“Modern Avrupa’yı şekillendiren bu yüzyılda alt tabakaların okuma tercihleri ise bambaşkaydı. Darnton’ın incelemeleri bize Fransız halkının hiç de öyle sanıldığı gibi Rousseau veya Voltaire gibi philosophe’ları okumadığını gösterdi. Teveccühleri daha çok kralla ve kiliseyle dalga geçen ucuz romanlaraydı. Bazıları pornografik öğeler içeren (Thérèse Philosophe) ve hatta ütopik bilim kurgu (Mercier’nin L’an 2440’ı) türünde olan bu romanlar sayesinde halkın otoriteye olan bakışı değişmişti. Kralın iktidarsızlığı, kraliçenin iffetsizliği ve kilisenin hokkabazlıklarını konu alan ve kaçak yollarla edinilebilen bu pulp fiction’lar tam bir désacralisation, yani kutsallığını yitirme sürecini tetiklemişti. Eskiden kralın tek bir dokunuşla sıraca hastalarını (Lat. scrofula) iyileştirebileceğine inanan yığınların yerini sorgulayan tepkili bir kitle almıştı; Fransız İhtilali işte bu otorite kaybının bir sonucuydu.”
Alıntı Şuradan
Bunu Herkes Bilir
Emrah Safa Gürkan
Bu malzeme telif hakkı ile korunuyor olabilir.
“Gözleri doldu. Neden böyleydi bu dünya? Niçin insanın istediğince yaşamasına engel olunuyordu? Üç kişiye pırıl pırıl bir dünya yaratmışlardı. Başlarını alıp uzaaaak, çok uzaklardaki büyük şehre gidecekler, herkesten uzak, dileklerince yaşayacaklardı!”
“El kapısı nedir bilir misiniz? Bilmezsiniz. Allah kimseyi el kapılarına düşürüp, el adamına avuç açtırmasın. El adamı gavurdan beterdir. Hele sizin gibi, kendi malında büyüyüp yetişmiş kendi babasından anasından başkasına avuç açmaya alışmamış insanlar tövbe dayanamazlar el kapısına. El kapısının zulmü, eziyeti vardır!”