Yoksa şu rakıyla sigarayı daha mühendis mektebi yıllarında mı bıraksaydım? Vallah, böyle bir hareket de hayata karşı ayıp olup da birader. Dünya nimetlerini de seviyordum çünkü. Fuzuli'nin, Nedim'in şiirlerini laf olsun diye okumuyordum ki millete; onlar içimde yaşıyordum.
Sonra da şapkasını havada şöyle bir döndürerek, Latince bir özdeyişle vedalaşıp gitti. Ama bu kez markinin hatırı için çevresini de yapmıştı: "Mutluluğun iyi edemediğini iyileştirecek ilaç yoktur."
kim için yaşayabilirim, hangi gaye için? neyi arayacağım? ne için savaşacağım? neyin rüyasını göreceğim? hayatın çiçekleri döküldü, sadece dikenleri kaldı.
ya ben yaşadığım hayatı anlayamadım ya da bu hayatın hiçbir değeri yoktu. daha iyisini de bulamadım, göremedim, kimse de göstermedi. sen bir gelip bir kayboluyordun, tıpkı parlak, hızlı bir kuyruk yıldız gibi; bense her şeyi unutuyor, ağır ağır sönüyordum...