Puan vermedi·272 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 19:04
İçimizdeki BİZ Yetişkin çocuklar ve kalıplanmış insanlar kendi potansiyellerini, insan olmanın ne demek olduğunu henüz keşfedememişlerdir. Bence yirmi birinci yüzyılda insanlığın en önemli bilinçlenmesi, yaşamın bütünü içinde nasıl birbirimize bağımlı olarak sürekli bir etkileşim yumağı içinde bulunduğumuzu keşfetmek ola- caktır. Sürekli etkileşim yumağı içinde olduğumuzun bilincine varınca “BİZ”in farkına varırız. Bu bilinç dışarıda değil, kendi içimizdedir. Bu kitabın temel savı şudur: Bireysel yaşamımızda, aile yaşamımızda, iş yaşamımızda, toplum yaşamımızda, kısacası yaşamımızın her yönünde içimizdeki BİZ'i temel almadıkça anlamlı, doyumlu ve sağlıklı bir yaşam düzeni oluşturmamız olanaksızdır. Anlamlı, doyumlu ve sağlıklı bir yaşam, kaliteli bir yaşamdır. Ailede kalite, işte kalite, toplumda kalite sürekli etkileşim yumağı içinde olduğumuzun farkında olan, BİZ Bilinci'ne varmış kişilerin gerçekleştirebileceği bir olgudur. İçimizdeki BİZ, kalite bilincinin temelidir.
İçimizdeki BizDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20253,254 okunma
Puan vermedi·215 syf.·
2026 28. kitabı
Frank Furedi'nin 2004'te kaleme aldığı, Türkçeye 2010'da Erkan Koca çevirisiyle kazandırılan bu kitap, ilk bakışta bir nostalji metnine benziyor: "nerede o eski entelektüeller?" sorusunu sorduğunda, çoğu okur kapağı kapatmadan önce gözünü deviriyor olabilir. Çünkü bu soruyu soran her kalem, biraz da geçmişin kült figürlerine sığınan, yenilenle başa çıkamamış birinin sızlanması gibi gelir kulağa. Furedi bu tuzağa kısmen düşer; ama düştüğü yerden çıkardığı tespitler, bu coğrafyada sızlanmayı hak edecek kadar haklıdır. Kitabın belkemiği tek bir kavram: philistinizm. Furedi'nin Schopenhauer'den ödünç aldığı bu terim, "zihinsel ihtiyacı olmayan insan"ı tarif eder. Yemeyi, içmeyi, eğlenmeyi, mevki ve şöhret kovalamayı bilen ama düşünceyi kendi başına bir zevk olarak tanımayan, hatta düşünmenin kendisini "zaman kaybı" sayan tipoloji. Bir zamanlar bu sözcük üniversite çevrelerinde sıradan halkı tanımlamak için kullanılırdı; Furedi'nin tezi şu: artık üniversitenin kendisi philistinleşmiştir. Çürümenin alttan değil üstten geldiği bir çağdayız. Kitap altı bölümde altı yara açar. Aklın değer kaybı: Aydınlanma'nın iddiası — "akıl evrenseldir, hakikat bulunabilirdir, bilgi özgürleştirir" — postmodern relativizm tarafından aşındırılmıştır. Hakikat artık çoğul, görelidir; herkesin gerçeği kendinedir; bu cümle bir özgürleşme gibi başlamış, bir teslimiyetle bitmiştir.Önemsiz görülen arayışlar: Bilgi salt bilgi olarak değer taşımaz olmuştur; her cümlenin altına bir "ne işe yarayacak?" sorusu konmuştur. Einstein'ın "gerçeğin arayışında olmak, ona sahip olmaktan daha değerlidir" cümlesi artık duvar süsüdür; uygulanmaz.İçeriğin yokolması: Üniversite işletmeye, akademisyen profesyonele, ders pakete dönüşmüştür. Edward Said'in kitapta alıntılanan tespiti sertir: profesyonel, "kayığı
Nereye Gitti Bu Entelektüeller?Frank Furedi · Birleşik Kitabevi · 201062 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"The box. You opened it. We came..."
6/10
·528 syf.··
2026 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:36
Zorlama kadın karakter tercihi ve final kısmı, içeriğin kalitesi ile olay örgüsü zaten sıkıntılıyken çryi çok daha aşağı çekmiş. Kirsty Cotton ve Tiffany karakterlerinin ele alınış biçimi çok kötü... Özellikle Kirsty hiçbir karakter derinliği olmayan, garip öfke nöbetleri geçiren, Cenobite doğasına uymayan sırf kadın karakter olsun ne olursa olsun diye yapılmış inanılmaz yüzeysel bir karakter. Nasıl 2022 Hellraiser, 1987 Hellraiser'in kalite olarak yanından bile geçemiyorsa ve bunun sebepleri barizse bu çizgi romanda da aynı sorun var diyebilirim. İlk yarı iyiyken ikinci yarı hikaye fecaat bir hale geliyor bunda da yazar değişikliği önemli bir yer tutmuş. Hatta çizimler benzer şekilde ilk çeyrek çok iyiyken kalan kısımda aynı kaliteyi koruyamıyor. Cenobiteların o şeytani havası ikinci yarıda tüm ihtişamını kaybediyor. Final ise zaten o cehennem evrenine, tasvirine çok ters şekilde süper kahraman çrlerine doğru kayıyor. Yazık olmuş.
