Deniz

Deniz
@kageyamaigoo
9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
30'a yakın Agatha Christie kitabı okumuşumdur bana bu kadar plot twist yaşatan şaşkınlıktan ağzımı yerlere düşüren bir kitabını ilk kez okuyorum. Tabii konu Agatha olunca sonunda hep bir şaşırtmaca bir şok olur ama bu kadarı ne ben geliyorum dedi ne de öyle br beklenti verdi. Kitabın sonuna yaklaştıkça bir şeylerin artık sonuca bağlanmasının yakın olduğunu görüyorsunuz ama sonu birden vuruyor. Normal Agatha kurgusundan da oldukça farklı bir romandı, onun bilincinde almıştım zaten. Ana karakterin kendi ağzından olayları anlatması ve anlatırken de sürekli düşüncelerini yansıtması karakterin psikolojisini net olarak algılamamızı sağlıyor. Ya da ben kitabı okurken öyle düşünmüştüm. Çünkü kitabın sonunda karakterin sandığınızdan oldukça farklı biri olduğunu görüyorsunuz. Aslında şimdi düşününce bazı garip yanları vardı karakterin ama tek başına bir şey anlayabileceğiniz kadar değil. Açıkçası ben katil çıkmasını ondan öte bu kadar kötü kalpli psikopat biri olmasını hiç hiç hiç aklıma getirmemiştim. Kitap en beğendiklerimin arasına o kadar rahat girdi ki. Kitap fuarında rastgele kitap bakarken ilk kez görüp kapağının güzelliğinden dolayı almıştım. Nasıl daha önce hiç görmemişim ve neden bu kadar popüler değil hiç bilmiyorum. Aslında yazarın yine sonu bu şekilde biten çok popüler bir kitabı var: "Roger Ackyord Cinayeti". Kesinlikle ondan kat kat daha iyi bir kitaptı. Mükemmeldi.
Sonsuz GeceAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2025969 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·211 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Orhan Pamuk'la tanışma kitabım olan bu eseri uzun bir süre aklımdan çıkaramayacağım, hem olaylarıyla hem de anlattıklarıyla. Yazarın anlatımı o kadar güzel ki karakterlerin duygularını anlayabiliyor ve kendim yaşamışım hissine kapılıyordum. Kitap okurken bana o kadar çok şeyi düşündürttü ve hissettirdi ki şu an hepsini kafamda toparlayıp kelimelere dökemiyorum. Kitapta çokça bahsedilen "Kral Oidipus" ve "Rüstem ve Sührab" efsanelerinde beni en çok etkileyen kısım Mahmut Usta'nın da dediği gibi iki karakterin de kaderinden kaçmaya çalıştıkları için kaderlerine yenik düşmesidir. Cem Bey'in de babası yerine koyduğu adamı öldürdüğünü sanmasından sonra suçluluk duygusuyla yıllar boyunca bu hikayeleri okuması, araştırması ve en sonunda hikayedeki gibi oğlu tarafından öldürülmesi ve Cem Bey gibi aynı oğlununun da babasına benzememeye çalışarak yaşaması kendisi olmaya çalışması fakat kitabın sonunda Kırmızı Saçlı Kadın'ın Enver'in tıpkı dedesi gibi yani aynı zamanda babası gibi ucuz sabun ve bisküvi karışımı bir koktuğunu belirtmesi çok çarpıcı bence. "Hayat efsaneyi tekrar eder." düşüncesinin canlı örneklerini kitapta çok kez görüyoruz. Peki bu tekrar edişin sebebi kişiliğimizin özgürlüğümüzden ve hatıralarımızdan geldiği gibi tarihten de gelmesi olabilir mi? Aynı zamanda sürekli bir baba-oğul ilişkisi içerisinde dönen bu kitap babanın rolleri üzerinde de duruyor. Baba çocuğa neyi yapıp neyi yapamayacağını söyler, hayatın sınırlarını öğretir. Babasız büyüyenler alemin bir merkezi ve sınırı olduğunu anlamaz, her şeyi yapabileceğini sanar.
