Puan vermedi·192 syf.·
2026 429. kitabı
Ah, böyle bilahareket köşemde, hiçbir şey düşün­meden, hiçbir şey sormadan ve hiçbir şey işitmeden kalmak, kalabilmek ne saadet! Fakat mümkün mü? S:15 Sabahları uyandınız mı bulunduğunuz yerden, denize bir kamış uzatmak suretiyle balık avında gönül avutuyorsunuz. Istakoz için atılmış sepetler muayene olunuyor, yahut bahçede güller budanıyor. Sonra sıcak bastı mı hemen içeri giriyorsunuz, aşağıda geniş mermer taşlığa bir masa kurulmuş, taze balıklar tavadan yeni çıkmış, rayihası ciğerlerinizi dolduruyor. İştiha ile yiyorsunuz. Kahve, sigara ve uyku... Şimdi arka odada, güneş görmeyen taraftasınız, Boğaz’dan kopan ve denizlerde serinlenen bir rüzgâr yan pencereden içeri giriyor ve cibinliğinizi hafif hafif şişiriyor, deliksiz uyuyorsunuz. Bunu müteakip kayıkhaneye iniyor ve denize giriyorsunuz. İşte bence yazın ideal olan ömür budur." -Refik Halid Karay- Türk toplumunun geçirdiği sosyal değişimleri ve modernleşmenin insanlar üzerindeki yansımalarını ele alır.Anlatım: Yazar, gözlemlerini zengin Türkçesi ve ironik bir dille kaynaştırır. Okuyucuya keyifli bir sohbet ortamı sunarak birbirinden farklı karakterleri ve çevreleri tanıtır. "Kendimi bugün bayram sabahında uyanmış sekiz yaşında bir bebeğe benzetiyorum: Ruhum o derece hafif, çehrem o kadar gül renkli..."s:29
Türk klasikleri edebiyat roman
Guguklu SaatRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 2010164 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 2. kitabı
Sümerler’in köklü ve çok tanrılı yapısı; Asur, Babil, Hitit, Yunan ve Orta Doğu’daki tüm uygarlıkları etkilemiştir. Çoğu zaman tanrıların isminde bir harf değişirken, zaman zaman aynı tanrı aynı uygarlıkta birçok farklı isimle anılıyor. Daha popüler olan Yunan ve Mısır mitlerine göre çok daha karmaşık bir yapıya sahip. Takibi ve anlaşılması oldukça zor. Yaradılış destanlarının, Yunan mitolojisi dâhil farklı uygarlıklarda ufak değişiklikler ve isim farklılıklarıyla yer alması da en çok dikkatimi çeken, ilginç özelliklerden biriydi. Tufan destanı dışında semavi dinlerle pek bir benzerlik olmadığını da söylemek istiyorum. Zira semavi dinlerin kökeninin Sümer olduğu, benzerliklerin hatta birebir alıntıların bulunduğu çok popüler bir görüş. Yaradılış hikâyelerinin en ilginç yanı ise her şeyin tek tek nasıl yaratıldığını anlatan destanlara sahip olması. Kazma nasıl yaratıldı, tahıl nasıl yaratıldı, kamış nasıl yaratıldı, filanca ot nasıl yaratıldı, kuş nasıl yaratıldı, balık nasıl yaratıldı… Vesaire vesaire, çok ince ayrıntılı bir yaratılış kültürü var Sümer’de. Ayrıca büyü ile ilgili de çok garip destanlar bulunuyor. İshal büyüsü, daha doğrusu ishali kesme büyüsü, sap ve samanın vücuda yapışmasını engelleyen bir büyü, ilk kerpicin ve turanın nasıl yaratıldığıyla ilgili anlatılar gibi çok farklı ve zengin bir içerik mevcut. Ancak çoğu tablet ve destanda çok fazla kopukluk var. Metinler çok anlaşılabilir değil. Çeviriler ise oldukça başarılı; hatta birebir denebilir. Belki de bu yüzden metinler tam anlamıyla akıcı gelmiyor. Sümerce’nin cümle yapısının çevrilmesi zor bir yapıya sahip olması da bundan kaynaklanıyor olabilir. Çoğu zaman tekrar tekrar okunup üzerinde durulması gereken bir kitap.
