Rabbim, bizlere işareten buyuruyor;
"Güvenin bana, güvenin kendinize!Benim yarattığım sisteme! Bozmayın onu, korkmayın da. Çünkü ben sizi öyle güzel bir sistemle yarattım ki; etinizi konuşan, kemiğinizi işiten, yağınızı gören kıldım. Siz bilmeseniz de, yarattığım o izzetli bedeniniz ne yapacağını biliyor; kurcalamazsanız fıtratınızı kurduğum sistem her zorluk karşısında tıkır tıkır işliyor. Minicik bir mikrop dahil olsa kanınıza, ateş ile onu yakan; bir ufak bayat/ bozulmuş yemek girse midenize istifra ile onu atan, yüklenirse bedeninize bakteri virüs ve sairler, bağırsak ile tahliye eden muazzam bir sistem kurdum.Yaşamak için ihtiyacınız olan her şeyi doğaya serpiştirdim, savunmanız olan en büyük mekanizmayı "bağşıklk sistemi" olarak size sundum. Kan pompalayan bir kalp yetmedi içerisine "gönül" koydum. Ciğerinize sorun; tek meselesi oksijen miymiş? Size uzun uzun asıl işinin "'vicdan" olduğunu anlatsın.
Sayfa 31·Kitabı okuyor
"Ya bir kalp? Bana da bir kalp verecek misiniz?" Tenekeden olan oduncu sahte sihirbazın vaatlerini duyduğunda az da olsa yine ümide kapılmıştı. "Bunu tavsiye etmem!" diye yanıtladı Oz. "Bir kalp (istemek), iyi bir dilek değil. İnsanların çoğu onunla mutsuz oluyorlar." "Görüş meselesi" dedi teneke adam. "Benim bir zamanlar bir kalbim vardı, ve ifade etmek isterim ki, (onunla) mutsuz olmayı, kalpsiz olmaya yeğlerim." "Peki öylyese. O halde sen de yarın yine gel, ve kalbi vereceğim sana. Ama ardından bana şikayet etme!"
Tasavvuf uçma kaçma meselesi değil, Âmentünün rükünlerini içselleştirmektir.
Cehennemde yanmak koymuyordu. Hâttâ oraya odun olmak da koymuyordu. Koyan; günah, sevap, cennet cehennem meselesi, ar namus meselesi değildi. Yâr'e hıyanatlık meselesi, sıdktan yüz çevirip çevirmeme meselesi, hesap gününde utancından yerin dibine girip girmeme meselesi, edep hâyâ, terbiye meselesiydi. da
Sayfa 293 - İletişim Yayınları
Fikir Evreni
İkna edilmişlerle yola çıkılmaz, inanmışlarla çıkılır. İ.Ö.
Gösteri toplumlarında sevmek te ikna ister, gerçi şimdi herkes herkesi seviyo, hiç değilse beğeniyo. Şimdi sevmek an meselesi, unutmak takipten çıkarlık iş. Gösteri toplumlarında daha çok kalp kalp kalp le en çok sizin sevdiğinize, daha çok aboneyle sizin daha çok sevildiğinize herkesi ikna edebilirsiniz…
"Güzel nitelikler riyazet (nefs terbiyesi) yoluyla kazanılabilir. Yani, kişi başlangıçta bu niteliklerden sadır olan fiilleri kendini zorlayarak yapar; zamanla bu fiiller tabiatına yerleşir ve huy hâline gelir. Bu, kalp ile beden (ya da nefis ile organlar) arasındaki hayret verici karşılıklı etkileşimi gösterir zira kalpte beliren her sıfatın etkisi organlara taşar; organlar o sıfata uygun biçimde hareket eder. Aynı şekilde organlardan sadır olan her davranışın da kalbe bir yansıması olur. Bu ilişki, döngüseldir. Bunu şu örnekle anlayabilirsin: Bir kimse yazı yazmada ustalaşmak, yazının güzelliğini doğal bir yetenek hâline getirmek isterse, bunu elde etmenin tek yolu, elini hattat gibi kullanmak, güzel yazıya ısrarla alıştırmaktır. Yani başlangıçta usta bir hattatı taklit eder; onun yaptığı gibi yazmaya kendini zorlar. Zamanla bu fiil, ruhta yerleşik bir meleke hâline gelir ve artık kişi doğal olarak güzel yazar. Başlangıçta taklit olan şey, nihayetinde tabiat olur. Aynı şekilde, bir kimse fakih (derin anlayış sahibi) bir kimse olmak isterse, sürekli fıkıh tekrar etmeli, fakihlerin yaptığı işleri işlemelidir. Bu süreklilik sayesinde kalbinde fıkıh meselesi doğar ve fıkıh onun tabiatı hâline gelir. Yine kim cömert, iffetli, yumuşak huylu veya tevazu sahibi olmak isterse, bu kimselerin davranışlarını kendini zorlayarak işlemelidir ki, sonunda bu huylar doğal bir karakter hâline gelsin."
İhyâ, İİİ, 58.·Kitabı okudu