Puan vermedi·272 syf.··
2026 15. kitabı
İyi bir aileden gelmiş iyi yetiştirilmiş bir çocuksanız iyi insan olarak hayatınıza devam etmek kolaydır. Peki ya canavar bir babanın genetiğine ve tutkularına sahip bir çocukken çizgiyi geçmemek için ne kadar mücadele etmeniz gerekir. Nora seri katil bir babanın cerrah kızıdır. Arkasında bıraktığını düşündüğü sırlar, iki hastası babasının yöntemleri ile öldürüldüğünde yeni hayatını cehenneme çevirmeye başlar. Yine çerezlik bir kaç saatlik bir kitaptı ama Nora nın içgüdüleri ile mücadele etmesini beğendim.
Kilitli KapıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20252,643 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 4. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:11
Türk Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mâni olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okumuştur.’ demiş büyük Türk tarihçisi İlber Ortaylı. Bizim neden tek bir Adama Başbuğ,Başkomutan,Paşa ve Gazi dediğimizi anlatmış. Daha kaç yüzyıllar boyu unutulmayacak Atatürk’ü bir kez daha sevdirmiş.. Çok değerli bir yazı, kelimelerin seçilişi bile dâhice adeta.. Türk’ün Atasını en iyi bir Türk Adamı anlatabilirmiş. Hep dedim yine derim, ‘Bir insan nasıl Türk olur da Atatürk’ten yana olmaz ki?!’
Gazi Mustafa Kemal Atatürkİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 201813,5bin okunma
Reklam
7/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Sonunda Salih Uyan kalemi ile tanıştım. günümüz teknolojisinin özellikle çocuklar üzerinde iyi ve kötü yanlarını ele alan, doğru kullanılmadığı taktirde masumca yapılan bazı şeylerin bile felaketlere yol açabileceği işlenmiş Bence mizahı da fena değil bir kaç yerde kahkaha bile attım
Nasıl Fenomen Oldum?Salih Uyan · Carpe Diem Kitapları Yayınları · 2020101 okunma
K1
9/10
·112 syf.··
2026 13. kitabı
Duygu çözümlemesi yapmak zor gelir bana. Bazı sayfalarda tam olarak ne demek istediğini bile anlamadım. Ama hissettiğim en derin şey şu ki kaç yaşına gelirse gelsin bir çocuk ebeveyninden onay almaya her zaman ihtiyaç duyarmış. Ve küçükken hep eleştirilen, onaylanmayan çocuklar yetişkin olduklarında bile kendi kararlarını kendileri veremezlermiş. Mektubu niye vermedi bilmiyorum. Milena’ya birçok kez mektuptan bahsetti, mektubu daktiloya çekti ki bu mektubun yayımlanmaya hazır bir metin olduğunu gösteriyor Franz’ın alışkanlıklarına göre. Belki de sadece içini dökmek için yazdı, çocukluğundaki Franz ve babası ile yüzleşmek için. 1919 Kasım ve Franz Kafka 36 yaşında, ama mektubu yazan o değil. “yetişkin Franz değil de çocukluğundaki Franz yazıyor gibi” Aradan biraz zaman geçer ve muhtemelen ben bu mektubu bir daha okurum, sonra biraz daha zaman ve tekrar. Okuduğum yaşa göre mektubun bana hissettirdikleri de değişecek. Büyülü sanki. 
Babaya MektupFranz Kafka · Can Yayınları · 201954bin okunma
7/10
·336 syf.··
2026 28. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 08:37
Kafka'nın kitap çevirilerini yapan kadın ile mektuplaşmasını ele alan kitap, başlarda sohbet amacıyla gönderilen mektupların ileride büyük bir aşkın oluşmasına sebep oluşudur. Kitabımızda Kafka'nın milenaya gönderdiği mektupları teker teker okuyor, yer yer kendine, milenaya, hayata olan sitemleine tanık oluyoruz. Kafkayı çok sevsem de bu kitabını pek başarılı bulamadım, akıcı değildi (kaç günde okuduğumdan da belli oluyordur zaten) Sadece tek tarafın mektuplarını görmek olayın çoğunluğuna hakim olmamızı güçleştiriyor, olayları tam anlamıyla takip edemiyoruz. Üslup açısından biraz yavan ve eksik kalmış. Onun dışında kafka'nın iç dünyasını yansıtması açısından başarılı denebilecek bir kitap.
Milena’ya MektuplarFranz Kafka · Olimpos Yayınları · 201965,9bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap ilk bakışta kapitalizmden sosyalizme geçişin başarısızlığını anlatan bir distopya gibi görünse de, aslında çok daha derin bir sistem eleştirisidir. Birçok kişi bu eseri genel bir komünizm eleştirisi sanıyor ama yanlış. Orwell burada doğrudan Stalin dönemini ve devrimin nasıl bir diktatörlüğe evrildiğini hedefe alıyor. Kitabı tam anlamıyla kavrayabilmek için 1917 Rus Devrimi'nin aktörlerini bilmek gerekiyor. **spoiler Kitabın bence en sarsıcı kısmı, domuzlar ile insanların aynı masada kağıt oynayıp zaferlerini kutladıkları o son sahneydi. Hayvanlar dışarıdan içeriye bakarken artık kimin domuz, kimin insan olduğunu ayırt edemiyorlar. Bu sahne, "günün sonunda kazananın hep elitler, kaybedenin ise hep halk olduğu" gerçeğini yüzümüze çarpıyor. Tüm bunların yanında aslında kitap bize şunu fısıldıyor: Güç, kimin eline geçerse geçsin "kirletir". Dün ezilenin bugün gücü ele geçirdiğinde kendinden zayıfı ezmekte hiçbir sakınca görmemesi, sadece siyasetin değil, günlük hayatın da acı bir gerçeği maalesef. Yine de kitapta da olduğu gibi bunu en çok siyasette görüyoruz; teoride mükemmel olan vaatlerin pratiğe döküldüğüne kaç kere şahit olabildik? Yani diyeceğim şu ki "iyi yönetim biçimi" veya "kusursuz ideoloji" diye bir şey yoktur; yalnızca iyi niyetli yöneticiler ve en önemlisi, domuzların vaatlerine kanmayacak kadar bilinçli halklar vardır. Aksi halde, düşmanın değiştiğini sandığımız her zaferin sonunda aslında hiçbir zaman aynı tarafta olmadığımızı fark ederiz "Siz gidin artık Düşman dağıldı dedikleri bir anda Anlaşılıyor Baştan beri bütün yenik düşenlerle Aynı kışlaktaymışız" -İsmet Özel
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,5bin okunma
Reklam
Reklam