Eğer bu ülkenin yüz sene evvelki sınırlarına bir tel örgü çekilseydi ve 'Bu tel örgünün dişina tarihi eser çıkartılamaz' yazılsaydı bugün Dünya müzelerinin neredeyse yarısı boş kalırdı. Winckleman'dan bu yana dünya arkeolojisi, ne Troya' yi karısına gerdanlık yapan Schliemannn, ne piramitleri yağmalayan Denon ile Champollion, Ninova'da Asur ruhunu talan eden Botta, hatta ne Babil Kulesini hiç eden Koldeway isimlerini duyardı. Şimdi en az onlar kadar değerli hazine sayılacak Efes' i, Aspendos'u, Komagene'yi, Frigya'yı, Eti'yi hiç saymıyorum bile. Bu toprakların üzerinde insanlar doğarlar ve ölürler,ama tarih bir kere öldü mü yeni doğacak insanlar zaten ölü sayılırlar.
...Anadolu'nun kadim geleneklerine göre her acının ilacı yemekti. Ne kadar üzüntülü bir olay yaşarsan yaşa, yemek tedavi ediciydi... Yemek hep "ölmüşlerin ruhu için" yeniyordu. Sanki o ruhlar, besinlerden yararlanacakmış gibi...