“En çok da beni kesin bir ahlaki çöküşe sürüklemene izin verdiğim için suçluyorum kendimi. Kişiliğin temel taşı iradedir; benim iradem kesinlikle seninkinin hâkimiyetindeydi. Söylediğim gülünç gelebilir ama ne yazık ki doğru. Neredeyse fiziksel bir ihtiyaç sonucu, beynin ve vücudun çarpılmış, hem dinlenmesi hem de bakması korkunç bir halde, durmadan olay çıkarmaların; babandan miras kalan o korkunç tutkun; uzun süreli somurtkan suskunluklarla açığa vurduğun alınganlık krizlerin ve sara nöbeti gibi birdenbire parlayan öfke nöbetlerinde görüldüğü gibi, duygularını zerrece denetlememen; tüm bunlar, gün geçtikçe artan isteklerine kaçınılmaz bir boyun eğmeme yol açtı.”