Ağır hastalık geçiren bir dostu ziyarete gitmiştim. Gözyaşları içinde şikayet ediyordu: "Allah, pırlanta gibi üç çocuk verdi. Fakat iş peşinde koşarken onları kucağıma alıp doyasıya sevemedim. Onlar büyüdüler, şimdi yuvadan uçmak üzereler. Ben ise hastalandım yataklara düştüm. Zannederim artık çok geç kaldım."
Geç kalmak...
Bütün nâdânların buluştuğu tek kavşaktır.
“Nasılsın?” diyorum yaşını ve başını almış gitmekte olan birine. “Eh işte” diyor, “iç güveysiden hallice...” Oysa şu küçük çocuğun cevabını duyurmak içindi bütün yazım, bütün kışım: “Çok iyiyiz abi. Bak bir patlak topumuz var. Daha ne olsun!” Ve hışımla atılırken ileri, dudaklarından yükseliyor sevinç çığlıkları: “Ronaldo vuruyor ve goool!” Kalede umut, forvette umut var. Takımda umut varken, herkes istikbalden ümitvâr!