Ah benim nergis kokulu... Ruj lekeleri bıraktın bardaklarda Anlatmak isterdin kendini durmadan Bir bardağa bile olsa. Ne diyecektin, ne söyleyecektin Şairlerin şahı olsan, Bir AH’dan başka. Ah benim nergis kokulu cehaletim Bana yıllarca, bunca sözü boşa söylettin. AH! Güçlü bir el silkeledi beni sonra Sanırım tanrının eliydi, Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan, Çok şey geçmiş gibi başımdan Ah dedim sonra, Ah! İç ses, diye söylendim. Gel! Ahlar ağacından sen de biraz meyve topla.Vasiyetimdir: Bin ahımın hakkı toprağa kalsın...
Genç göstermek güzel olmak anlamına gelmez
Ben otuzlarının başında bir milenyumluyum. Küçükken herkes 30 olmayı korkunç bir şey gibi gösteriyordu ve üzüleceğimi sanıyordum ama öyle olmadı. Çünkü büyümek kötü bir şey değil ve gençlik her zaman mutluluk anlamına gelmez. (Gençlik ve spor bakanlığının etkinliklerine artık katılamayacak olmam beni yaralamıştı tabii) Yaşımı göstermeyen biriyim. Bence eğlenceli bir şey çünkü insanların tepkileri komik. Ama "Çok genç duruyorsun" bence bir iltifat değil. Kimse bana genç dedi diye "güzel" dediğini düşünmedim. Hatta yirmilerin başında ergen gibi görünmek beni çok mutlu etmemişti. Ayrıca yaşımı bilmeden bana yürüyen yetişkinlerin hepsinin sorunlu olduğunu düşünüyorsun ister istemez. "Genç göstermek" özellikle 30 yaşında veya daha genç isen tuhaf bir güzellik algısı. Neden yetişkin bir kadın erkeklerin ilgisini çekmek için çocuk gibi görünmeye çalışsın ve neden koca koca adamlar bunu çekici bulsun?!?!?! Bu iğrenç konu bir yana, nedense bizim neslin çoğunlukla daha genç gösterdiğini görüyorum. Ve bizden sonraki nesil de daha çabuk olgunlaşıyor ve belki yıpranıyor haklı olarak. Tabii istisnalar var. Bir kaç sene önce uzun sürenin ardından ilk defa 15 yaşında gösteren bir 15 yaşında çocukla karşılaştım ve sınıftaki herkesten çok küçük göründüğü için şikayet ediyordu. Peki bunları neden yazıyorum. Çünkü az önce 3 haftalık bir yorumuma yanıt geldi. Kadının biri bir videoya kendi yaşı ve görünümü hakkında bir yorum yapmıştı ve ben de "Sanırım bizim neslin özelliği, genelde z kuşağından küçük gösteriyoruz. Ben de bütün genç arkadaşlarımdan küçük görünüyorum" yazmıştım. Başka biri yanıt vermiş [İngilizceden çeviri] "İşte kendini z kuşağından genç sanan sanrılı (delulu diye yazmış bir de 🙄 ) bir milenyumlu daha. Bunu sana söylediğim için üzgünüm ama hepniz yaşlı gösteriyorsunuz
İnsan ve Hayat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kaç göz değdi benim gözümün değmediğine...
Bazı kitaplar koşarak değil, yürüyerek okunur. Fedailerin Kalesi Alamut da bence onlardan biri. Bakalım kaç ayda bitirebileceğim 😅
Laughter in the Dark (1969)
Kızın yüzüne neredeyse korkuyla baktı. Solgun, asık suratlı, yürekler acısı bir güzellik... Yaşı olsun olsun da on sekiz olsundu. Derken, salon hemen boşalıp yeni yeni insanlar gelmeye başladığında, kız sıralar arasında durmadan gitti geldi, birkaç kez onun iyice yakınından geçti; ama adam ondan yana bakmadı, başını çevirdi, çünkü onu görmek acı veriyordu ve güzelliğin -ya da kendisinin güzellik adını verdiği şeyin- kimbilir kaç kez yanıbaşından geçip gittiğini, yok olduğunu hatırlamadan edemiyordu. Karanlıkta yarım saat daha oturdu, patlak gözlerini beyazperdeye dikerek. Sonra kalktı, çıkışa doğru yürüdü. Kız, perdeyi ufak tefek gürültüler çıkararak açıp ona yol gösterdi. "Ona bir kez daha bakmadan gidemem," diye düşündü Albinus yüreği parçalanarak. Karanlıkta Kahkaha Vladimir Nabokov Sayfa: 15 (İletişim Yayınları)
1000Kitap
Anıl Piyancı ve Perdenin Ardındakiler- Yağmurlar
Kaç kurtar kendi bur'dan ruhunu al git çok uzaklara Kaç kurtar kendi durma, *aldırma o sahte suratlara* Kaç kurtar kendi bur'dan, yok dostun her biri kurnaz Yavaş yavaş süzüldü kalbine kurmuş bak her biri kumpas