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,3bin okunma
9/10
·159 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Acımak... Ne büyük bir duygu ne büyük bir erdem, çok yanlış şeylere de sebep olabilir insanı yolundan da saptırabilir. Bu kitapta aslen bir adamın hayatının nasıl giderek karardığını aşama aşama okuyoruz. Adamın karakter gelişimini gözlemliyoruz belki de onun yaşadıklarından kendimize bir deneyimmiş gibi dersler çıkarabiliyoruz. Kitaba başlarken konusundan tamamen bihaber olduğumdan başlarda ne olup bittiğini pek anlayamadım pek de içine giremedim kitabın. Kürk Mantolu Madonna romanının tarzı gibi günlüklerden oluşan bu kitabın da asıl konusu günlük kısmına gelince başlıyor. Bu tarzda yazılmasıyla da günlüklerin yazarı Mürşit Efendi'nin düşüncelerini tüm açıklığıyla görüp onunla bağ kurabiliyoruz. Kitap boyunca Mürşit Efendi gibi temiz kalpli, ihtirasları olan, dürüst bir adamın nasıl Zehra'nın anlattığı gibi kötü kalpli, alkolik, karışına el kaldıran, babalık yapmaktan yoksun bir adama dönüşeceğini bekledim ve sonunda da asla öyle bir adam olmadığını ve doğruların yanlışların nasıl kolayca çarpıtılabileceğini gördüm. Kitabın sonunda Mürşit Efendi kendisiyle uzun süre önce yolları ayrılan lise arkadaşı Cevdet'i görmekle eski zamanları hatırlayıp kendi hayatı böyle kötü bir noktaya gelirken Cevdet'in hayatının nasıl bu kadar iyi olduğunu sorguluyor ve şu cümleleri söylüyor: "Hayat böyleydi. İnsanlar ayrı ayrı yollara dağılırlardı. Kiminin tuttuğu yol insanı Cevdet gibi muvaffakiyete götürür, kimininkini de benim vardığım şahikaya çıkarırdı. Bu bir talih, tesadüf meselesiydi. Niçinini, nasılını sormak beyhudeydi." Bu cümleden oldukça etkilenmekle beraber esasında pek de katılmıyorum. Çünkü sonu belli olmayıp da başlanılan yolların sonunu esasında yolu geçerkenki süreç ve davranışlarımız belirler. Yani hayatta talihsizlikler ve bu tarz melek yüzlü şeytan denilecek
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,7bin okunma
6/10
·163 syf.··
2026 3. kitabı
Murakami'den okuduğum ikinci kitap olan bu uzun hikaye yazarın yazdığı ilk kitapmış. Başkarakterin günlük hayatından sıradan kesitler sunan bir kitap. Öyle çok da etkileyici ve değişik bir konusu olmasa da sanırım yazarın sade ve samimi dilinden dolayı kitap akıp gidiyor. Murakami'nin kitaplarını okurken hep değişik bir duygu sarar beni. Bunu nasıl açıklayabilirim bilmiyorum ama verdiği önemsiz detaylar, küçük diyaloglar, başkarakterin doğallığı okurken bir dinginlik veriyor insana. Küçük şeylerden mutluluk duyuyorsun, içindeki gürültü yerini tatlı bir sessizliğe bırakıyor. Konu ne olursa olsun Murakami'nin kitaplarının böyle yenileyici bir gücü var işte.
Rüzgarın Şarkısını DinleHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20257,4bin okunma
6/10
·216 syf.··
2026 2. kitabı
Küçük hikayelerden oluşan güzel, okurken sıkılmayacağınız bir kitap. Agatha Cristhie'den beklendiği gibi iki tanesinde Poirot'un da bulunduğu dört cinayet öyküsünden dört tane de normal öykülerden oluşuyor. Cinayet öyküleri kısa olmasına karşın hepsi konusuyla ilgimi çekmeyi başardı lakin fazla ayrıntıya yer verilmediğinden bende Agatha romanlarının bıraktığı gibi bir etki bırakmadı. Yine de okuması keyifliydi. Cinayet konulu olmayan diğer öykülerse çok bir şey beklenilmemesi gereken ortalama yazılardı.
Cinayet RandevusuAgatha Christie · Altın Kitaplar Yayınevi · 2017744 okunma