Zihnimizde depoladığımız inançların yüzde doksan beşi yalandır ve biz bu yalanlara inandığımız için acı çekeriz.
Toplumsal rüyada insanların acı çekmesi, korku içinde
Gerçek adalet, her hatanın bedelini bir kez ödetir. Gerçek
adaletsizlik, her hatanın bedelini tekrar tekrar ödetir.
Bir hatanın bedelini kaç kez öderiz? Yanıt binlerce kezdir. İnsan, dünyada aynı hatanın bedelini binlerce kez ödeyen tek hayvandır. Diğer hayvanlar her yanlışlarının cezasını bir kez çeker.
Ama biz? Bizim çok güçlü belleğimiz var. Bir hata yaparız, kendimizi yargılarız, kendimizi suçlu buluruz, kendimize ceza veririz. Eğer adalet varsa bu yeterlidir. Hatayı bir daha yapmayız
"Zavallı ben. Yeterince iyi değilim, yeterince zeki değilim,
yeterince güzel değilim, sevgiye layık değilim, zavallı ben." Bü
yük Yargıç buna katılır ve yanıt verir: "Evet, yeterince iyi değil
sin." Ve tüm bunlar asla kendi başımıza inanmayı seçmediğimiz
inanç sistemine dayanır. Bu inançlar öylesine güçlüdür ki, yıllar
sonra bile, yeni kavramlarla karşılaşıp, kendi kararlarımızı ken
dimiz vermeye çalıştığımızda bile, yine de bu inançların yaşa
mımızı kontrol ettiğini görürüz.
Kendi kendini ehlileştiren bir hay
van gibi oluruz. Artık, bize dayatılan inanç sistemine uygun ola
rak kendimizi ehlileştirebiliriz. Kendi üzerimizde aynı ceza
ödül sistemini kullanırız. İnanç sistemimizin kurallarına uygun
davranmadığımızda kendimizi cezalandırırız; "iyi kız", "iyi er
kek" olduğumuzda kendimizi ödüllendiririz.