Suriyelilerle gardaş olduk halay çektik Ceylanpınar küçük bir sınır kasabası bir uzun havanın insanın içine işleyen en ağır kesiti bir yanına çekilmiş tel örgüler burada yaşayan pek çok insan sınırı kaçak geçmiş uzun yıllar koyun sürüsüyle Atlas sayı 98 mayıs 2001 Ceylanpınar küçük ama hikâyesi büyük bir ilçemiz iş gücünün büyük bir kesimini işletmemiz Tigemden sağlayan ilçenin en büyük hatıralarını suriye sınırı oluşturur kimi zaman bir çay kaçakçılığı kimi zamanda suriyede kalan abileri amca ve akrabaları ile bayramlaşan gönlü zengin insanlarımız ile akla geliyor efendimiz SAV kötü rüya görene abdest alıp namaz kılmasını önerir namaz kötülüğü siler ceylanpınar suriye Resulaynın karşısında çekilen bir sınır bölgesi pek çok insanın abisi amcası tamda bu sınır bölgesinin tam karşısında yaşıyor Ahmet Arifin dediği gibi kirveyiz kanla bağlıyız Peygamberimiz kötü bir rüya görenr kalkıp namaz kılmasını yatış şeklini değiştirmesini önermiştir evet namaz kötülüğü önler gidişat ve şekli değiştirir bizi insan komşuluk hakkına saygı duymaktır yaşanılan toprağa ibadet niyeti ile bakmaktır Ahmet Arifin 33 kurşun şiiri şöyledir kirveyiz hısımız kanla bağlıyız karşıyaka obalarıyla işte bugün bu satırlar dindaşımız olan Suriye insanına yazılmış gibidir işletme sınırlarımızdanda geçen bu tel örgüler bayramlarda açılır tavuk tavuğa karışır civciv doğar insan insana karışır çocuk doğar bu tel örgülerde nice kaçak olayları ve bayramlaşmalar yaşandı kirve olduk düğünler kurduk suriyelilerle birlikte
Duygu ve Düşünce
Türkiye'nin çok partili siyasi tarihine baktığımızda, liderlerin yakın çevrelerinin, kardeşlerinin ya da çocuklarının ticari faaliyetleri neredeyse her dönem siyasetin en büyük kriz ve tartışma başlıklarından biri olmuştur. Siyaset sosyolojisinde ve hukukta bu durumun kronik bir sorun olmasının temel sebebi, "siyasi güç ile ticari faaliyetin yapısal olarak birbirinden ayrıştırılamamasıdır." Liderin akrabası ne kadar "kendi bileğinin hakkıyla" ticaret yaptığını savunursa savunsun, o ismin arkasındaki siyasi gölge; bürokraside kapıların daha hızlı açılmasına, kredilere daha kolay erişilmesine veya denetimlerin gevşemesine yasal ya da psikolojik bir zemin hazırlar. 1970'li yıllarda Süleyman Demirel'in başbakanlığı döneminde, yeğeni Yahya Demirel üzerinden patlak veren "Hayali İhracat" skandalı, Türkiye'nin yolsuzluk tarihinin en bilinen sembollerinden biridir. Olayın Özü: Yahya Demirel, mobilya ihraç ediyormuş gibi sahte belgeler düzenleyerek devletten yüksek miktarda vergi iadesi (teşvik) almıştı. O dönem yapılan incelemelerde, ihraç edildiği beyan edilen ceviz kaplamalı lüks mobilyalar yerine yurt dışına aslında değersiz sunta veya kereste gönderildiği ortaya çıktı. Siyasi Etkisi: Bu skandal, Demirel'in siyasi kariyerinde muhalefet tarafından (özellikle Bülent Ecevit liderliğindeki CHP tarafından) en sert eleştirilen zayıf nokta oldu. Demirel, "Yeğenimin yaptığı ticaretten ben sorumlu değilim" dese de, kamuoyunda "devlet imkanlarının aileye sunulması" algısı kalıcı hale geldi. 1990'larda ise bu kez Demirel'in diğer yeğeni Murat Demirel'in adı Egebank'ın içinin boşaltılması skandalına karışacaktı. 1980'li yıllarda Turgut Özal, Türkiye'yi dışa açık kapitalist bir ekonomiye dönüştürürken, ailesinin ve çocuklarının yaşam tarzı ile ticari ilişkileri "Özalizmin" en çok
Sosyoloji
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Mavi Yaka İncili
