Hakan Enes Yılmaz

Hakan Enes Yılmaz
@kaguname
Uyu gelmedik daha. Okuduğum ve sevdiğim kitapları, kendi dilimde anlatıyorum.
Unutulmuş Emekler Ülkesi.
"Fani nizamlar köpük gibi erir gider," diye bir şiir dizesi okudu. "Evet, köpük gibi fani. İnsanın dünya üzerindeki emeği de tam olarak böyle köpük gibiydi. İşine yarayan hayvanları evcilleştirdi, düşman bildiklerini yok etti, arazilerin üzerindeki yabani bitki örtüsünu temizledi. Sonra onun devri geçti, ilkel hayat sel gibi geri döndü ve onun el emeğini silip süpürdü; tarlaları yabani otlar büründü, orman geri döndü, yırtıcı hayvanlar, sürüleri talan etti ve şimdi Cliff House sahilinde kurtlar kol geziyor" Bu düşünce ona ürkütücü gelmiş gibiydi. "Dört milyon kişinin eğlendiği yerde bugün vahşi kurtlar dolanıyor ve evlatlarımız bu sivri dişli çabulculara karşı tarih öncesi silahlarla savunuyor kendini. Düşünsene! Hepsi de Kızıl Ölüm yüzünden..."
Sayfa 18
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kendimden Şüphe Ettiğim Sayfalar.
Puan vermedi·226 syf.··
2025 12. kitabı
Bazı mangalar vardır, okurken bir karakteri değil, kendini tanırsın. My Dearest Self with Malice Aforethought (Shinai naru Boku e Satsui wo Komete) işte tam olarak böyle bir deneyimdi benim için. Sadece bir psikolojik gerilim değil; benlik, miras ve içimizdeki karanlıkla yapılan bir yüzleşmeydi. Bu yazıda, bu eseri tek bir günde bitirmiş biri olarak kendi gözümden felsefesini, psikolojik katmanlarını, çizim gücünü ve anlatım hızını yorumlamak istiyorum. Eiji Urashima karakteri, klasik bir “ana karakter” değil. Kendi hayatına yabancı, geçmişine düşman ve kendisine karşı şüphe dolu bir karakter. Onu okurken bir “ana karaktere” değil, sanki kendi zihnimin gölgelerine baktım. Eiji’nin hafıza kayıpları, ne zaman ne yaptığını bilememesi ve içindeki başka bir "benliğe" karşı duyduğu korku; gerçek hayatta da birçok insanın bastırdığı kimlik çatışmalarını simgeliyor. Özellikle dizinin dissosiyatif kimlik bozukluğu temasını ele alışı dikkat çekici. Eiji’nin yaşadığı bu kopukluk, onun sadece bir birey olarak değil, bir toplumun, bir ailenin ve bir suçun kalıntısı olarak da çözülmeye başlamasına neden oluyor. Babasının geçmişiyle tanımlanmak mı, yoksa kendi yolunu çizmek mi? Bu, belki de insanın varoluşsal en büyük ikilemi. Manga, şiddeti ya da gerilimi yalnızca bir araç olarak kullanmıyor. Altında yatan daha büyük bir soru var: “İçimizdeki karanlık bize ait mi, yoksa miras mı?” LL kod adlı katilin oğlu olmak, Eiji’nin hayatını cehenneme çeviriyor. Bu noktada eser çok ince bir çizgide ilerliyor: Suç kalıtımsal olabilir mi? Genetik bir kötülük taşır mıyız? Manganın verdiği cevap net değil ama soruyu sorma biçimi oldukça güçlü. Kimi zaman kendimizi suçlarımızdan değil, genetik geçmişimizden dolayı yargılıyoruz. Oysa kim olduğumuzla, neye dönüşeceğimiz arasındaki farkı ancak
Felsefe
My Dearest Self with Malice Aforethought Vol. 11Hajime Inoryu · Kodansha Comics · 202110 okunma
Hepsi bu.
Eğer ana karakteri olduğum bir kitap yazsaydım, bu kesinlikle "trajedi" olurdu. Hayır, bu herkes için geçerli. Bir adamın ana karakteri olduğu bir roman, bir kadının başrolünde oynadığı bir film, yaşayan her insan... Hepimiz bir "trajedinin" kahramanıyız. Hepimiz birilerinden bir şeyler çalıyoruz. Hepimizden bir şeyler çalınıyor. Yapabileceğimiz tek şey bu. Biz buyuz. Çalmak ve çaldırmaktır. Yakalamak ve yakalanmak. Boyun eğmek ve boyun eğdirmektir. Yapmak ve yapılmak. Tekrar tekrar kabullenip inkâr ederek, bir şeyler kaybetmemek için savaşıp duruyoruz. Yine de sevdiğimiz insanlar da, mekânlar da mutlaka yok olacak. Biz mutlaka unutulacağız. Yaşamak acı verici. Boş. Yine de bir gün bir şeyleri kaybedeceğimizi bilerek, bir gün yok olacağımızı bilerek, utanılacak hâlde onun peşinde koşarız. Ve tüm güzelliğimizle var olmayı arzularız. Ve kendime soruyorum: "Hangisini seçeceğim?" Ben "bunu" seçmeye devam edeceğim. Seçiyorum, seçilmeye devam edeceğim. Hepsi bu. Hepsi bu.
Sayfa 239 - Ken Kaneki.
Edebiyat