Sümer-Bâbil Tufan ve Yaratılış DestanlarıAli T. Görgü · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202546 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zombiler-Kültürel Bir Tarih
Puan vermedi·239 syf.··
2026 12. kitabı
Kitabı okumadan da genel bir bilgiye sahip olabileceğiniz bir inceleme paylaşıyorum sizlerle. Roger Luckhurst’ün bu eseri, popüler kültürün en dayanıklı ve esnek canavarlarından biri olan zombinin izini sürerek onu yalnızca bir korku figürü olmaktan çıkarıp modern toplumun kaygılarını yansıtan bir metafor olarak inceler. Kitap, zombi kelimesi ve kavramının Haiti folkloründen çıkıp popüler kültüre ne şekilde sirayet ettiğini ve bugüne geldiğini anlatıyor. Haiti’deki orijinal zombi, batı kökenli Voodoo dininin bir parçasıdır. Zombi inancı bokor adı verilen büyücülerin zehirli tozlar kullanarak insanları zombileştirmesiyle ilişkilendirilir. Zombinin Batı dünyasına girişini William Seabrook gerçekleştirmiştir. Seabrook, kitabının “Kamış Tarlalarında Çalışan Ölüler” bölümünde zombinin ruhu olmayan bir insan cesedi olduğunu söyler. Hâlâ ölüdür ama mezardan çıkarılmış ve büyü aracılığıyla mekanik bir hayata kavuşmuştur. Zombi, sinemadaki ilk adımlarını, Seabrook’un Büyü Adası’ndan ilham alan Beyaz Zombi filmi ile atmıştır. Bunun gibi erken dönem filmlerinde korku, bir zombi tarafından yenmek değil, ona dönüşmektir. Gizli kaygı, beyaz insanın vahşileşmesidir. İlk olarak Haiti’deki kölelere denen zombi, Amerikan kültürüne geçtiğinde ırk ve kontrol konusundaki korkuları somutlaştırarak sömürgecilik, ırkçılık ve popüler kültür arasındaki kesişim noktasının bir sembolü haline geldi. Zombi tarihindeki en büyük kırılma noktası olan 1968 yılında Romero’nun Yaşayan Ölülerin Gecesi filmiyle zombi, voodoo kökenlerinden tamamen kopar. Dünya savaşları ve Amerikan toplumsal değişimleri gibi olaylarla evrimleşir. Romero’nun filmleri, zombileri bilinçsiz cesetler olmaktan toplumsal korkuların ve tüketim kültürünün temsili olarak, alışveriş merkezlerindeki davranışları ile değiştiren yeni
Zombiler-Kültürel Bir TarihRoger Luckhurst · Koç Üniversitesi Yayınları · 201830 okunma
9/10
·88 syf.·
2026 18. kitabı
Alman tiyatrosunun temel taşları olan eserleri kaleme alan yazar Hebbel, aynı zamanda ülkesinin tiyatro konusunda 19 yüzyılda daha da ileriye taşınabilmesi için çalışmalarıyla ünlüdür. Okuduğum bu eseri de bir tiyatro eseridir. Mübalağa kaçılmış olay sahneleri bir kenara bırakırsak, eser bana göre Yüzüklerin Efendisi adlı filmlere ve yazarına büyük bir ilham vermiş gibi görünüyor. Lydia Kralı, Karısı ve Kralın dostu olan bir şahıs etrafından gelişen olaylar zinciri sonunda Yunanlı olan Gyges’in yaşamı ve diğerlerinin ölümü ile sonuçlanmaktadır. Şiirsel bir dille kaleme alınmış olan bu güzel eser, yer yer öğretici sıfatını da giymektedir. Özellikle tarihi mitolojiden beslenen bu eser, aynı zamanda yunan tarihinin gizli kamış olaylarına ışık tutmak istemektedir.
Gyges ve YüzüğüChristian Friedrich Hebbel · Kapra Yayıncılık · 2020212 okunma
Buruk kalmış bir hikaye
8/10
·376 syf.··
2026 9. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 22:51
Yüce savaşçı olarak tanınan ama özünde (potroclusun da onu hatırlamamızı istediği şekilde) liri ile şarkılar söyleyen bir yarı tanrı olan akhilleus’u küçüklüğünden beri yaverliğini yapan ve tek aşkı patroclus un gözünden okuyoruz. Gururun yol açabileceği sorunları gösteren, öldükten sonra nasıl anılacağımızın önemini sorgulayan ve Yunan mitolojisi yolculuğuna çıkartan bu kitabı anlatacak olsam buruk kamış bir aşk hikayesi derim. Zaman zaman patroclusun saflığı ve akhilleus un kayıtsızlığı çileden çıkarsa da karakterlerin yaşadıkları sebebiyle onlara üzülmeden edemiyorsunuz. Ortalara doğru çok fazla karakter olması sebebiyle hafif kafa karıştırsa da oldukça sürükleyici bir anlatıma sahipti.
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma
Tercih Etmemek
8/10
·50 syf.··
2026 23. kitabı
50 sayfalık bu öykü kitabı bir katibin ‘yapmayı tercih etmiyorum’ felsefesi ile sessiz karşı çıkışı üzerinden baskıya maruz kamış bir işçinin sistem içindeki yalnızlığını ve yabancılaşmasını anlatan mükemmel bir öykü kitaptır
Duygu ve Düşünce
Katip BartlebyHerman Melville · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202215,5bin okunma