1900’lerin başında toplumsal değişimin birkaç yönüyle incelendiği oyun. Köylülerin ve sanayileşmenin etkileri değerlendiriliyor. Baskılara ve bu baskılara, kötü gidişe ses çıkarmayan aydınlara da yoğun gönderme var.
Çehov bu eserini baskılar altında yazmış. Kendisi bu oyuna komedi dese de, trajedi gibi duruyor. Çünkü ağaç kesilmesinin gündeme gelmesi bile can acıtıcıdır. Elbette kıymetini bilenler için.
Çehov, daha kendi döneminde başlayan ağaçları katlederek yerine beton yığını dikme furyasını bu güzel oyunla eleştirmiş.
Bir vişne bahçesi vardır. Bahçenin ya da çiftliğin Ranevskaya adlı sahibesi, para işlerinden pek anlamamaktadır. İflas etmişler, çiftliğe haciz gelmiştir. Lopahin adlı tüccar, bahçedeki vişne ağaçlarını kesip yerine yazlık ev dikilmesini teklif eder. Yazlık ev yapılacak ve bir müddet kiraya verilecek, para kazanılacak. Böylece çiftlik, yok pahasına satılmaktan kurtulacaktır. Ama çiftliğin sahibesi vişne bahçesine kıyamamaktadır. Oyun, genel anlamıyla bunu anlatır. Yani Lopahin, günümüz Türkiye’si göz önünde bulundurulursa, bir “mütayit”tir! Kelimenin doğru yazımıyla, müteahhit.
Evet, Türkiye’de de insanlar, ürün alma bakımından 5 para etmeyen tarlalarını birkaç daire karşılığında “mütayit”lere vermiyorlar mı? Tarla, arsa, bahçenin yerine beton yığını dikiliveriyor anında.
Çehov, aynı zamanda Rus aydınlarının tembelliğinden de yakınır. Bunu da üniversite öğrencisi Trofimov’un dilinden yapar;
“Benim tanıdığım aydınların büyük çoğunluğu hiçbir şey araştırmaz, hiçbir şey yapmaz ve şimdilik kıllarını bile kıpırdatmazlar. Kendilerini aydın diye adlandırırlar ya, hizmetçi kadını “sen” diye çağırır, köylülere hayvana davranır gibi davranırlar. Doğru dürüst öğrenim görmezler, ciddi hiçbir şey okumazlar, hemen hemen hiçbir