9/10
·340 syf.··
2024 32. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2024 14:55
Boşnak halkının maruz kaldığı katliamlar, zorunlu göçler ve insanlık dışı uygulamalar, kitabın satır aralarında okuru yakın tarihin karanlık sayfalarıyla yüzleştiriyor. Bu yönüyle Sevdalinka, sadece bir aşk ya da dönem romanı değil; insanlığın vicdanına yöneltilmiş güçlü bir hatırlatma niteliği taşıyor. Modern savaş tarihinin en iğrenç, en kan dondurucu sırrına bakıyorsunuz: 1992-1996 yılları arasında Bosna Savaşı devam ederken, Avrupa'nın göbeğinde vahşi bir "turizm" sektörü kuruluyor: Saraybosna Safarisi. Çeşitli Batı ülkelerinden gelen aşırı zengin yabancılar, sırf "spor olsun diye" insan avlamaya geliyor. Bosnalı Sırp ordusunun para karşılığı organize ettiği bu sistemde, zengin "turistler"gizli yollarla tepelerdeki keskin nişancı mevzilerine taşınıyor. Hedefe göre tarife değişiyor: En yüksek paralar masum çocukları ve hamile kadınları vurmak için ödenirken; yaşlı sivilleri hedef almak adeta bir "promosyon" gibi ücretsiz sunuluyor. Yazar, Bosna'nın acılarla örülü yakın tarihini anlatırken duygusallığa teslim olmadan, insanlık dramını bütün yönleriyle ele almayı başarıyor. Akıcı dili sayesinde okuru olayların içine çeken eser, savaşın ardında bıraktığı derin izleri ve insanların en zor zamanlarda bile umutlarını koruma çabasını çarpıcı sahnelerle hissettiriyor.
SevdalinkaAyşe Kulin · Everest Yayınları · 202015,2bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:21
Benim için çok özel, unutulmaz bir hikaye oldu. Dramı insanın damarlarından vermeyi başarabilen bir yazar Çağan Irmak. Zaten yönetmenliği ile kendini kanıtlamış, dehasını da olağanüstü hikayeler ortaya koyarak gösteren bir isim. Onun zihninden çıkan cümleler içimi dağladı kitabın ilk sayfasından itibaren. Başından sonuna kadar gözyaşlarıma hakim olamadım. Bir bedeni paylaşan siyam ikizleri Batuhan ve Baturgan'ın hikayesi doğdukları andan itibaren hem onlara hem de okuyucuya hayatın en acımasız en dobra yanlarını sunuyor. Onlarla beraber bütün bir hayatı yaşamış, kederlerine de mutluluklarına da şahitlik etmiş gibi hissediyorum. Sanki sadece kurgusal karakterler değillerdi de gerçekten onları tanımışım. İyi ki vardınız her şeye rağmen, iyi ki okurluk hayatımdan geçtiniz çocuklar. Kalbi acıya dayanıklı herkese tavsiye ediyorum okumalarını.
AyrılışÇağan Irmak · Doğan Kitap · 2024889 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Selimeler' e... Meltemler'e...
Puan vermedi·248 syf.··
2026 38. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 12:44
“Ben istiyorum ki meşguliyetim olsun. Elimde bir işim olsun. Bekleyecek bir şeylerim olsun... Telefonun başında çocukların aramasını bekleyeyim, pencerenin kenarında çocukların, torunların bana uğramasını bekleyeyim, ağaç yapraklansın diye bekleyeyim, salatalıklar çiçek açsın diye bekleyeyim, domates kızarsın diye bekleyeyim. Öyle şeyler... Zaman kolay geçsin istiyorum ben. Başka derdim yok. Ölüm kapımı çalana kadar bir şeyler oyalasın işte beni.” Selime Teyze’nin hikâyesi, çocuklarının dünyasında yer bulamayan ve onların gözünde yok gibi var olmayı reddeden bir annenin hikâyesi. Selime, bir gün hiç beklenmedik bir anda kaybolur. Gönülsüz ama planlı bir kaçıştır bu. Bildiği bütün hayatı geride bırakıp bir köyün sessizliğine sığınır. Kimseye haber vermeden, ardında iz bırakmadan. Bulunmayı bekler. Ama hayat, beklenmedik bir misafirle –Meltem’le– karşılaştırır onu. Biri annesiz büyümenin, diğeri evlatsız yaşlanmanın derdini anlatır. İki hayat, iki kayboluş, iki yara aynı evde buluşur. Bu roman, yaşlıların yok sayıldığı, insanın yalnız bırakıldığı, herkesin ancak kendine yetebildiği, en yakınlarına bile derman olamadığı bir çağın hikâyesi. Yanı sıra Burada varlıkla değil, geri çekilerek konuşan bir sevgi dili var. Biraz mesafeli, biraz çekingen. Diğer tarafta ise büyürken duygusal boşluklarla tanışmış bir genç kadın görüyoruz. Onun hikâyesi yalnızca bir eksiklik hikâyesi değil; aynı zamanda tutunma çabasının hikâyesi. Yaşlılıkla birlikte görünmezleşen bir annenin, yani Selime Teyze’nin, ailesi tarafından fark edilmediğini hissettiği bir anda çocuklarının hayatından sessizce çekilmesini ve bu kaçış sırasında başka bir yalnızlıkla -annesiz büyümüş Meltem’le- kesişen yolunu anlatır. Roman, annelik, evlatlık, yalnızlık ve görülme ihtiyacı üzerinden, kan bağının değil
