— Sonra sonra umutlanmamayr öğrendim ... Gerçeği bulmaya, anlamaya çalıştım... Her ağlayan çocuğa ... meme verilmediğini nihayet fark ettim ... Babam için ben hiç değerli... önemli biri değildim ... O hapisteyken doğduğum için olmadık dedikodular çıkmış memlekette... Annem zaten İstanbul'dan gelme, ne idüğü belirsiz biri... yani eskilerin deyimiyle şaibeli bir kadın ... Belki de bu yüzden babamın kafasının içinde hep bir şüphe oldu... Gerçekten onun klzı olup olmadığım fikri sanırım beynini kemirdi durdu... Eminim Esma Sultan da bunu körüklemiştir ... Babamın bize yakın olmasını hiç istemezdi...
— Çok geç gelirdi babam ... Sarhoş gelirdi ... Ben o zamanlar. .. belki de babamı görebilmek için... salondaki somyada... yarı uyur. .. yarı uyanık yatardım ... Babamı beklerdim ... Kapıyı anahtarla açtığını duyar... onun gibi ben de sendeleyerek kalkardım yatağımdan ... Babam beni karşısında görünce... ‘ ‘Bu saatte ne arıyorsun burada?” diye beni azarlardı. .. Kan çanağına dönmüş gözleri... beni görmekten rahatsız olur... üzerime düşmemek için ... eliyle beni kenara iter. .. sendeleyerek merdivenlere doğru yönelirdi ... Hep böyle olurdu ... Böyle olacağını bilir... yine de kalkardım ... Çocuk olunca... umutlar kolay solmuyor.
Hepsi de bıkmıştı benden ... Onlar kızdıkça ben daha çok ağlar. .. ben ağladıkça onlar daha çok nefret ederdi benden ... Ev halkına karşı kullandığım tek silahtı ağlamak... Başka silahım yoktu...
— Çok ağladığım ... sürekli itilip kakıldığım günlerde... akşam olsun ... babam gelsin diye beklerdim ... Onun da benimle ilgilenmeyeceğini bilir... ama yine de bir umutla beklerdim ...