s.29 Kişinin en mahrem tanığı, onu "Kale alınan","doğal","değerli","güvenilir","sevilmeye layık"Ve " saygıdeğer" biri olarak görüp ona mutluluk diyarlarının kapılarını açabildiği gibi, onu "hesaba alınmayan", "tuhaf", "değersiz" "güvenilmez" "sevilmeye layık olmayan" ve "saygıdeğer olmayan" biri olarak görüp cehennemin kapılarını da açabilir.
s.33 " iyi insan olmak" ile, "evlilik yapma uygunluğuna sahip olmak" aynı şeyler değildir.
s. 41 ..." kadın güldükçe içimde baharlar açıyordu," olmuştu.
s. 43 bu insanlar bir kadını nehalegetirdiklerinşn farkında değiller.
“Eûzü” duâsını okuyan kişi, hemen kendisini en sağlam kale olan Yüce Allah’ın kalesine atmalıdır. İşte bu en sağlam kale, “La ilahe illallah/Allah’tan başka ilah yoktur.” kelimesidir ki, bunun adı tevhid kelimesidir.
Oysa taşlara oyuncak muamelesi yapanlar sadece çocuklardır, bize isim verirler, rengârenk boyarlar, üzerimizi resimlerle, yazılarla doldururlar, bize ağız, göz, çimenden saç yapıştırırlar, üst üste yığıp ev yaparlar, bizi suda sektirirler, dizip kale yaparlar ya da tren rayı. Yetişkinler bizi kullanır, çocuklar bizi başka bir şeye dönüştürür. Bu yüzden onlara derinden bağlıyızdır.