Konu üzerine yirmi yılı kapsayan araştırmalarında hayati bir şeyi kanıtladığını söyledi bana. Dediğine göre kitap okumak bizi belli bir şekilde okumaya alıştırıyormuş - çizgisel bir şekilde, bir süreliğine tek bir şeye odak lanarak okumaya. Ekrandan okumanın ise bizi farklı bir şekilde oku maya alıştırdığını keşfetmiş Anne - bir şeyden diğerine atlayıp zıp layarak okumaya. Gerçekleştirdiği çalışmalarda, ekrandan okurken "göz gezdirmeye ve taramaya daha yatkın olduğumuzu" görmüş - ihtiyacımız olanı almak için ekrandaki enformasyonun üstünde hızla göz gezdirdiğimizi. Ama yeterince uzun bir süre böyle okuduğu muzda, "bu tarama ve göz gezdirme bulaşıcı hale geliyor. Kâğıt üs tünde yazılı olanları okuma şeklimizi de etkilemeye, belirlemeye başlıyor. ... Varsayılan okuma şekli haline geliyor". Provincetown'a gelip de Dickens okumaya çalışırken fark ettiğim şey buydu tam da: Dickens'ın önünden koşturur halde bulmuştum kendimi; haber met- ni okuyor, önemli noktaları kapmaya çalışıyordum sanki.
Mevzu, her daim sapık bir haz duygusuyla koşut gidecek acı yahut ıstırapla alakalı değildir. Aslolan başka bir şey, yani mutsuzluktur. Mutsuzluk ruhun bir hali değildir. Ruhun, hep bahsettiğim mekanik gereklilikler tarafından sindirilmesidir..... Mutsuzluk, insana onun iradesine rağmen ge- lir. Özünde ve tanımında bu dehşetengiz duruma sahip olduğu için, tüm varlığı ele geçiren bir isyandır.
Duygularımızdan neşet eden neşenin ve sefanın, fiziksel acı- lara ve cefaya benzer, öğretici bir erdemi vardır. Bu canlı ve saf erdem, neşeden beklediklerimizi aştığımızda esasında varılacak bir yer olmadığını, kendi dâhilimizde bir şey elde edip, temin edemeyeceğimizi bize öğretir. Yani saf neşe ve saf acı aynı ilahi, sonsuz ve değerli hakikatten doğmuştur
İnsan hayatının kadim muamması böylelikle acı değil, mut- suzluktur. Masum insanların öldürülmesi, işkenceye uğra- ması, yurtlarından sürülmesi, köleliğe yahut sefalete mecbur bırakılması şaşırtıcı değildir. Zira her daim bu cürmü işleye- cek suçlular var olacaktır. Hastalığın yaşamları tarumar edip, ölüme sürüklemesi de şaşırtıcı değildir zira doğa kumarını her daim oynayacaktır. Asıl dikkate şayan olan, Tanrı'nın mut- suzluğa tüm ruhumuzu haczedecek kudreti vermesidir