TÜRKÇE KONUŞ, ÇOK KONUŞ!
Selam selam selam! Bugünkü konumuz: Türkçe ve asil, matematiksel dilimize yapılan İSTİLA Bir dilin yabancı dillerle etkileşime girmesi ile o dilin yabancı sözcüklerin istilasına uğrayarak yozlaşması/tembelleşmesi tamamen farklı olgulardır! Bugün sözlüğümüzde yer alan Arapça kökenli sözcükler, yüzyıllar boyunca süren din, coşku, edebiyat, hukuk ve ortak yaşam ilişkileri neticesinde Türkçenin kendi potasında erittiği, eklerimizi getirerek Türkçeleştirdiği tarihsel bir sürecin doğal sonucu ben bunu da çok kabul etmeyip özellikle öz Türkçe konuşmaya çalışıyorum ama biri Türkçe kökenli "sözcük" demek arapça kökenli "kelime" diyince de karşı çıkmam. Ben yabancı sözcüklerin İSTİLASINA karşı çıkıyorum Türkçeleşen sözcüklere değil. Bu Türkçeleşme bir zenginleşme olarak yorumlanır. Tehlike büyük! Tehlike, Türkçe'de tam karşılığı olduğu halde tembellikten, özentilikten veya küresel popüler kültürün esiri olmaktan kaynaklanan İngilizce/Batı kökenli sözcüklerin kuralsızca dile boca edilmesi! Ben buna tepki koyarım. Love yerine aşk demelisin tabii ki. Pesimist yerine karamsar demelisin tabii ki. Kendi hayatımızda her sözcüğün "saf Türkçe" olmaması, dilin bugünkü yozlaşmasına göz yumacağımız anlamına gelmez; aksine, geçmişte yapılan zorunlu ödünçlemelerin üzerine bugün yenilerini eklemeyerek dili koruma sorumluluğu yükler. Vatanı korumak sadece sınır nöbeti tutmakla mı oluyordu? Apoyla mücadele sadece silahla mı? Sizin mücadeleniz bu kadar küçük mü? O sınırların içindeki milleti millet yapan en büyük kale olan dili, yani kimliği korumakla başlar mücadele, çünkü dilini kaybeden bir milletin üzerinde kenetleneceği bir vatan bilinci zaten kalmaz. Dilini kaybeden milletler benliğini kaybeder! Eğer diliniz sömürgeciler tarafından şekillenirse zihniniz de öyle
1000Kitap
Rize Zil Kalede bir halk ninnisi İnsanın temel özelliği değişmezliğidir. İnsan geçmişte neyse, güncelde aynıdır ve gelecekte de aynı kalacaktır. Hükümdar Niccolo Machiavelli Osman Kök Osman Kök Hükümdar Biat sordu Akıncı ilgazi Kaç yıl oldu bu kaleyi fethedeli. Türk ulusuna çatıydı Rize zil kalesi Çok önemli bir devrim ve ilim merkeziydi İnsanın en büyük özelliği o daima değişir İnsan Azze ve celle olanın emrindedir Güven duyduğun orası senin asıl şehrindir İnsan tövbe ederse tüm geçmişi silinir Bir çatıydı Rizede Zil kale Bilal emmi tövbe etti tövbe Halini o aziz hünkâra arzeyle Hünkardan başka bir kula minnet etme Ve kalenin içinde yaşadılar nice kavim Bilal emmi dediki ey hünkârım benim Geçmişimi temizlemektir tek dileğim Kabul etmezsen gelecekte kime giderim Kul Nefsani dediki Hünkâr geldi divana Başladılar Zil Kalesinde Kuraan okumaya
Şiir

