Ömer

Şeyh Galib
1. Yine zevrak-ı derûnum kırılıp kenâre düştü Dayanır mı şîşedir bu reh-i seng-sâre düştü. 2. O zaman ki bezm-i candâ bölüşüldü kâle-i kâm Bize hisse-i mahabbet dil-i pâre pâre düştü. 3. Gehî zîr-i serde desti geh ayâğı koltuğunda Düşe kalka haste-î gam der-i lûtf-i yâre düştü. 4. Erişip bahâra bülbül yenilendi sohbet-i gül Yine nevbet-i tahammül dili bî-karâre düştü. 5. Meh-i burc-ı ârızındâ gönül oldu hâle mâil Bana kendi tâliimden bu siyeh sitâre düştü. 6. Süzülüp o çeşm-i âhû dedi zevk-ı vasla Yâ Hû Bu değildi neyleyim bû yolum intizâre düştü. 7. Reh-i Mevlevi'de Gâlib bu sıfatla kaldı hayran Kimi terk-i nâm u şâne kimi i'tibâre düştü. Günümüz Türkçesi ve kısa bir şerhi ile: edebi.net/index.php/edebi...
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tecellîyâtun nûrına döymez vücûdum tagları Cismüm gemisinün zîrâ muhkem degüldür bagları Katreden deryâlar düzen cân kuşı pâ-bendin üzen Yüz bin deryâları yüzen gel sürelüm bu çagları Dildâr içün dil şehrini pâk eyle arıt gayrıdan Zîrâ ki sultân tahtıdur bunda komazlar zâgları Düşdükçe öge Hubbü'l-Vatan zerrece kalmaz me'men Gözden sızup olur seven her dem yüregüm yagları ‘Âkil eli irmez ile irse dahı gelmez dile Dertli hâlin dertli bile sayru ne bilsün sagları Ma‘şûklıgun hil'atini her kime giydürdün ise Gelmez gözine zerrece Firdevs-i a‘lâ bâgları Yûnus hüsnün kitâbını bir hoş temâşâ eylemiş Anda sala ‘âşıklara dag üstine kor dagları Yunus Emre [Tecelliyatın nuruna döymez vücudum dağları, Cismim gemisinin zira muhkem değildir bağları. Katreden deryalar düzen, can kuşu pabendin üzen, Yüz bin deryaları yüzen gel sürelim bu çağları. Dildar için dil şehrini pak eyle arıt gayrıdan,
Şiir
Gençlik ömrün bir parçası değildir. O bir akıl ve anlayabilme durumu, bir irade derecesi, bir hayal yeteneği, heyecanların kuvveti ve dinçliği, cesaretin korkaklığa galebesidir… … Hiç kimse yalnız birkaç yıl fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz. İnsanları ihtiyarlatan ideallerin gömülmesidir. Seneler cildi kırıştırabilir, oysa ruhu ancak heyecanların feda edilmesi buruşturur. Üzüntü, şüphe, kendine güvensizlik, korku ve endişe… Bütün bunlar başları eğen ve ilerleyen ruhu, gerisin geriye mezara götüren, uzun, çok uzun yıllardır… … Hepiniz inancınız kadar genç, şüpheniz kadar ihtiyar kendine güveniniz kadar genç, korkunuz kadar ihtiyar ümidiniz kadar genç, endişeniz kadar ihtiyarsınız. Kalbiniz dünyadan, insanlardan ve sonsuzluktan güzellik, sevinç, cesaret, büyüklük ve kuvvet haberleri aldığı müddetçe gençsiniz.. … Bütün bunlar yıkılmış ve kalbiniz kötümserlik kararları ve tutuculuk buzları ile örülmüşse, işte o zaman artık ihtiyarlamışınızdır.. Samuel Ullman
Kendin Bilmek
Miskînlikden buldular kimde erlik var ise. Nerdübândan yitdiler yüksekden bakar ise Gönül yüksekde gezer dem-be-dem yoldan azar Taş yüzüne ol sızar içinde ne var ise Ak sakallı pîr koca bilmez ki hâli nice Emek yemesin hacca bir gönül yıkar ise Sağır işitmez sözü gece sanır gündüzü Kördür münkirin gözü âlem münevver ise Gönül Çalab'ın tahtı gönüle Çalap bahdı İki cihân bed-bahtı kim gönül yıkar ise Sen seni ne sanırsan ayruğa da anı san Dört kitâbın manâsı budur eğer var ise Bildik gelenler geçmiş konanlar geri göçmüş Aşk şarâbından içmiş kim manâ duyar ise Yûnus yoldan ırmasın yüksek yerde durmasın Sinle sırât görmesin sevdiği dîdâr ise Yunus Emre