Ona göre ileri kapitalizmin çekirdeği toplumsal ilişkilere aracılık eden bir büyük gösterinin yaratılmasıydı. Büyük Gösteri sadece imge üretmek yerine halka roller ve ihtiraslar atfediyordu. Kapitalizm geliştikçe toplumdaki işbölümü daha istikrarsız hale gelmişti. Hiç kimse belli bir tür iş sahibi olacağına güvenemiyordu ve işin bir kendi kendini gerçekleştirme aracı olabileceği fikri gitgide gerçekliğini kaybediyordu. Bu koşullarda insanları yeniden motive etmek gerekecekti. Hızla gelişen otomasyon sayesinde üretim sürecinde insan ihtiyacı azalmış olabilir. Ekonomi için önemli olan tüketimin devamına duyulan ihtiyaçtır. Şöhret kültürünün de nedeni budur; herkese on beşer dakikalık şöhret sunarak hayatları boyunca çekmek zorunda oldukları can sıkıntısına razı eder onları.
**Bütün dünyanın “uygarlık krizi” yaşadığı bir dönemde, insanlık “yeni bir yol” arayışıyla karşı karşıyadır. Sezai Karakoç’a göre bu yeni yolun mimarı “diriliş insanı” ve ondan peyda olacak nesil
İnsan kazanıyor ancak huzuru yok... Üretiyor-tüketiyor fakat hiç bir şeyin tadı yok... Büyüyor ama nedense ruhu yok...
İnsanoğlu daha çok tükettikçe, kapitalizmin çarklarına su taşımaya devam ettikçe, kendisini tükenişe götüren bu sürecin bir parçası olmayı sürdürmekte ve sonunda hüsrana mahkum olmaktadır...
Saat gece yarısını çoktan geçti. Şehir elini eteğini çekmiş; dışarıdaki sessizliği yalnızca uzaktan gelen birkaç köpeğin huzursuz havlaması bölüyor. Odanın karanlığını yırtan yegâne şey avucumun
Diriliş ruhu ve düşüncesi, öbür düşünce ve ülkülerden ayrıldığı gibi, diriliş eylemi de öbür eylemlerden kesin bir şekilde ayrılır.
Ne kapitalizmin sömürüsü, ne komünizmin terörü, ne batacılığın anarşizmi, ne taklitçiligin ezberciligi, diriliş eyleminin özelliği olabilir. Ve ne hile, ne de pasifllik. Ne reklâm ve ne de propaganda.
Diriliş eylemi, kişiliğin dışavuruşu, kimligin belirlenişi ve varoluş ısrarı demektir.
Tek tek çoğalmak. Durmadan bilinçlenmek. Bilinç kılıcını durmadan bilemek: Diriliş eyleminin çıkış noktası budur.