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,5bin okunma
VAKA DOSYASI NO: 07 | İkiz Bedenler
9/10
·448 syf.··
2022 12. kitabı
Suç Mahalli: Boston sokaklarından Maura Isles'ın kendi otopsi masasına uzanan, geçmişin karanlık ve kanlı labirentleri. Kurban: Dr. Maura Isles'a tıpatıp benzeyen, onunla aynı doğum tarihini ve aynı kan grubunu taşıyan gizemli bir kadın. Soruşturma Ekibi: Hamileliğinin son aylarında bile adaletin peşini bırakmayan Dedektif Jane Rizzoli ve hayatının en acı verici, en kişisel otopsisini yapmak zorunda kalan Dr. Maura Isles. Edebi Dedektif Raporu: Bir adli tıp uzmanının hayattaki en büyük kabusu nedir? Kusursuz soğukkanlılığıyla bilinen "Ölüler Kraliçesi" Dr. Maura Isles, bu kez kendi masasında kendi yüzüne bakmak zorunda kalıyor. İkiz Bedenler, Tess Gerritsen’ın kurgu yeteneğinin ve tıbbi gerilim ustalığının zirve noktalarından biri. Kitap sıradan bir cinayet soruşturması olarak başlıyor ama Maura’nın hiç tanımadığı ikiz kız kardeşinin varlığını ve biyolojik annesinin korkunç geçmişini öğrenmesiyle devasa bir psikolojik yıkıma dönüşüyor. Jane Rizzoli’nin hamilelik sürecindeki o zorlu mücadelesi ile Maura’nın kendi kimliğini arayışı harika bir paralellikle işlenmiş. Yazar, hamile kadınları hedef alan soğukkanlı bir canavarın izini sürerken, okuyucuya şu tekinsiz soruyu sorduruyor: "Canavarlık genlerle mi aktarılır, yoksa sonradan mı öğrenilir?" Karar: Serinin en kişisel, temposu en yüksek ve dramatik yönü en güçlü halkası. Maura Isles karakterinin evrimini görmek ve kusursuz bir ters köşeyle sarsılmak isteyenler için bu dosya kaçırılmamalı. Bir adli tıpçının kendi ikizinin otopsisini yapması... Sizce de gerilim tarihinin en vurucu başlangıçlarından biri değil mi? Maura'nın gerçek ailesiyle yüzleştiği o anlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
İkiz BedenlerTess Gerritsen · Martı Yayınları · 20147,5bin okunma
Puan vermedi·189 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 06:06
Kore edebiyatından okuduğum ilk kitaptı. Kore'de yaşanan kanlı bür ayaklanmanın insanların ruhani duyguları üzerine yazılmış bir kitap. Yazar, duyguları çok iyi hissettirmiş. Kan kokuları, üst üste yığılmış cesetler ve çaresiz insanlar... Betimlemeler cok iviydi.
Çocuk GeliyorHan Kang · April Yayıncılık · 20242,118 okunma
Siz ne düşünüyorsunuz?
Puan vermedi
Amcamın kıymetli bir hediyesi vesilesiyle başladığım ve Metin Karabaşoğlu’nun kalemiyle ilk defa tanıştığım bu kitap, maalesef 96. sayfada yarım bırakma kararı aldım. Kendimi, yazdıklarını zorla tüketen bir okur olarak değil, hissettiği soğukluğun arkasında duran bir okur olarak görüyorum. Kitap genel hatlarıyla hayata, insana ve inanç dünyasına dair felsefi/dini pencereler açan, yazarın kendine has denemelerinden oluşuyor. Karabaşoğlu’nun akıcı ama bir o kadar da keskin, kendi felsefesini mutlaklaştıran bir kalemi var. Ancak 96. sayfadaki “Kim Payidar Kalacak?” başlıklı bölüme geldiğimde, yazarın bakış açısı ile benim tarih ve saygı anlayışım arasında çok net bir zıtlık belirdi. Yazar bu bölümde, ahiret ve fani/baki kavramlarını işlerken Atatürk’ün o bilinen "Benim nâçiz vücudum..." sözünü kelime kelime masaya yatırıyor. Dünyevi yapıların geçiciliğini anlatmak adına, bu devletin kurucu vizyonunu ve o vizyona emek veren milyonların gayretini "boş bir vehim" veya "aldanış" olarak nitelendiriyor. Ben ne bir fikrin körü körüne fanatiğiyim ne de tarihi tek bir dönemden ibaret görenlerdenim. Benim nazarımda tarih bir bütündür; Osmanlı Devleti’nden günümüze kadar bu topraklar için can vermiş, kan dökmüş padişahlar, sultanlar, cephedeki erler ne kadar saygıya layıksa, cumhuriyetimizin kurucusu da o kadar saygıya layıktır. Din veya inanç üzerine bir şeyler yazılırken, toplumsal hassasiyetlere ve kurucu değerlere karalamadan, incitmeden, saygı çerçevesinde yaklaşılması gerektiğine inanıyorum. Kimine göre bu sayfada yazılanlar sıradan bir eleştiri olarak görülebilir, saygı duyarım. Ancak benim için hassas olduğum konularda bir kitaptan soğumak, o yolculuğu bitirmek için yeterli bir sebeptir. Amcamın emeğine saygı duymakla birlikte, kendi düşünce dünyamla taban tabana zıt giden
Din
Küçük ŞeylerMetin Karabaşoğlu · İz Yayıncılık · 2018293 okunma