Hepimiz insanlığa her durumda bir amaç olarak davranmalı,asla sadece bir araç olarak görmemeliyiz. İnsanlar kullanılacak araçlar ya da planlarımızdaki piyonlar değildir, herkesin kendine has kişisel değerleri vardır. Herkes önemlidir.
Epikür her bir mutluluk parçacığına deger vermemiz, sevdigimiz şeylerin tadını çıkarmamız, bütün fırsatları degerlendirmemiz konusunda bizi yüreklendirir...Gereken tek şey, sade heveslerle ve mürnkün olan en küçük isteklerle yõnlendirilmektir.
Bir şey ne var olduğu sürece, ne de var olmadığı sürece başlayabilir; çünkü var olduğu sürece, ilk olarak başlaması söz konusu değildir; ama var olmadığı sürece, başlaması da söz konusu değildir. Eğer Evrenin ya da bir şeyin başlamış olması gerekiyorsa, o zaman yoklukta başlamış olmalıdır. Kant'ın Evrenin uzayda ve zamanda sonluluğu ya da sonsuzluğu üzerine antinomisi bunu içerir.
Uçurtma demiş ki:" Ah ! ipim olmasaydı !"
Kant,ın güvercini daha ileri gitmiş: " Bir de şu hava olmasaydı !.." demiş. Her ikisi de kendilerini gökyüzüne yükselten şeyin bu iple hava olduğunu unutmuşlar....
Kant nasıl akılcılık eleştirisinden sonra metafiziğin imkânını sorgulamışsa, şimdi de Hegelci felsefenin yıkılışından sonra felsefenin mümkün olup olmadığı... sorgulanmalıdır.
Hegelci diyalektik öğretisi, felsefi kavramların kendilerinden ayrışık olanı kavramakta kullanılabileceğini gösterme yolundaki benzersiz girişimi temsil ediyorsa ve bu girişim başarısız olduysa diyalektikle ne tür bir ilişki kurulması gerektiğinin hesabını verme vakti çoktan gelmiştir.