Oldukça akıcı, sıradan bir insanın duygu ve düşüncelerini allayıp pullamadan, içten bir üslupla sıkmadan dile getiren bir roman. Kafa dağıtmak için rahat okunan bir şey arıyorsanız bire bir.
5 hikayenin içinde biri beynimden vurdu maalesef. Halbuki niye vuruluyorsun Zweig denildi mi intihar demek zaten. Göbek adı gibi bir şey. İntihar üzerine kafa yorduğum bir şey değil. Eskiden o kadar cesaretli biri değilim derdim şimdi o kadar "..." değilim. Doldurulabilir. Bilemiyorum.
Benim hayata bakışım, herhalde Allah'a şükür kaldıramayacağımı yüklemediği içindir, gelen geldiği an, ee şimdi n'apıyoruz? Buradan nereye kırıyoruz? Şimdi hangi kameradayız?
Gerçekten böyle. Yoksa kalpten gitmiştim çoktan. Bu hayatta fiziksel imtihanlardan sonra duygusal imtihanlar gelir. Ve bu konuda YL DR değil Prof'um ben. Çünkü . Çünkü uzun hikaye.
Bu novella, zengin diyeceğim, bir otelde garson olarak çalışan François adındaki bir gencin yaşantısından onun iç buhranını veriyor. François, otele konaklamaya gelen ve kendisinden sosyal statü olarak çok yüksekte olan aristokrat bir kadına yani bir kontese aşık oluyor ve şahsi kanaatim saçmalıyor. Neden. Aşık olmak kavuşmak demek değil ki. Neden ya. Her sevdiğimizi almak zorunda değiliz. Hem de alamayız ki. Ha uğruna ölecek kadar aşıksan alabilirsin de. O ayrı bir mesele ama almak zorunda değiliz. Kontes bana bakmaz vah beni beni doğru bir yaklşaım değil. HERKES HERKESE BAKAR. Hayatta her şeyin bir yolu vardır. Ben asla gerçekten birbirini seven iki insanın kavuşamayacağına inanmıyorum. Kavuşma yoksa bir taraf eksiktir. BİTTİ. Buradaki durum o bile değil. Kontesi sevmek demek uğruna ölmek demek olabilir mi? Sev ya doya doya sev. Kaburgaların çatlasın öyle sev. Ama ölünce sevemezsin. En sevdiğin şeyi sevmekten neden vazgeçersin? Madem bu kadar güçlü bir duygu sevgi, neden ölmek kadar "an" bir his için vazgeçeyim ?????
Şimdi bunu Zweig yazmış ben de allıyorum pulluyorum gibi olmayacaksa; var maalesef böyle şeyler. Bir insanın varlığını
Kitap, yazarın ilk çalışması olmasına ve genç yaşına rağmen oldukça başarılı bir kurguya dayandırılmış. Küçük hacmi dolayısıyla karakterlerin geçmişlerine inildiği noktada bir olaydan diğerine çok hızlı atlamalar yapılmış olsa da, yazar bu atlamaları kafa karıştırmayacak şekilde açık ve anlamlı gerçekleştirmiş. Ayrıca karakterlerin yapısı, düşünüş biçimleri konusunda oldukça başarılı ve gerçekçi bir irdeleme yapmış. Umarım yazar bu tarz kitap yazmaya devam edip Türk polisiye okuyucusunu bir nebze de olsa ithal eserlere bağımlılıktan kurtarır.
Cedar Cove kasabasına geri dönmek, uzun zamandır görmediğiniz eski ve samimi dostları ziyaret etmek gibi. Serinin bu kitabında, kasabanın o bildiğimiz sakin ama bir o kadar da hareketli yaşamı Pelikan Çıkmazı sakinleri üzerinden şekilleniyor. Bobby ve Teri’nin evliliklerindeki fırtınalar, aldıkları kararlar ve hayatın getirdiği zorluklara karşı duruşları hikayenin merkezinde yer alıyor.
Debbie Macomber yine büyük dramlar yaratmadan, hayatın tam içinden, son derece insani ve tanıdık duyguları kaleme almış. Kitabı okurken kendinizi kasabanın o huzurlu sokaklarında yürürken ya da bir kafede oturmuş karakterlerin dertlerini dinlerken buluyorsunuz. İlişkiler, evlilik, affetmek ve yeniden başlamak üzerine içinizi ısıtacak, yormayan ve su gibi akıp giden bir roman. Yoğun ve stresli günlerin ardından kafa dağıtmak ve huzurlu bir dünyaya sığınmak isteyenler için harika bir liman.
