··
2025 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 16:31
Bir proje kapsamında ‘ödev’ olarak verilen bu kitabı okumak beni çok yordu. Okurken dikkat gerektiren, önemli yerleri gözden kaçırmamak gereken bir kitaptı. Özetini çıkarmam gerektiği için, incelemeden ziyade bende buraya özetini bırakacağım. Yazar Prof. Dr. Doğan AKSAN bu eseri ile bu alanda araştırma yapacak olan ya da bu alan ile ilgili ilgili olacak olanlara harika bir kaynak kitap yazdığını belirtmek isterim. Türk dilinin zenginliğini ve derinliğini keşfetmek isteyenler için önemli bir başvuru niteliğinde kaynaktır. Aksan, Türkçenin söz varlığını analiz ederken dilin geçmişten günümüze nasıl everildiğini, kökenlerini ve dilsel zenginliğini keşfeder. Aksan, Türkçenin tarihsel süreç içerisindeki değişimlerini ve bu değişimlerin toplumsal, kültürel ve coğrafi etkilerini de inceler. Aksan, bu eserinde Türk dilinin dönemsel evrimini, yabancı dil etkilerini, kelime türetme süreçlerini ve dildeki farklı lehçeleri tartışarak, okuyucusuna Türkçenin dilbilimsel yapısına derin bir bakış açısı sunar. Hangi kısmını eklemesem üzüleceğim ancak Türk dinin söz bilimleriyle ilgili gözlemler ve saptamalarını başlık başlık değinmeye çalışacağım. KÖKTÜRKÇENİN SÖZ VARLIĞI Türkçenin elimizde bulunan en eski yazılı kaynağı Köktürk yazıtlarıdır. VIII. ‘da yazılmıştır. Köktürk yazıtlarında saptanan özellikler şöyledir; -Türkçenin eldeki bu en eski ürünleri tek tek 900 kadar sözcüğü içeren, konuları sınırlı yazıtlar olduğu halde yalnız somut kavramlar açısından değil, soyut kavramlar açısından da zengin bir dil niteliği göstermektedir -Yazıtlarda görülen ve bizim “ileri öğeler” olarak adlandırdığımız kimi sözcükler, yazıtlarda geçmeyen, ancak o dönemde yaşadığı anlaşılan kimi sözcüklerin varlığını ortaya koymaktadır. -Türkçenin ilginç bir özelliği olan ikilemelerin o dönemde de çok yaygın
Türkçenin SözvarlığıDoğan Aksan · Bilgi Yayınevi · 2015103 okunma
7/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2025 38. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2025 18:17
Surlarının azametini ve heybetini, parlaklığını ne insanlık ne de cihan görmüştü. Burçlarının içi ve dışı perilerin şarap kadehlerinden düzenlenmiş gibiydi yani billur gibi ışıldıyordu. Dünya tarihinde İstanbul kadar etkili bir coğrafyaya ve kültürel birikime sahip olan pek az kent vardır. Kitapta öncelikle İstanbul’un ilk yerleşim yerlerinin Yenikapı kazıları sonucu 8000 yıl önceye kadar indiğini öğreniyoruz. Ardından kronolojik sırayla 19. Yy başlarına kadar İstanbul’a kimler hakim olmuş,kimler onun için mücadele vermiş, İstanbul ne gibi dönüşümler geçirmiş;fiziki,siyasi,dini,kültürel anlamda geniş bir perspektifle zaman yolculuğu yapıyoruz. Kitapta dikkatimi en çok çeken bölüm İstanbul’un olumsuz imajı yani İstanbul hakkındaki kıyamet senaryoları oldu. Bu kitaba kadar “İstanbul’u fetheden komutan ne güzel komutan…” hadisini biliyordum ama kaynaklardan İstanbul’un fethinin kıyamet alameti olarak da görüldüğünü öğrenmiş oldum. Feridun M. Emecen İstanbul’u konu alan başka önemli kaynaklardan da örnekler sunuyor.Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi,Kabusname, Acaibü’l-Mahlûkat gibi. Şimdi İstanbul’a daha farklı bir gözle bakıyorum ve tarih kokan sokaklarında dolaşmak istiyorum. İstanbul'un zengin tarihini, kültürel çeşitliliğini ve sosyal dinamiklerini anlamak için böyle kaynaklar gerçekten değerli.
İstanbulFeridun M. Emecen · Kapı Yayınları · 202510 okunma
Kabusnameden öğütler
Puan vermedi·204 syf.·
2025 4. kitabı
kalemimyazar Kabusname Kabusnâme, 11. yüzyılda Gilan hükümdarlarından Keykâvus bin İskender tarafından oğlu Gilanşah’a rehberlik etmek amacıyla yazılmış bir öğüt kitabıdır. Eser, hem bir nasihatname hem de bir yaşam rehberi niteliği taşır. Keykâvus, oğluna ahlaki değerler, yönetim ilkeleri, adalet, bilgelik, kişisel gelişim ve insan ilişkileri hakkında öğütler vererek onun hem iyi bir insan hem de yetkin bir hükümdar olmasını hedeflemiştir. Kabusnâme, nesir şeklinde kaleme alınmış ve 44 bölümden oluşmaktadır. Her bölüm farklı bir konuya ayrılmıştır: ️Ahlak, erdem ve dindarlık, ️Devlet yönetimi ve halkla ilişkiler, ️Bilim, sanat ve eğitim, ️Yemek adabı, evlilik, dostluk gibi günlük hayata dair konular. Bu zengin içerik, yalnızca hükümdarlara değil, her kesimden insana hitap etmektedir. Eser, döneminin İslam kültürü ve İran edebiyatı etkilerini taşır; aynı zamanda evrensel ahlaki değerleri yansıtır. Bilgi ve Bilgelik Üzerine: Keykâvus, bilginin hayatı anlamlandırmadaki yerini vurgular ve cahillikten sakınılmasını öğütler: "Bilgiden yoksun bir kişi, pusulasız bir gemi gibidir; hangi yöne gittiğini bilmez." Bu alıntı, eserin bilgiye verdiği önemi ve bireyin yaşam yolculuğunda rehberlik eden değerleri vurgular. İyi Yönetim ve Adalet: Adalet, hükümdarın en temel erdemi olarak öne çıkar: "Bir hükümdar adaleti ile yükselir, zulmü ile düşer. Halkın duasını al ki, tahtın sağlam olsun." Bu öğüt, yönetim ile halk arasındaki ilişkinin bir güven bağına dayalı olması gerektiğini ifade eder. İnsan İlişkileri ve Dostluk: Keykâvus, dostluk konusunda dikkatli olmayı öğütler: "Gerçek dost, dara düştüğünde yanına gelendir. Çıkara dayalı dostluk, saman alevi gibi geçicidir." Bu öğüt, dost seçiminde samimiyetin ve vefanın önemine işaret eder.
İnceleme
KabusnameKeykavus · Antik Yayınları · 2008275 okunma
Puan vermedi·261 syf.··
2025 50. kitabı
Eser, hem Doğu hem de Batı edebiyatında ahlaki ve didaktik öğretiler barındıran klasikler arasında yer alır. Aile hayatı, adalet, dinî değerler, ilim tahsili, dünya işleri, dostluk, insan ilişkileri, ölüm ve ahiret gibi birçok konu ele alınmıştır. Keykâvus, eseri yazarken tecrübelerini ve dönemin toplumsal yapısını yansıtarak hem bireysel hem de toplumsal düzlemde bir rehber oluşturmayı amaçlamıştır.
KabusnameMercimek Ahmed · Tercüman Gazetesi · 197326 okunma
Reklam
Reklam