Aklı başında olan herkes, insan gözünün iki nedenden dolayı şaşkınlık
geçirdiğini ve iyi göremediğini bilir. Birinci neden, insanın aydınlıktan karanlığa
geçmesi, ikinci neden ise karanlıktan aydınlığa çıkmasıdır. Bu, beden gözü için
olduğu kadar akıl gözü için de geçerlidir. Bu gerçeği idrak eden kişi, kafası
karışmış ve görüşü zayıflamış bir kişiyle karşılaştığında onun durumuna
gülmemeli ve şu soruyu sormalıdır: Bu adamın akıl gözü daha aydınlık bir
dünyadan geldiği için mi alışkın olmadığı karanlığı yadırgamaktadır, yoksa
karanlıktan aydınlığa geçtiğinde karşılaştığı yoğun ışıktan dolayı mı
körleşmiştir? Bunların ilki mutlu olunacak ve beğenilecek, ikincisi ise acınacak
bir durumdur, zira karanlığı yadırgayan göz, aydınlık bir dünyadan gelmiş
demektir. Dolayısıyla, ona gülen kişinin asıl kendisi gülünç duruma düşer, ama
karanlıktan aydınlığa geçtiği için iyi göremeyen bir kişi başkalarının ona
gülmesini hak etmiştir.
Eflatun,
Devlet