#PelikanÇıkmazı #DebbieMacomber #CedarCoveSerisi #OkudumBitti #Kitapİncelemesi #KitapAlıntıları #1000Kitap #KitapÖnerisi #RomantikKurgu #Edebiyat #NeOkudum
Debbie Macomber bizi bir kez daha Cedar Cove kasabasının o huzurlu, sıcacık ve samimi atmosferine davet ediyor. Serinin beşinci kitabı olan Liman Caddesi, bu kez McAfee ailesinin gizemli ve geçmişle yüzleşen hikayesini merkeze alıyor. Özel dedektif Roy ve eşi Corrie’nin aldıkları isimsiz mesajlar, okuyucuyu küçük bir kasaba sırrının peşinden sürüklüyor.
Yazarın alametifarikası olan o tanıdık, sakin ve kafa dağıtan anlatım tarzı bu kitapta da kendini hissettiriyor. Günlük hayatın karmaşasından ve stresinden kaçıp, adeta mahalledeki eski dostlarla kahve içip dedikodu yapıyormuş hissi veren dinlendirici bir roman. Karakter çeşitliliği ilk başta göz korkutsa da, her birinin hayatına dokunmak ve Cedar Cove sakinlerinin bir parçası olmak çok keyifliydi. İçinizi ısıtacak, umut dolu ve akıcı bir aşk/gizem romanı arayanlara kesinlikle tavsiye ederim.
#LimanCaddesi #DebbieMacomber #CedarCove #Kitapİncelemesi #KitapAlıntıları #1000Kitap #OkudumBitti #RomantikKurgu #KitapÖnerisi #NovellaYayınları #NeOkudum
Liman CaddesiDebbie Macomber · Novella Yayınları · 2015511 okunma
Kitap, sıradan bir hayatı olan Yeşil'in, kendisini öldürmek üzere görevlendirilen "Gölge" lakaplı gizemli bir suikastçıyla yollarının kesişmesini konu alıyor. Bu suikast girişiminin ardından kendisini suçluların, katillerin ve dışlanmışların eğitildiği gizli ve tehlikeli bir kurum olan "Ötanazi Okulu"nda bulan Yeşil, hayatta kalmak için hem buradaki acımasız düzene ayak uydurmak hem de Gölge ile arasındaki karmaşık ve karanlık bağla yüzleşmek zorunda kalıyor.
Karşımızda aslında 4 kitaplık bir seri var ama ben her kitap için ayrı ayrı yazmak yerine tek bir genel yorum yapmayı uygun gördüm. İlk öncelikle açık konuşmak gerekirse; bu tarz kitaplar size edebi anlamda bir şeyler öğrenmeyi veya derin dersler çıkarmayı vadetmiyor. Tamamen kafa dağıtmak için okunabilecek bir tarzı var, ki okurken bazı kısımlara fazlasıyla sinir olabilirsiniz.
Mesela erkek baş karakterimiz Gölge aşırı kıskanç bir tip. Sosyal medyada bazı kesimler bu durumu romantize ediyor olabilir ama bence bu bir duygudan ziyade hastalık boyutunda. Gerçek hayatta toksik olan böyle karakterlerin kitaplarda "güzellemesinin" yapılması bana kesinlikle doğru gelmiyor. Ayrıca sanki bu tarz kurgularda erkek karakterler sürekli objeleştiriliyormuş gibi hissettiriyor; o kusursuz yüz hatları, kaslı vücutlar metin boyunca öve öve bitirilemiyor. Diğer yandan, baş kız karakterimizin kendisini öldürmek için gelen adama daha ilk anlardan iyelik eki ekleyerek "suikastçım" diye hitap etmesi ve ondan bu şekilde bahsetmesi de ayrı bir garibime gitti.
Çok fazla detay verip spoiler okutmak istemiyorum ama kitabın açık ara en iyi, en temiz karakteri kesinlikle Emily Lewis'di. Hikayenin iyi yönlerine gelecek olursam; yazar kurgu boyunca tempoyu yüksek tutarak okuyucuyu diri tutmayı başarıyor, anlatım oldukça akıcıydı. Fakat