Üç akçe
Âdemleri arar olduk Âdemoğlu içinde Terazisi bozuk tartan Kantar mezhebinde Kardeşini üç akçeye süren Pazar yerinde Sadâkatin kıymeti yok Menfaat rağbetinde Ekmek yediği kaba Tekmeyi vuran gördüm Gölgesinde serinleyip Ağacı kıran gördüm İnsan dedikleri şey buysa Eğer bu çağda Ben nice hayvanda Daha çok vefâ gördüm Şeyma Öztürk
Akmıyorsa, benden bu kadar o zaman Elinle koysan da bulunmam Kantar hep kendinden mi yana? Har vurup harman savurduğun halde Geldim üryan, yangın her yan Kırıldı aynam, görecek mi? Aşk ile terli bu hayvan Desturla öğrenecek mi?
Reklam
Şiir
​Gönül heybesi boş, lakin ellerde son model bir cam, Sevdayı taksit sanıyor, ruhu dersen sırf evham. Eskiden bir tebessüm yeterdi dünyayı kurmaya, Şimdikilerde iştah büyük, niyet yok huzur bulmaya. ​Boyalı dudaklarda bir kantar, tartar her şeyi altınla, Aşkı bir kupa sanır, yarışır en hızlı atınla. Vefa dediğin nedir ki? Menfaat bitince rafa kalkan, Gözler hep yükseklerde, gönül ise kibrine kalkan.
Edebiyat
Ayarını bozduğun kantar, gün gelir evladını tartar..
Kantar beğenmez, ağır acılar düştü payımıza. Ezildi milyarların pazuları, kaslar, sert mizaçlar. Olan yükü çocukların minik parmaklarına Bırakıp çekildi o lanetli uluslar. 🇵🇸 L-Dopa
Ey gönül kendini vezn etmeye kantar ara bul! Yürü git, kantarına hâlis olan a’yar ara bul! Kapatırlar seni bir hâl-i haraba yalınız Ol karanlık geceler kendine bir yâr ara bul Hafız Ahmet Soyyiğit İnsanın önce kendi iç dünyasını, ahlakını ve amellerini tartması gerekir. Ancak bu tartı (ölçü) rastgele bir şey olmamalıdır. Doğruyu yanlıştan ayırmak için "hâlis" yani saf, yanıltmayan bir rehber ya da manevi bir ölçü birimi bulman şarttır. "hâl-i harab" ile kastedilen kabir veya dünyanın fani dertleridir. İnsan eninde sonunda yapayalnız kalacaktır. O zifiri karanlıkta (ölümde veya manevi bunalımda) sana ışık olacak, seni terk etmeyecek gerçek bir "dost" (Allah veya salih ameller) edinmelisin.
Din
Reklam
Reklam