Bu şehirde yaşamanın bir imkanı var mıydı sorusuyla uyandı. Gözlerini açmasına rağmen uykunun dağılıp gitmediği, tam tersine vücut bütünlüğünün bekasına ters düşen bir düşten uyanırcasına kendisini bir kuşkunun ortasında buldu. Nefes alış verişini saydı. Sonra saatine bakıp yeniden zamanda süzülen bir yamaç kartalı gibi kaldırımda yürüyen insancıkları dişlemeye, bebekleri kundağından söküp derin vadilerin uç alüvyonlarına bırakmaya ant içti. İnsan hiçbir şey yapmak istemediğinde, ya da bir şeyler yapma hakkı elinden alındığında hayali cinayetler işleyip bundan aklanma senaryosu kurar zihninde. O da öyle yaptı. İneceği durağa karşı bir aşk beslemişti kimi zaman. Çoğu zaman sırf ineceği durağı düşlemek için biniyordu otobüse. Birde insanların onu ineceği durakta görüp 'ne adammış bu be! - -nasıl da hatırlıyor ineceği durağı tarzındaki haklı gurur nidalarına bıyık altından gülümseyerek ve göğüslerini şişirerek 'hehehe, ne sandınız beni' diyip evine gitmeyi de bulunmaz bir nimet belliyordu. Şimdi oldu mu bu. Yani bu düşünceler ne kadar da sefilce. Yalnızca Memlük sarayında bir kölemen bu kadar tik tak ehli olup anadan üryan tepetaklak olabilirdi. O da öyle yaptı. Yaprağa yeşil rengini veren klorofile dua edip ağaçları seyretti biraz hüzünle. Biraz hüzünle yaptığı şeyleri hatırladı. Ne kadar hüzünlendiyse artık unutmayı da bir erdem sayarak ağrıyan yerlerini güneşe çıkardı. Adam hastaydı. Güneşten saklanacak kadar bile korkuyordu dünyadan. İnsanlar tarafından bir hayli hırpalanmıştı. Gözlerini hiç nazar değdirecek kadar eğitmediğinden, dilini hiç budaktan sakınmayacak kadar sivriltmediğinden kıyıda kalmıştı. Göbeği eksen eğikliğinden kaynaklı diyabet iken, torbasında rızık adını verdikleri gayriahlaki savaşın hücum boruları ötüyordu. Kaşlarını eğip topal adımlarla, kambur
Emir Timurun büyük aşkı Ne Mutlu Müslümanım diyene Nuri Pakdil ♡Raf Sakini♡♡Raf Sakini♡ Emir Timur Ne mutlu ki insanım ne mutluki müslümanım diyerek khatunu Melik hanımın yanına oturdu çağatay sultanlığının kızı olan melik hanım namı diğer bibi hatun ey timur bazen ümit yetmez şarkılar ilahiler anlatamaz insanın derdini ne zaman ümit yetmiyor bana dersen o zaman deki ne mutluki Rabbimiz bizi Kuraan ile göndermiş de ve Kuraan okumaya o zaman biten ümit yeniden başlar insan ben artık dinlemek değil söylemek istiyorum dediğinde Kuraan okuyan insana Allah Teala ümit kapıları açar yeni bir dil bağışlar ve bibi khatun semerkandın alim kadını Emir Timurun abdest almasına yardımcı oluyordu Timur o koca sultan şimdi bibi khatunun yanına oturmuş son yıllarında onun hatırasına yaptırdığı Semerkandın en güzel camisinde Kuraan okuyordu ey sultanım dedi Timur bu isminiz ile anılan büyük ve aziz cami ayakta kaldıkça insanlar size dua edecektir aşk ile okunan ezan sesleri hiç susmayacaktır Timur her gün bu camiye gelir eşine dua ederek ayrılırdı Semerkantta yaptırılan bu devasa cami timur sanatının güzelliğini anlattığı gibi aynı zamanda emir timurun eşine olan sadakatinede anlatır camiye gelenler mübarek bir insana dua edip Allahım sadık bir aşk nasip et duaları ile ayrılırlar Bursada bir masal evi ​Baba, hadi bir oyun oynamayalım adını bilmediğim, Yatayım dizine, saçlarımı tara...Anlat bana, sevgi neydi bu dünyada? Hani o çok sevdiğim şarkıdaki gibi, Bana da bir masal anlat, yalan olmasın Ayla Kaya-Babam Evimizin Küçük kızı hatice baba diyip bana sarıldığı zaman o sıcacık evin nasıl bir ilahi huzur kaynağı olduğunu ben bir kez daha anlıyordum işten ne kadar yorgun dönmüş olsamda eşim Ayşe hanımın Mustafa bey hoşgeldin diyip önüme bir sıcak çay koyması dışarıdaki tüm yalanları
Din
Hogwartsta millet birbirine böyle mi hitap ediyor, yoksa benim kaçak site mi sıkıntı
Bugün de herkes bir şeyler anlattı, ben seninle kafamda “kaçak çay “içtim …
Şiir