Çoğu kez dur demiş olabilirim kendime,
Ama engel olamıyorum işte.
Bir gece yarısında hüzne dönüşüyorsun.
Sağıma bakıyorum, soluma bakıyorum.
Gözlerimi kapatıyorum, yoksun.
Gözlerimi kapatıyorum ve başlıyor, İçimde bir muhabbet "konuşulacak insan çok az kimseyle konuşulmuyor."
İçimden konuşuyorum. İçimden bir cümle "her şeyden uzak kendimle bir yer." o kadar çok iyi anlıyorum ki tüm mekânlar sadece içimde.. Vaziyet bu, bu aralar içimden kimseyle anlaşmak gelmiyor..
kapatıyorum ateş saçan gözlerimi
bakmayayım diye onun gözlerinin derinliklerine
bakışlarının perişan edici aleviyle
kalbim kavrulup küt küt atmasın diye
Gecenin ambiyansını da seviyorum. Sadece abajuru açıp tavandaki ışığı kapatıyorum. Temiz ve düzenli ev, loş ışık altında kendini daha da güzel gösteriyor. Bu ışık altında kanepede kitap okumak da güzel, masaya geçip dün yarım bıraktığım filmi izlemeye devam etmek de keyifli.
"Araba yolculuğumuzda da bu kadar sinir bozucu olacak mısın?" diye sordum.
"Büyük ihtimalle."
Uzun bir iç çektim. "Telefonu kapatıyorum. İyi geceler, Charlie."
Benimkinden daha sesli ve daha uzun bir iç çekti. "İyi geceler, Bailey."