10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 06:10
Yaşlanmak neden insanı korkutur? Gücünü kaybetmek mi, yalnız kalmak mı, yoksa ölüme biraz daha yaklaşmak mı?Cicero bu kitapta tam da bu soruların karşısına oturuyor ve yaşlılığı bir son değil, birikimin ve olgunluğun dönemi olarak anlatıyor. Kitabı okurken bazı yerlerde bir filozofun değil de uzun bir hayat yaşamış bir insanın karşıma oturup sakin sakin konuştuğunu hissettim. Günümüzde gençlik, hız ve sürekli üretmek çok değerli görülüyor. Bu yüzden yaşlılık çoğu zaman eksilmek gibi anlatılıyor. Ancak Cicero, insanın bedeni zayıflasa bile düşüncelerinin, deneyimlerinin ve karakterinin güçlenebileceğini söylüyor. Belki de asıl yaşlılık, yılların geçmesi değil; insanın merak etmeyi ve düşünmeyi bırakmasıdır. Kitabı bitirdiğimde aklımda şu soru kaldı: Eğer bir gün yaşlanmaktan korkuyorsak, aslında yaşlılıktan mı korkuyoruz yoksa dolu dolu yaşanmamış bir hayattan mı? Bazı kitaplar bilgi verir, bazıları ise insanı kendi hayatıyla baş başa bırakır. “Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine” benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Arvas Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine Marcus Tullius Cicero
Yaşlı Cato veya Yaşlılık ÜzerineMarcus Tullius Cicero · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,424 okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2026 5. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:29
Algernon’a Çiçekler Geçen ay kitap kulübümüzde okuduğumuz kitaptı. Aradan zaman geçmesine rağmen zihnimde dolaşmaya devam ediyor. Sanırım onun hakkında bir şeyler yazmanın zamanı geldi. Bazı kitaplar vardır; okurken hikayeyi takip edersiniz. Bazıları ise sizi takip eder. Sayfayı kapattıktan günler sonra bile bir cümlesi aklınıza gelir, bir karakteri içinizden çıkmaz. Algernon’a Çiçekler benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kitabı bitirdiğimde aklımda tek bir soru kaldı: Bir insanı değerli yapan şey gerçekten zekası mı? Charlie ameliyat öncesinde daha mı az insandı? Daha mı az sevilmeye layıktı? Bence Daniel Keyes’in cevabı çok net: Hayır. Charlie’nin hikayesini okurken kendimi sık sık rahatsız hissederken buldum. Çünkü kitap yalnızca Charlie’yi anlatmıyor; bizim insanlara nasıl baktığımızı da gösteriyor. Toplum olarak çoğu zaman başarıyı, eğitimi, zekayı ve yeteneği ön plana çıkarıyoruz. İnsan olmanın değerini ise çoğu zaman bunlarla ölçüyoruz. Oysa Charlie bize başka bir şey öğretiyor. İnsan olmanın başlangıç noktası zeka değil. Şefkat. Anlayış. Merhamet. Sevgi. Belki de bu yüzden Charlie’nin en saf hali kitabın en unutulmaz hali olarak kalıyor. Algernon’a Çiçekler benim için bir bilim kurgu romanından çok daha fazlasıydı. İnsan ruhunun yalnızlığını, kabul edilme ihtiyacını ve sevilmek için ne kadar çabaladığımızı anlatan bir yolculuktu. Charlie’nin zekasının yükselişini değil, kalbinin kırılışını okudum. Kitap bittiğinde geriye yalnızca bir hikaye Algernon'a Çiçekler kalmadı. Bir insanın anlaşılmak istemesinin ne kadar evrensel bir duygu olduğunu yeniden hatırladım. Ve son sayfayı kapattığımda içimden yalnızca şu geçti:
Duygu ve Düşünce
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aidiyetin Sessiz Çığlığı
Puan vermedi·192 syf.·
2026 12. kitabı
Merhaba 1000Kitap, Bir çocuğu “geri vermek”… Kitabın adıyla ilk karşılaştığımda bile içime tuhaf bir sıkıntı çökmüştü. Çünkü geri verilmek denilen şey genellikle eşyalar için kullanırız. Bir insanın, hele ki bir çocuğun, geri verilmesi ne demekti? Kitabı okudukça bu sorunun ağırlığını daha fazla hissettim. Arminuta’nın yaşadığı şey sadece aile değiştirmek değildi, sevildiğine inandığı hayatın bir anda elinden alınmasıydı. Beni en çok etkileyen nokta da buydu. Çünkü bazen insanlar fiziksel olarak yalnız kalmaz, sevilip sevilmediklerinden emin olamadıklarında da yalnız hissederler. Arminuta’nın yaşadığı kırgınlık tam olarak böyleydi bana göre. Kitap boyunca biyolojik bağların mı yoksa emek verilmiş bağların mı daha güçlü olduğunu düşündüm. Kan bağı elbette önemli ama bir insanı aile yapan şey sadece aynı kandan gelmek mi? Birlikte geçirilen yıllar, paylaşılan anılar, verilen emek bunlardan daha değersiz olabilir mi? Yazar bu soruların hiçbirine net cevap vermiyor ama insanı uzun süre düşünmeye zorluyor. En sevdiğim karakter açık ara Adriana oldu. Çünkü bana göre kitabın en gerçek karakteriydi. Kusurlarıyla, öfkesiyle, sevgisiyle… Arminuta’nın yaşadığı yabancılık hissi içinde ona tutunmaya çalışması çok etkileyiciydi. Hatta bazı yerlerde Adriana’nın sevgisinin, birçok yetişkinin sevgisinden daha samimi olduğunu düşündüm. Son sayfayı kapattığımda aklımda tek bir düşünce kaldı: Bir insanın doğduğu yeri seçme şansı yoktur ama keşke sevileceği yeri seçme şansı olsaydı.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,217 okunma