Edebiyat
Clive Barker's Hellraiser Omnibus Vol. 1Clive Barker · BOOM! Studios · 20172 okunma
İnsan, İnsan Sayesinde Büyür
9/10
·336 syf.··
2026 50. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 13:26
Nurullah Genç, çağdaş Türk şiiri denilince akla gelen ilk beş isimden biridir diye düşünüyorum. Ancak onu yalnızca şair kimliğiyle tanımlamanın, özellikle bu kitabı okuduktan ve roman alanındaki ödüllerini de öğrendikten sonra eksik bir bakış açısı olacağı kanaatindeyim. Kitap genel anlamda otobiyografik ve anı kategorisinde değerlendirilebilecek bir eser olsa da, içerisindeki şiirsel dokunuşlar ve edebî kalite anlatıyı çok daha üst bir seviyeye taşımaktadır. Bu kitap basit bir otobiyografik anlatı, bir farkındalık hikâyesi ya da bir başarı öyküsü olarak yorumlanmamalıdır. Aslında kaybolmaya yüz tutmuş bir insan tipinin, bir ahlak anlayışının ve bir medeniyet tasavvurunun hikâyesi olarak okunabilmelidir. Birçok otobiyografik anlatıda ana kahraman yazarın kendisidir. Ancak bu kitapta durum biraz farklıdır. Nurullah Genç, anlattığı bölümlerde genellikle kendisini ikinci ya da üçüncü planda tutarak hikâyeyi tamamlar. Örneğin; Sibirya gazisi Bekir Ağa, oğlu Seyfullah, Gülçehre Ana, köy odasında kitap okuyan insanlar, çocuklarını okutabilmek için hayatını adayan anne ve babalar, yol gösteren öğretmenler ve kapısını açan dostlar anlatılan bölümlerin asıl kahramanlarıdır. Bu nedenle kitap aslında Nurullah Genç’in değil; onu yetiştiren insanların kitabıdır. Yazarın başarısı bireysel değildir. Bir köyün, bir ailenin, bir kültürün ve bir inancın ortak başarısıdır. Kitabın en etkileyici taraflarından biri şüphesiz Sibirya gazisi Bekir Ağa portresidir. Dört yıl süren Sibirya esaretinden dönen bir insanın, harabeye dönmüş köyünü sekiz yıl boyunca yeniden inşa etmesi olağanüstü bir hadisedir. Bekir Ağa bunu kahraman olmak için değil, doğru olanı yapmak için yapar. Bu yönüyle eser, modern bireyciliğin karşısına geleneksel Anadolu irfanını ortaya koyar. Kitap boyunca Pinaduz köyü
Edebiyat
Omuzlarımda DünyaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20242,056 okunma
Gönlümün yetkili servisi
10/10
·64 syf.··
2026 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 09:52
Herkes birini bulur aşk der ben her kez aşk der seni bulurum.. ( söz hoşuma gitti ) Kalite kokuyordu her cümlesi. Okurken kendinizi bulacağınız şiir kitabı. Her satırı bir bir işlenmiş, hayattan dokunuşlar var. Düşüp kalkan yüreğin ve sonu mutlulukla biten satır tanelerin asaleti. Şairi kutluyor, şiir dünyasında kaybolmasını diliyorum.. Keyifli okumalar..
İnceleme
Gönlümün Yetkili ServisiBatuhan Kolburan · Altunpack Yayınları · 20252 okunma
4/10
·144 syf.··
2026 48. kitabı
Her ne kadar Sabahattin Ali’nin edebi gücünü ve gözlem yeteneğini taşısa da, kitap beklentilerimi karşılamakta belirgin biçimde yetersiz kaldı. Güçlü Yönleri Kitabın en dikkat çeken tarafı, yazarın karakter yaratmadaki başarısı. Özellikle toplumun kenarında kalan, görünmeyen ya da içsel çatışmalar yaşayan insanları oldukça gerçekçi biçimde aktarabiliyor. Anadolu insanına, yoksulluğa ve bireysel yalnızlıklara dair yaptığı gözlemler, yazarın sonraki büyük eserlerinde göreceğimiz anlatı gücünün ilk işaretlerini taşıyor. Bir diğer güçlü yön, dilindeki sadelik. Dönemine göre oldukça akıcı bir Türkçe kullanması, hikâyelerin kolay okunmasını sağlıyor. Bazı öykülerde insan psikolojisini ve melankoliyi oldukça etkili yansıttığı da görülüyor. Zayıf Yönleri Öyküler arasındaki kalite dengesizliği. Kitaptaki bazı hikâyeler güçlü ve dikkat çekiciyken, bazıları oldukça yüzeysel kalıyor ve okurda kalıcı bir etki bırakmıyor. Bu durum kitabın bütünlüğünü zayıflatıyor. Ayrıca Sabahattin Ali’nin sonraki eserleriyle karşılaştırıldığında, bu kitaptaki anlatıların daha ham ve tam olgunlaşmamış olduğu hissediliyor. Karakterler ve olay örgüleri zaman zaman derinleşmeden sona eriyor; bazı hikâyeler bir fikir sunuyor ama bu fikir yeterince güçlü işlenmiyor. Genel Değerlendirme Yazarın edebi gelişim sürecini görmek açısından değerli olsa da, içerdiği öykülerin her biri aynı güçte değil. Yer yer güçlü gözlemler ve etkileyici anlatılar barındırsa da, bütün olarak bakıldığında yazarın daha olgun eserlerinin gerisinde kalan bir kitap. Edebi değeri olan ama beklenti yükselince etkisi sınırlı kalan yazarın zirvesini değil, hazırlık dönemini hissettiren bir eser.
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,9bin okunma