...
Ama dur bir dakika, bunu kaçıncı kez yapıyorsun? Her yeni ilişkide, her yeni ortamda belki de mevzuyu hep buraya getiriyorsun. Peki gerçekte amacın ne? Travmalarını anlatarak yardım mi istiyorsun yoksa travman aracılığıyla var olmaya mı çalışıyorsun?
Insan, elidir kardeşim, anladın mı? Bizi biz yapan elimizdir.
Elin, düşünceni terbiye etsin! Bütün varlığınla kendini eline ve elindeki işe ver. Göz, el ve kafa hep beraber çalışmalıdır.
« Baba’nın bir sözü geldi aklına:
“Taşları sürekli dönen bir değirmendir kafa dediğin, ya evlat, arasına bir şey koymadın mı kendi kendini öğütür, sakatlanır.»
Sayfa 12 - Everest Yayınları, 1. Basım: Ekim 2004·Kitabı okuyor
Benim gibi olan başkalarını merak ediyorum, dışarıdan tamamen iyi görünüp de içeriden çürüyen, bu çürümenin hafif bir "iyi olmama" ama aynı zamanda "kahrolmama" hâlini taşıyan başka insanları. Dünya genelde fazlasıyla aydınlık ya da fazlasıyla karanlığa çokça odaklanıyor; arkadaşlarımın çoğu yaşadığım depresyon türünü kafa karıştırıcı buluyor. Ancak depresyonun "kabul edilebilir" türü nedir ki? Depresyon zaten tümüyle anlaşılabilecek bir şey mi ki?
İnsan yirmili yaşlarında kendini iyi hissettiren birini arar.
Otuzlarında ise kedini anlayan birini arar.
Olgunluk birad da bundan ibarettir.
Omuzlarında artık kendimi iyi hissetmek yerine anlaşılmak gibi bir amacım vardı. Bu hayatta insanın karşısına onu anlayan veya onun yaşadıklarını anlamak için kafa yoran birisi nadiren çıkar ve bu tanışmalardan doğan fırsatları asla kaçırmamak gerekir.