Oysa taşlara oyuncak muamelesi yapanlar sadece çocuklardır, bize isim verirler, rengârenk boyarlar, üzerimizi resimlerle, yazılarla doldururlar, bize ağız, göz, çimenden saç yapıştırırlar, üst üste yığıp ev yaparlar, bizi suda sektirirler, dizip kale yaparlar ya da tren rayı. Yetişkinler bizi kullanır, çocuklar bizi başka bir şeye dönüştürür. Bu yüzden onlara derinden bağlıyızdır. Bu bir minnet meselesi.
Gülüş bir yanaşımdır bir öbür kişiye;
Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye..
Anılarından kale yapıp sığınsa bile.
Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.
Tutsaklıkları onay vermemeli yürek dediğin.
Meğer kurtuluşların reçetesi insanın kendinde saklıymış.
Savunmaz bir kale olmamalıymış Yürek dediğin ve zorbalıklara karşı koymayı bilmeliymiş haksızlığa uğrayanlar.
Kalbimdeki güneşi geceleştiren Kabusları kovdum Ay ve Yıldızlar Yakup'tan gerdanlıklarını örüyor umutlarıma.
Meğer en koyu kuşatmalarda saklıymış Umut dediğin.
"Hayır. Korkuyu meydana getiren şey olaylardır. Başka biri bu olayların üzerinde güç sahibi ise ya da onları önleyebiliyorsa o kişi korkuyu yaymaya muktedirdir. Peki bu kale nasıl yok edilir?
Kılıçla ya da ateşle değil, fikirlerle. Başlamamız gereken nokta burasıdır. Kaleyi buradan ele geçirmeli ve içindeki zorbaları kovmalıyız."
Epiktetos
"Oysa taşlara oyuncak muamelesi yapanlar sadece çocuklardır, bize isim verirler, rengarenk boyarlar, üzerimizi resimlerle, yazılarla doldururlar, bize ağız, göz, çimenden saç yapıştırırlar, üst üste yığıp ev yaparlar, bizi suda sektirirler, dizip kale yaparlar ya da tren rayı. Yetişkinler bizi kullanır, çocuklar bizi başka bir şeye dönüştürür. Bu yüzden onlara derinden bağlıyızdır.”