Özgür

Özgür
@kaldera44
hayata inanmak lazım. Tanpınar
Mühendis
Eskişehir
206 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitaplar
@kaldera44·
·
sabitlendi
"...beyhude itiraz etmeyin, sonsuz bir hayat aşkınız var, gözlerinizin pırıltısından belli... dudaklarınız yaşamak susuzluğu ile yanıyor, ve siz beceriksizliğinizden birtakım hurâfelere saplanmış, kendi kendinize aldanmaya çalışıyorsunuz!"
Reklam
iyi yaşamak, tek gerçeğimiz bu olmalı!
Ben, iyi yaşayan insanı seviyorum! Kendisine rağmen iyi yaşayan insanı severim ben! Ağlayan, sızlayan, bekleyen, susan, kolaya kaçan insandan tiksiniyorum! Yiğit olan, cesur olan, imkanına göre kendine güzel bir hayat yaratan insanı severim ben! Kendisine iyi gelmeyen, kendisini mutsuz eden; hikayeleri, insanları, işleri ezip geçen insanı severim ben! Kendisine zulüm yapan bir aşkı ezip geçen insanı severim ben! Kendisini mutsuz eden yılların dostunu, ezip geçen ve kendi hikayesine koşan insanı severim ben! Geçmişi ezip geçen, bugün ve yarına inanan insanı seviyorum ben! Yüz defa yenilse bile; yaşama, umutla-inançla-sevgiyle bakan insanı severim ben!
sonra, anlamsız bir fırtına çıkar hayatınızda: sessiz, zalim, soytarıca bir fırtına! inandığınız her şeyi yok eder! acı yaşanmış ve bütün hayatı zehirlemiştir! ne iyilik kalır ne güzellik kalır! yaşamın ahengi, bir müziği yoktur artık! geriye kalan tek şey, acı ve büyük bir tiksinti!

Özgür

, bir kitap okudu
Puan vermedi·144 syf.·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 11:32
·
2026 5. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar
8.1/10 · 76 okunma
Bu kaçınma ihtiyacına bakıp da beni, her an talihin yeni bir gadrine uğrayan, hayatı felaketlerle dolu biçarelerden sanmayınız. Herkes gibi ben de zaman zaman kaderin iyi veya kötü yüzüyle karşılaştım. Fakat düşünülürse ondan şikâyete büyük hakkım yok. İyi bir kadınla evlendim, epeyce kazanıyorum, hayatım kendi çizilmiş yolunda düzgün ve rahat gidiyor. Bununla beraber ondan memnun değilim. İçimde kendi hayatımı yaşamadığım kanaati var. Daha samimi olayım ister misiniz? Bu yaşadığım hayat, o kadar benim değil ki herhangi bir saatimde birisi gelip de bana, “Haydi kalk, sıran geldi, kendi kendin ol!” diye bağırsa sanki böyle bir şey mümkünmüş gibi inanıp koşacağım. Bu his bende o kadar kuvvetli… Herhangi bir kalabalıkta kendimden başka herkes olmaya razıyım. Ah, bir elbise değişir gibi hüviyetini değiştirebilmek, lalettayin içinde kaybolmak, bir avuç kum içinde bir kum tanesi olmak ve böyle olduğunu dahi bilmemek. Ne bileyim, bir maske, bir numara, bir sicil varakası, bir manivela, bir çark, bir düğme, her şey olmak, yalnız… Felaketim şu ki, ben zaman zaman kendini bulan adamım. Niçin gülüyorsunuz? Beni bir budala zannetmeyiniz. Bu gülüşünüzden sizin, bu azabı tanımadığınız anlaşılıyor. Kendi kendini bulmak… Bu hakikaten korkunç bir şeydir, fakat aynı zamanda güzel ve dikkate değer bir eğlence de olabilir. Bir sarhoş tasavvur ediniz ki kadeh elinde ve sofra başında birdenbire uyanıyor, kendisini ve etrafını görüyor, eşya ile zaman ile kendi arasındaki alakanın istihzasını geçiyor; bu bedbahtı zannetmem ki bir daha kolay kolay kendinden geçirebilirsiniz, elveda alkolün unutturucu cenneti… Bu uyanış, şüphesiz ancak bir dakika veya bir saniye için olabilir; fakat bu saniye, bir uçurum başında birdenbire gözleri açılan bir adamın ürpermesiyle doludur.
Reklam