Osman Kök

@Osmankok
·
İnsanın temel özelliği değişmezliğidir. İnsan geçmişte neyse, güncelde aynıdır ve gelecekte de aynı kalacaktır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Part 3 - İslam Fetihleri ve Sonrası
Tüm bu kargaşa ve merkezi otoritenin çöküşü sırasında, Halid b. Velid komutasındaki İslam ordusu, adeta direnç gösterilemeyen bir sel gibi ilerliyordu. 634’te Şam, 638’de Kudüs ve Filistin, 642’de ise Mısır düştü. Ancak asıl kırılma noktası 636 yılında Yermük’te yaşandı. Roma, elindeki her türlü etnik kökenden (Ermeni, Arap, Süryani) topladığı 60-80 bin kişilik yorgun, maaşı ödenmemiş ve ruhunu kaybetmiş karma ordusuyla; güçlü bir dini-kabilevi asabiyeye sahip, taze, genç ve yüksek motivasyonlu İslam ordusunun karşısına çıktı. Yermük, sadece bir askeri yenilgi değil, antik dünyanın o koca imparatorluğunun tek darbede devrildiği bir sistem çöküşüydü. Rivayet odur ki Herakleios, Suriye’yi ardında bırakıp geri çekilirken, kadim topraklara dönüp şöyle dedi: "Elveda Suriye, artık bir daha asla görüşmeyeceğimiz bir veda... Düşmanın elleri için ne güzel bir toprak olacaksın, esen kal Suriye!" ​Yermük ile beraber Roma’nın beli kırılmıştı. Elinde artık bu yeni fatihlere karşı duracak bir garnizonu bile kalmamıştı. Müslüman fatihler ise pragmatik bir strateji izlediler. Yerel halkı katliamdan geçirmek yerine, onları Roma’nın ağır vergi yükünden ve dini mezhep baskısından kurtaran bir kurtarıcı figürüne büründüler. Kiliselere ve mezheplere dokunmadılar, daha adil bir vergilendirme sundular. Sistemin işleyişine hiç ellemediler, sadece vergilerini alıp çıktılar. Halife Abdulmelik dönemine kadar da resmi yazışmalar Arapça değil, Greekçe ve Farsça yapıldı. Halk bu yeni düzeni bir işgal olarak değil, Konstantinopolis’in baskıcı otoritesine karşı bir alternatif olarak gördüler. Yeni İslam devleti de gayirmüslimlerin sırtında zenginleşti. Ancak bu pragmatizm, ilerleyen dönemlerde Emevi elitlerinin Arap-Mevali sınıflaşmasıyla lekelendi. Müslüman olan ancak Arap olmayan yerel halktan
Din
EDEBİYAT DÜNYASI'NDAN KISA KISA DUYURULAR...
YAZAR ÖZAY SAĞLAM ANKARA'DA OKUYUCULARI İÇİN KİTAPLARINI İMZALAYACAK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 20 Haziran 2026 Cumartesi günü, saat.14.00-18.00 arasında; İzan ve Bahar Yayınları-Meşrutiyet Caddesi, Konur Sokak, No.26/4 Kızılay-Ankara Tel.0-535-7737879 adresinde, yazar Özay Sağlam En Büyük Oğul-Allah'ın Adamı-Mecnunsuz Leyla-Sarı Kafkas Kartalı Gerdankes-Kanadı Kırık Güvercin-Sürgün-Adı Gül Tendi isimli kitaplarını okuyucuları için imzalayacaktır. İzan ve Bahar işbirliği ile düzenlenen 47.Okur Yazar Buluşmasıdır. İlgilenenlere, önemle duyurulur. **************************************************************************************************** YAZAR ZEKERİYE ÇAVUŞOĞLU SAMSUN'DA YENİ ÇIKAN KİTABI İÇİN İMZA GÜNÜ TERTİP ETTİ... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 27 Haziran 2026 Cuma günü, saat.15.00-18.00 arasında;Eflatun Kitap Cafe-Körfez, Atatürk 5.Kısım Bulvarı, No.163 Atakum-Samsun Tel.0-362-5055520adresinde, şiir-müzik söyleşisi ve imza günü yapılacaktır. yazar Zekeriya Çavuşoğlu Eflatun Kitaplar arasında yayınlanan ''Hey Gidi O Eski Samsun Hey'' isimli kitabını okuyucuları için imzalayacak ve söyleşi de bulunacaktır, proğramın şiir bölümünde ise Kaan Eminoğlu-Hatice Tarkan Doğanay-Latife Çavuşoğlu-Salih Temiz-Mehmet Zeki Akay ve Fikret Damar sahneye çıkarak şiirlerini seslendireceklerdir. **************************************************************************************************** GÖRELE ŞAİR VE YAZARLAR DERNEĞİ YÖNETİCİLERİ ŞEBİNKARAHİSAR-SUŞEHRİ-ZARA VE SİVAS GEZİSİ DÜZENLEDİ... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR · Görele Şair ve Yazarlar Derneği Başkanı Nihat Öztürk her yıl düzenledikleri ''Kültür Gezileri Programı'' kapsamında Sivas'a gezi düzenlediklerini açıkladı, gezi 28 Haziran 2026 Pazar günü. Sabah, saat 05.00'de Görele'den
Doğrudur, karmaşık zamanlarda yaşıyoruz; olağanüstü değişimler gerçekleşiyor ve bu değişimler bizi korkutuyor, eğitimin alışıldık yollarının yarının insanlarını yetiştirmekte yetersiz kalacağı korkusu doğuyor. Giderek daha karışık ve şaşırtıcı; daha geçerli eğitim sistemlerinin filizlenmesinin altında belki de bu korku yatıyor ve artık sistem -bu yenilik her ne olursa olsun- yeni olana doğru dümen kırıyor. Ne var ki bu kaygı bize insanın derin doğasının hep aynı olduğunu ve ahlakın temellerini yerine oturtmadan inşaya geçmenin kumdan kale yapmaktan farksız olduğunu unutturuyor. Var Olan Ada
Kitap Alıntısı

KerZeY35

@kerzey35
·
Seçimlerimiz sonuçlarını görüyoruz
Gelişmek, seçmeyi ve seçmenin bazı şeylerden vazgeçmek anlamına geldiğini bilmek demektir. Hayatın sağlam iskeletini de işte bu vazgeçilen şeyler oluşturur. Varoluşa, mümkün olduğu kadar çok şeyi ve fırsatı kapma koşusu olarak bakan bulimik dünyamızda bize her şey ve her şeyin zıddı olmamız ve bunun uyumlu tutulması-önerilirken seçim konusu özellikle önem kazanır. Seçim elbette zamanımızın ıssız bölgelerinden birine daha, istek alanına da adım atmayı gerektirir. Seçmemize izin veren, oluşturmamıza, günlerimize kesin bir anlam kazandırmamıza izin veren hep istektir. İstek işbaşında olmasa hayatımız nehirlere atılan ve bir koya varana kadar akıntıyla sürüklenen plastik bir nesneden farklı olmazdı.
Sayfa 70·Kitabı okuyor
Oyun tahtasında iki şah birbirine bakıyordu. İkisinin de orduları vardı, ikisinin de kaybedecek şeyleri… Fil mantıklıydı. At sabırlıydı. Kale dimdik ayaktaydı. Her şey olması gerektiği gibiydi ya da öyle görünüyordu. Lakin tahtadaki en güçlü taş yıllar önce kaybolmuştu. Ve bazen bütün bir oyun, şahı korumak için değil, kaybolan veziri bulmak için oynanırdı. Westminster hikayemden alıntıdır, telif hakları saklıdır!
1000Kitap