Puan vermedi·496 syf.··
2026 119. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 11:36
Yolda olmanın bir felsefesi var. İnsanı dönüştüren ve dönüştüğü kişiden de farklı bir hal içinde hayatta yer tutan felsefe için bir adamın yolculuğu ve bu yol sürecinde arkadaşı ile yaşadığı maceralar; kendi yaşam sahnesinde var olan kaotik düzenin misafiri olması, bunca kilometre içinde yine kişinin kendi özüne dönmesi... yol bitmez belki ama insan yaşamında her şey sonların dönüşyürdüğü başlangıçların sahnelendiği kadersel bir tiyatro eseridir Yolda
1000Kitap
YoldaJack Kerouac · Ayrıntı Yayınları · 20121,989 okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 23:25
Son aylarda en çok konuşulan yerli romanlardan biri sanırım Annemin Uyurgezer Geceleri oldu. Ben de ilk baskısından yaklaşık yedi ay sonra okudum ve çok beğendim. Roman, akademisyen Şehnaz'ın yaşadığı takıntılı aşk hikâyesini anlatırken, anne ve anneanne hattında kuşaktan kuşağa aktarılan travmaları da görünür kılıyor. Devir, toplumsal konum ve eğitim seviyesi değişse de kadınların maruz kaldığı istismar ve manipülasyon biçimlerinin büyük ölçüde değişmemesine dikkat çekmiş sevgili yazarımız. Üstelik buna yüksek eğitimli bir kadın akademisyenin de dahil olması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kişisel başarıyla her zaman aşılamadığını gösteriyor. Kadın, hangi sosyal konumda olursa olsun, cinsiyetçi yaklaşımların yarattığı kırılganlıklara açık kalabiliyor. Peki ya nesiller arası kader aktarımı? Romanın çarpıcı olan kısmı da sonunda çözümlenen kadersel silsile. Soldan yan bir E gülüşü ve aklıma gelen bir söz: Otu çek, köküne bak.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yollar Elbet Kesişir
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Uzun zamandır çok özlediğim biri var. Çok üzgündüm, kafa dağıtmak için daldım kitaplara.İşte tam da o gece bitirdim Melanie Klein,Melanie Klein’i. Bu tesadüf olamaz, evrenin elbet bir mesajıydı bana. Son akşam yemeklerinde konuştukları bana kendi hikayemi hatırlattı: İnsanlar başkalarıyla birlikte olsalar da bazı ruhlar çifttir ve bu değişmez.Herkes bakar ama göremez,fark edemez.Gün sonunda yine kadersel bağı olan insanların yolları kesişir.
Melanie Klein, Melanie Klein!Cem Tunçer · Budala Kitap · 2026778 okunma
Ana karakterin duygu sürecinin çok güzel aktarıldığı bir kitap
8/10
·312 syf.··
2026 10. kitabı
Alışılmışın dışında bir kitap deneyimiydi. Kitaptaki olay oldukça basit hatta kitabın bir yerinden sonra sonunun ne olacağını da kestiriyorsunuz. Ama kitabın olayı ana karakterin iç dünyasını yansıtmak. Daisuke'nin hayata karşı görüşlerini, muhakemelerini ama en önemlisi, süreç boyunca duygularının nasıl değiştiğini gösteriyor. Başlarda kitabı sıkıcı bulmuştum. Bunun sebebi kitabın içeriği ya da üslubu değildi, aksine sanırım kitap başarılı olduğundan Daisuke'nin mantık yürütmelerine ve karakterine sinir oldum. Bir insan, ekmek elden su gölden hiçbir çaba sarf etmeden yaşarken -üstelik bu çalışmamasını oldukça felsefik temellere dayandırarak kendisini üstte de görüyor- sadece bir aşk duygusuna kapıldığı için kadersel büyük bir karar veriyorum triplerine girmesi benim canımı sıktı. Yardımcısı Kadono'yu kendisinden aşağı görüyor, boş insan diyor fakat baktığımızda hiçbir işini aksatmıyor. Bu aşk, güçlü bir duygu diyebilirsiniz. Bu noktada da sonlara doğru sinir yerini daha çok acıma duygusuna bıraksa da hislerimi olabildiğince açıklamaya çalışacağım. Benim Daisuke karakterindeki eleştirdiğim nokta kendine asla toz kondurmaması. Evet, Miçiyo da kendisine karşılık verdiğinden bu ilişki haklı bir zemine oturtulmuş olabilir. Benim takıldığım ilişkinin ne kadar ahlaklı olduğu (yanlış buluyorum da) değil. Kitabın arkasındaki kısa tanıtım yazısından anladığım kadarıyla olayın ahlaksal, toplumsal bakış açısı eleştiriliyor sanırım. Bense kitapta daha çok karakterin bir şey yapmamasına takıldım. Karakteri narsist buldum. Dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşünüyor ve duygularının farkındalığı sürecinde mantık yürütmelerini aktarırken suçlu olduğunu elbette "okumuş" kişiliğinden bilse de doğal bir sonuç gibi bahsediyor. Kitapla ilgi düşüncelerimi toparlayacak olursam kitap