Gökyüzü Bazen insanın içine sığar
Puan vermedi·184 syf.··
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:38
Bazı kitaplar olaylarıyla değil, bıraktığı hisle akılda kalır. Daha Küçük Bir Gökyüzü benim için tam da böyle bir kitaptı. Sayfalar ilerledikçe bir hikâye okumaktan çok, insanın kendi zihninde yaptığı uzun bir yolculuğa çıktım . Kitap; yalnızlığı, kırılganlığı ve hayata tutunma çabasını romantikleştirmeden anlatıyor. En çok da karakterlerin kusurlu oluşunu sevdim. Çünkü gerçek hayatta da insanlar güçlü oldukları kadar yaralılar. Bazen en büyük savaşımızı kimseyle değil, kendi içimizde veriyoruz. Kitap en çokta bu hisssi verdi bana . Kitap bittiğinde bazı sorular kaldı aklımda . İnsan gerçekten ne kadar kendinden kaçabilir? Sevgi, insanı iyileştirmeye yeter mi? Yoksa önce kendi karanlığıylamı yüzleşmesi mi gerekir ?
Daha Küçük Bir GökyüzüJohn Wain · Holden Kitap · 2025381 okunma
7/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:41
Vatan Yahut Silistre Namık Kemal; Namık Kemal, Türk edebiyatında hem şair hem de yazar olarak kabul edilir edebiyatın her dalıyla ilgilenmiştir. Şiirler, tiyatro oyunları, romanlar ve makaleler yazmıştır. Vatan ve millet sevgisi konulu yazıları sebebiyle kendisine Vatan Şairi denmiştir. Namık Kemal; annesini küçük yaşta kaybetmiştir. Bu yüzden vali olan dedesinin yanında büyümüş. Dedesiyle birlikte Anadolu ve Rumeli'de pek çok şehir gezmiştir. Arapça, Farsça ve Fransızca gibi dil eğitimleri vardır. Daha sonraları İstanbul'a gelerek Tercüme Odası'nda çalışmaya başlamıştır. Burada dönemin aydınlarıyla tanışmış. Yazılarında ilk kez hürriyet, millet, vatan ve adalet gibi kelimeleri kullanmıştı. Namık Kemal, devleti kurtarmak isteyen "Genç Osmanlılar" grubunun liderlerindendi. Padişahın yanında bir de halkın seçtiği meclis olmasını yani Meşrutiyeti istiyordu. Nitekim daha sonra ilk Osmanlı anayasasını yani Kanun-i Esasi hazırlayan kurulda da görev aldı. Kemal, İmparatorluk içindeki tüm milletlerin (Türk, Arap, Ermeni, Rum) "Osmanlılık" duygusuyla bir arada barış içinde yaşamasını savunuyordu. Ancak bir süre sonra Hükümet karşıtı yazıları yüzünden ceza almamak için Londra ve Paris'e kaçtı. Orada gazete çıkarmaya devam etti.İstanbul'a dönünce Vatan Yahut Silistre oyununu yazdı. Oyun halkı çok coşturunca Padişah Sultan Abdülaziz tarafından Kıbrıs'taki Magosa Kalesi'ne sürgün edildi. Orada 38 ay zindanda kaldı. Sürgünden döndükten sonra da rahat durmadı. Sultan II. Abdülhamid döneminde de Midilli, Rodos ve Sakız adalarına sürgüne gönderildi. 1888 yılında, henüz 48 yaşındayken Sakız Adası'nda hastalanarak vefat etti. Namık Kemal ilklerin yazarı; İlk Edebi Roman: İntibah İlk Tarihi Roman: Cezmi Sahnelenen İlk Tiyatro Oyunu: Vatan Yahut Silistre En Ünlü Şiiri: Hürriyet
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Kurgan Edebiyat · 201327,6bin okunma
roman sana roman yazılır be adam
10/10
·238 syf.··
2026 56. kitabı
Neva’dan okuduğum ilk kitaptı, ki zaten kadının başka serisi de yok. Ama şunu söylemem gerekiyor ki ROMAN BUL BENİ Serinin en çok sevdiğim yanı iki karakterden birinin (ya da ikisinin de) bir kusura sahip olması. Yani buna kusur denir mi bilmiyorum ama bence kitaba renk katmıştı, ayrıca o kadar güzellerdi ki resmen ağzım açık kaldı. Kitaplar sıkmıyor, hızla akıyor gidiyor, ki tek sevmediğim yanı her kitabın sonunda kızların kaçırılma sahnesi vardı genelde. Ama puan kırmaya değmezdi be yavrum. Beğendim, dark romance seviyorsanız ve kısa olsun diyorsanız okuyabilirsiniz bence
Painted ScarsNeva Altaj · ‎Independently Published · 20222,966 okunma