youtube.com/watch?v=KjeER43...
Ben rüzgâr değilim, dokunmam çiçeklere
Ben kara parmaklı insan degilim
Kirpik uçlarımdan kayar yıldızlar
Bilemezsin, hayal akşamlarında
renklerini kuşatan
Damıtılmış gözyaşıdır ömrümün
Ben boşluğa üfleyen cellat değilim
Karayele verdim ayaklarımı
Söyle bana, eceli kim tutar perçeminden
Hangi ölü bilmez nereye gittiğini
Sen miydin o mehpâre, o memnû, o dilruba
Söyle bana hindiba
Sen nasıl bu kadar bulut gülmesi
Sen nasıl bu kadar bıldırcın sesi
Sen nasıl bu kadar pencere önü
Sen nasıl bu kadar gök gürlemesi
Nurullah GençSöyle Bana Hindiba
Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
İlkbahar geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazen yaz ortasında gündüzün
sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse
youtube.com/watch?v=7-lGz1N...
Uçmayı öğrenmeden, göçmeye mecbur
kalmış bir kuş gibi kalbimiz.
Ah şu yalnızlık kemik gibi
ne yana dönsem batar.
Çünkü kırıldım, avuç uçlarıma kadar…
Şu küçücük kalpte nice hakkın yüklü…
Beni kabullen, kendini
yanına al, gidelim…
Çıktığım her yerin kapısını
sert kapatmamla tanınırken,
senin kapın çarpmasın diye
arasına elimi koydum…
Şimdi yoksun üstelik uzaktasın….
Ellerin yapayalnız biliyorum.
Gözlerin dalıyor yine.
Hep benim için olmalı….
Yine de biri çıksa, nasılsın dese
alışkanlıkla iyiyim diyeceğim.
Neyse…
Bitti o şiir!
Başka mısra gerekmez.
Cahit Zarifoğlu