ArdındanNatsume Soseki · İthaki Yayınları · 20211,396 okunma
Puan vermedi
Baştan söylemeliyim ki; bu bir inceleme yazısı değil. Bir arka kapak yazısı olabilecek minvalde bir şey… Sümbüllere Sor Beni’ye dair küçük bir anekdot. Katman katman bir hikâye, kazıdıkça kanayan, kanadıkça acıtan; rüyaların, sancıların, geçmişin ve geleceğin öyküsü. Sadece fakir bir kız ile zengin bir adamın romanı mı? Belki çok daha fazlası… Kadersel bağların iç içe geçtiği bir hayat. Kader, hataları düzeltme yoluna gider. Tam olarak bunun hikâyesi. Hayatı çalınan bir kız ve çok seven bir adam. Peki, sevmenin bir bedeli olur mu? Ama Jackson’ın sevmesinin bir bedeli var: Kendi hayatı! Güzel ve Çirkin’deki güller ne ise, burada sümbüller oydu. Belki de bir çiçek her şeyin başlangıç noktasıydı. Bir yanda yirmi birinci yüzyılın mimari dehası, dünyada en genç yaşta Pritzker Mimarlık Ödülü’nü kazanan, İngiltere’nin en zengin adamı: Jackson Moore. Diğer yanda yetimhanede büyümüş, Londra’da resim eğitimi alan burslu bir Türk öğrenci: Ahdar. Adı “yemyeşil” olmasına rağmen hayatı öyle değildi. Ama bir gün ünlü bir ressama dönüşecekti. Biri, iki yaşındayken yetimhaneye bırakılmıştı; diğeri, on iki yaşında ailesini bir yangın kazasında kaybetmişti. Londra, saklı bir aşka ev sahipliği yapacaktı. Acılarla perçinlenmişti hayat, şiddete susamış ellerin kanadında…
Sümbüllere Sor BeniMelias · Kobo Kitaplar, Google Play Kitaplar · 20260 okunma
7/10
·107 syf.··
2026 1. kitabı
Spoilerlı,özetsel,beni etkileyen olay ve kesitleri anlattığım bir yazı olacak ona gore okuyunn. Kırmızı Pazartesi 28.04.26 Güney Amerika - Kolombiya - 1950 1980 -> kitabın yayımlanması Romanda, yazarımızın (Marquez) yaşadığı kasabada işlenen gerçek bir cinayeti, Marquez'in ağzından dinliyoruz. Bu olay aslında 1950'de gerçekleşiyor ancak olayın gerçek kahramanlarının, Marquez'in yakınları olması ve Marquez'in bu insanlara duyduğu saygıdan dolayı olayın soğumasını beklemesi sonucu, olaydan 27 yıl sonra kasabasına geri dönerek bu romanı yazmaya başlıyor ve 1980 yılında yayımlıyor. Marquez bu cinayeti ve öncesinde yaşananları, bazen kendi şahit olduğu olayları anlatarak çoğu zaman da kasaba ahalisinin ona aktardığı bilgileri anlatarak bize aktarıyor. Romanda, işleneceği herkes tarafından bilinen ama kimsenin engellemediği veya engelleyemediği bir cinayet anlatılıyor. Bu cinayeti kimsenin engellemeyişi ve engellememe nedenleri üzerine baya bir düşündüm. Bazıları kitapta geçen bazıları da benim fikrim olan cinayetin engellenemeyiş nedenleri: 1. Santiago Nasar'ın öleceğini çok fazla kişinin bilmesinden dolayı kimsenin bu durumu Santiago'nun duymamış olma ihtimaline aldırış etmemesi. 2. Santiago'nun kasabadaki zengin ve statüsü yüksek insanlardan olmasından dolayı Vicario kardeşlerin buna cesaret edemeyeceğini düşünmeleri. 3. Bazı insanların (evin aşçısı olan kadın) Santiago Nasar'a duyduğu nefret, antipati. 4. Çoğu insanın Vicario kardeşlerin söylemlerini sarhoşluk palavrası sanması. 5. O gün Santiago Nasar'ı keyfi yerinde görenlerin kendince o sözlerin palavra olduğunu düşünmeleri. 6. Vicario kardeşlerin iyi insanlar olması nedeniyle kimsenin onlara boyle bir şeyi kondurmaması. 7. Ve o gün ardı arkası kesilmeyen tesadüfler... -> Bu tesadüfler üzerine baya
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma